Hafta sonu haber bültenleri, genellikle sakin bir tempoda ilerlerken, bu kez Ankara'dan gelen haberler adrenalini yükseltiyordu. Sunucunun Ankara muhabiriyle bağlantısı, izleyicileri anbean bilgilendiriyor, siyasi arenanın nabzını tutuyordu. Program, sadece sonuçları değil, arka planı da aydınlatarak, izleyicilere tam bir panorama sunuyordu.
Özgür Özel'in açılış konuşması, kurultayın yıldızıydı. 74 dakika süren bu hitap, salonda uzun süreli alkışlara neden olmuştu. Özel, "Bu kurultay muhalefetteki son kurultayımız... 40'ncısı iktidardaki ilki olacak" diyerek, delegeleri motive etmişti. Bu sözler, partinin stratejik hedeflerini netleştiriyor, iktidar yürüyüşünü ilan ediyordu. Konuşma, tarihi bir dönüm noktası olarak nitelendiriliyor, izleyicilerde umut dalgası yaratıyordu.
Özel, konuşmasında yargı sistemine sert eleştiriler yöneltti. "Tayyip Bey'in güvendiği tek şey AK Parti'nin yargı kolları... Ekrem İmamoğlu bizim adayımız, plan A, B ve Z... Kendine güveniyorsan sandığı getir" diye meydan okuyordu. Bu, cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair bir taktik hamleydi; halk iradesini merkeze koyuyordu. "Acıyı göze alıyorum ama boyun eğmiyorum... Güç, onur, şeref vaat ediyorum" ifadeleri, mücadele azmini simgeliyordu.
Parti içi yenilenmeye de değinen Özel, "CHP arındırılacaksa, bizi %25'e hapsetmek isteyenlerden, meydanlardan koparmak isteyenlerden arındırılacak" diyordu. Bu, Kemal Kılıçdaroğlu taraftarlarına dolaylı bir uyarıydı; Sabah Gazetesi'ndeki röportajı eleştirerek, "Tarih bunu yazacak" ekliyordu. Konuşma, partiyi geçmişten kopararak geleceğe odaklanıyordu; "Artık yenilgiye alışmayacağız... Kadın kolları sirke banlamayacak, gençlik kolları evine giremeyecek" metaforları, duygusal derinlik katıyordu.
Özel'in vaatleri, ekonomik ve demokratik reformlara uzanıyordu. "Güçlü ordu, güçlü ekonomi, güçlü demokrasi... Zincirleri kıracağız" sözleri, ulusal kurtuluşu çağrıştırıyordu. Kürt sorununun demokratik çözümünden bahsederek, CHP'yi kapsayıcı kılıyordu; bu, partinin geniş tabana yayılma stratejisiydi. Delegeler, bu kısımlarda ayağa kalkmış, coşku doruktaydı.
Konuşmanın etkisi, program boyunca tartışılıyordu. Sunucu, "Mesajlar çok önemliydi" diyerek, Özel'in liderlik vasıflarını övüyordu. Bu hitap, muhalefetin birleşme çağrısını güçlendiriyor, iktidara alternatif sunuyordu. İzleyiciler, bu vaatlerin nasıl somutlaşacağını merak ediyordu.
Kurultayın bağlamı, İstanbul davaları ve olağanüstü kongrelerle zenginleşiyordu. İki yılda dört kurultay, partinin direncini gösteriyordu. Özel'in oy artışı, birlikteliği kanıtlıyordu. Bu süreç, Türkiye siyasetinin dönüm noktasını işaret ediyordu.
Sonuçta, Özel'in konuşması, sadece bir hitap değil, manifesto niteliğindeydi. Vaatler ve meydan okumalar, izleyicileri harekete geçiriyor; muhalefetin yükselişini müjdeliyordu. Program, bu anları tekrarlayarak, etkisini pekiştiriyordu.