Medya ve iletişim sektöründe yıllardır fırtınalı günler yaşayan Türkiye, son dönemde önemli değişimlere sahne oluyor. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu gibi kurumlar, hem düzenleyici hem de yenilikçi bir rol üstlenerek dikkatleri üzerine çekiyor. Bu kurumların liderlik koltukları, sadece idari değil, aynı zamanda stratejik kararların merkezinde yer alıyor. Peki, bu koltuklar nasıl el değiştiriyor ve deneyimli isimler yeni arenalara nasıl adım atıyor? Özellikle, kamuoyunda yakından takip edilen figürlerin kariyer yolları, sektördeki güç dengelerini yeniden şekillendirebiliyor. Son gelişmeler, bu dinamikleri bir kez daha gözler önüne seriyor ve merak uyandıran bir hikaye vaat ediyor.
İşte tam da bu noktada, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nda tam altı yıl boyunca başkanlık yaparak medya ekosistemini şekillendiren bir ismin hikayesi devreye giriyor. 24 Ekim 2025 tarihinde gerçekleştirilen bir seçimle, bu görevini yeni bir lidere devreden Ebubekir Şahin, RTÜK'ün en uzun soluklu başkanlarından biri olarak tarihe geçti. Şahin'in ayrılışı, sadece bir görev değişimi değil; aynı zamanda onun geniş kariyer yelpazesinin bir sonraki sayfasını açan bir dönüm noktasıydı. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yapılan resmi bildirime göre, Şahin bu kez telekomünikasyonun dev aktörlerinden birinin kapısını çaldı ve Türk Telekom Genel Müdürlüğü koltuğuna atandı. Bu atama, medya düzenlemesinden dijital altyapı yönetimine uzanan köprüyü kurarak, Şahin'in çok yönlülüğünü bir kez daha kanıtlıyor.
Ebubekir Şahin'in yolculuğu, 1974 yılında Karadeniz'in yeşilliklerle çevrili bir ilçesinde, Rize'nin Çayeli'nde başlamıştı. O dönemde, küçük bir kasabanın sakin hayatı, genç bir aklın büyük hayalleriyle doluydu. İlköğrenimini memleketinde tamamlayan Şahin, lise yıllarında Sakarya'ya uzanan bir maceraya atıldı. Bu erken dönem, onun iletişim tutkusuyla tanışmasının temeliydi. 1995'te Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun olduğunda, medya dünyasının kapıları aralanmıştı. Ama durun, bu sadece başlangıçtı; 2002'de aynı üniversitede Gazetecilik Anabilim Dalı'nda yüksek lisans yaparak, teorik altyapısını pekiştirdi. Şahin'in bu eğitim serüveni, onu sadece bir yönetici değil, aynı zamanda vizyoner bir düşünür haline getirdi – bir düşünün, bu birikimle kaç stratejik karar şekillendirilmişti?
Kariyerinin ilk adımları, devlet kurumlarının koridorlarında atıldı. İçişleri Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'nde memur olarak başlayan Şahin, kamu hizmetinin inceliklerini en baştan öğrendi. Refah-Yol hükümetleri döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde milletvekili danışmanlığı yaparak, politik arenanın nabzını tuttu. 2002 yılı, AK Parti'nin ilk döneminde bir sıçrama tahtası oldu: Adalet Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Özel Kalem Müdürlüğü ve Daire Başkanlığı gibi rollerle bürokrasinin kalbine indi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkan Müşavirliği ve Başbakanlık Halkla İlişkiler Müşavirliği görevleri ise onu medya ve iletişim stratejilerinin ustası yaptı. Bu dönemler, Şahin'in kriz yönetiminden halkla ilişkiler sanatına kadar uzanan becerilerini demir gibi dövdü. Peki, bu deneyimler onu nereye taşıyacaktı? Heyecan verici kısım, Anadolu Ajansı'ndaki yükselişiyle başlıyor.
2011-2014 yılları arasında Anadolu Ajansı'nda İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı, Genel Müdür Yardımcılığı ve Genel Müdür Vekilliği rollerini üstlenen Şahin, haber akışının ve operasyonel gücün nasıl yönetileceğini birebir yaşadı. Bu kurum, Türkiye'nin bilgi damarlarından biri olarak, hızlı kararların hayat kurtardığı bir okul gibiydi. Şahin burada, sadece idari liderlik değil, aynı zamanda yenilikçi yaklaşımlarla fark yarattı. Ardından gelen 2014-2017 dönemi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nda Müsteşar Yardımcısı ve Müsteşar olarak zirveye taşındı. Sosyal politikaların karmaşık labirentinde yol alan Şahin, aile yapılarından toplumsal dayanışmaya kadar geniş bir yelpazede etki bıraktı. Bu roller, onun empati dolu liderlik tarzını pekiştirdi – zira, bakanlık koridorları sadece dosyalarla değil, insan hikayeleriyle doluydu.
RTÜK macerası ise 2017'de resmileşti. 6112 sayılı RTÜK Kanunu'nun 35'inci maddesi uyarınca, TBMM Genel Kurulu'nda 16 Ekim 2017 tarihinde AK Parti kontenjanından Üst Kurul Üyesi seçildi. Bu seçim, Şahin'in medya düzenleme sahasındaki yetkinliğini tescilledi. Üyelikten başkanlığa uzanan yol, 23 Ocak 2019'da yapılan bir başka seçimle açıldı. O günden itibaren, Şahin RTÜK'ün kaptanı olarak, radyo ve televizyon yayıncılığının standartlarını yeniden tanımladı. Dijital dönüşümün hız kazandığı yıllarda, yayın ihlallerinden içerik denetimine kadar pek çok alanda kararlar aldı. Üstelik, 18 Ekim 2023'te yeniden seçilerek dördüncü dönem başkanlığını sürdürdü – bu, altı yıllık bir miras demekti. Şahin'in başkanlığı, sektördeki tartışmaları alevlendirdi; bazıları onu katı bulurken, diğerleri yenilikçi bir dengeleyici olarak gördü. Peki, bu yoğun tempodan sonra ne olacaktı? Ayrılış haberi, herkesin nefesini kesti.
24 Ekim 2025'te yapılan seçim, Mehmet Daniş'i yeni başkan olarak taçlandırdı. Şahin, koltuğu devrederken, RTÜK'ün geleceğini şekillendiren bir miras bıraktı. Ama asıl sürpriz, hemen ardından gelen atamaydı. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na bildirilen karara göre, Şahin Türk Telekom Genel Müdürü olarak atandı. Telekomünikasyon devi Türk Telekom, Türkiye'nin dijital omurgası konumunda; fiber optik ağlardan 5G yatırımlarına kadar uzanan bir ekosistem. Şahin'in bu role geçişi, medya ile telekomünikasyon arasındaki sinerjiyi güçlendirecek mi? Düşünün: Bir yanda yayıncılık düzenlemeleri, diğer yanda veri akışının efendiliği. Bu atama, Şahin'in kariyerindeki en iddialı hamle olarak görülüyor ve sektör analistlerini yeni senaryolar üzerine düşündürüyor.
Şahin'in kişisel hayatı da bu profesyonel fırtınaya dinginlik katıyor. Evli ve iki çocuk babası olan Şahin, İngilizce bilgisiyle uluslararası arenada da rahatça manevra yapabiliyor. Ailesi, onun yoğun temposuna destek olurken, Şahin'in Karadeniz kökenli sakinliği, kararlarında belirginleşiyor. Bu atama sonrası, Türk Telekom'un stratejik hamleleri merak konusu. Örneğin, Şahin'in RTÜK'teki deneyimleriyle, yayıncılık entegrasyonunda yeni modeller mi getirecek? Veya, dijital erişimdeki eşitsizliklere karşı sosyal politikalarla harmanlanmış yaklaşımlar mı? Bunlar, önümüzdeki aylarda netleşecek detaylar.
Bu geçiş, Türkiye'nin iletişim haritasını yeniden çiziyor. Ebubekir Şahin gibi bir figürün, RTÜK'ün katı kurallarından Türk Telekom'un yenilikçi hızına sıçraması, sektördeki güç akımlarını aydınlatıyor. Gelecekte, medya özgürlüğü tartışmalarından telekom yatırımlarına kadar uzanan bir yelpazede Şahin'in izini süreceğiz. Belki de bu, sadece bir atama değil; dijital çağın yeni bir faslının açılışı. Sizce, bu hamle Türkiye'nin bağlantılı geleceğini nasıl dönüştürecek? Tartışmalar sürüyor, ama bir şey kesin: Şahin'in hikayesi, bitmek bilmeyen bir ilham kaynağı.