Türkiye'nin siyasi sahnesi, eski MHP milletvekili Yavuz Selim Demirağ'ın SÖZCÜ TV'deki son röportajıyla adeta bir fırtınaya yakalandı. 30 Kasım 2025'te yayınlanan bu çarpıcı sohbet, sadece bir eski siyasetçinin anılarını değil, güncel iktidar ittifaklarının en karanlık sırlarını masaya yatırdı. Demirağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli'nin gizli İmralı süreçlerini, Meral Akşener'in olası "hainlik" hamlesini ve siyasi İslamcıların ulus devletimizi yok etme planlarını tek tek ifşa etti. Röportaj, Demirağ'ın yılların birikimiyle dolu öfkeli ve net üslubuyla ilerlerken, izleyicileri "Bu ittifak ne zamana kadar sürecek?" sorusuyla baş başa bıraktı. Bu açıklama, muhalif kesimlerde coşku, iktidar çevresinde ise panik dalgası yarattı. Demirağ, Erdoğan'ın bir kez daha "kandırıldık" diyeceğini öngörerek, Bahçeli'nin "kurbanlık" rolünü vurguladı. Peki, Akşener'in Bahçeli'yi devirip AKP saflarına geçeceği iddiası gerçek mi? Bu röportaj, 2026 seçimlerine dair senaryoları baştan yazdırabilir ve Türkiye'nin kaderini belirleyecek tartışmaları alevlendirebilir.
Röportaj, Demirağ'ın MHP içindeki eski günlerine dair nostaljik bir girişle başladı. Eski milletvekili, partinin milliyetçi köklerini överek, bugünkü halini eleştirdi. *MHP eskiden milliyetçiydi, şimdi sadece adını taşıyor,* diye haykıra haykıra anlattı Demirağ, sesinde derin bir hayal kırıklığı vardı. Bahçeli'nin liderliğini "yüzeysel" diye niteledi; *O kitap okumaz, dosya incelemez, sadece sohbet eder, dedikodu yapar.* Bu sözler, MHP tabanını ayağa kaldıracak nitelikteydi. Demirağ, partideki idealistlerin tasfiye edildiğini, Türk milliyetçiliğinin susturulduğunu iddia etti. Röportajın stüdyo ışıkları altında, Demirağ'ın yüzündeki ifadeler, yılların birikmiş öfkesini yansıtıyordu. Sunucu, onu konuşturdukça, MHP'nin iç dinamikleri bir bir dökülüyordu. Bahçeli'nin "devlet adamı" imajını yerle bir eden Demirağ, liderin gizli görevler üstlendiğini ima etti: Erdoğan'ı korumak için okları üzerine çeken bir "kurbanlık koyun" gibi. Bu metafor, izleyicileri güldürürken düşündürdü; zira Bahçeli, 1999'dan beri benzer rollerle anılıyordu. Demirağ, o dönemi hatırlatarak, Bahçeli'nin Öcalan'ın idamını engellemek için devreye girdiğini savundu. *Devlet ona güveniyor, ama o güveni kötüye kullanıyor.*
Konuşmanın dönüm noktası, Erdoğan-Bahçeli ittifakının perde arkasına dair iddialardı. Demirağ, Cumhurbaşkanı'nın İmralı ziyaretlerini "devlet sırrı" kisvesi altında eleştirdi. *Bu süreç gizli kapaklı, Erdoğan yarın öbür gün 'Kandırıldık' diyebilir,* diye kestirip attı, sesi stüdyoyu doldururken. Bu ifade, Erdoğan'ın FETÖ sonrası meşhur "kandırıldık" retoriğine atıftı; Demirağ, Dolmabahçe Mutabakatı'nı örnek göstererek, benzer bir senaryonun tekrarlandığını iddia etti. Bahçeli'nin rolü burada kritik: *O, yıldırım çekiyor, Erdoğan'ı koruyor.* Demirağ, ittifakın 25 yıllık bir "komplo" olduğunu savundu; Bahçeli, 1999'da başbakan yardımcılığında Öcalan'ı kurtarmış, şimdi de İmralı'da aynı oyunu oynuyordu. Röportaj sırasında, ekranlara yansıyan arşiv görüntüleri –Dolmabahçe'deki koltuk düzeni, Öcalan'ın fotoğrafları– izleyicilere somut bir tablo sundu. Demirağ, *Erdoğan affetsin diyecek, ama bu sefer affetmeyecekler,* diye ekledi, gizli bir gülümsemeyle. Bu uyarı, iktidar koalisyonunun çatlaklarını gözler önüne seriyordu; sosyal medyada anında #Kandırıldık etiketi trend oldu.
En bomba iddia ise, Meral Akşener'in geleceğine dairdi. Demirağ, eski İYİ Parti liderinin Bahçeli'yi devirip AKP'ye katılacağını öne sürdü. *Akşener, Bahçeli'yi devirecek ve AKP'ye gidecek,* diye net bir şekilde ilan etti, salonda bir sessizlik yaratarak. Bu senaryo, Akşener'in MHP'den ayrılışını ve İYİ Parti'yi kuruşunu hatırlatıyordu; Demirağ'a göre, bu bir "hainlik" döngüsüydü. Akşener'in erken seçim çağrılarını "tiyatro" diye niteledi; *O, Bahçeli'yi bitirip Erdoğan'ın kucağına atlayacak.* Röportajın bu kısmı, muhalifleri şoke etti; Akşener'in sadık tabanı, "İhanet mi?" diye sorgulamaya başladı. Demirağ, detaylara girerek, Akşener'in MHP içindeki eski dostlarını nasıl sattığını anlattı. *O, milliyetçiliği kullandı, şimdi satıyor.* Bu iddia, İYİ Parti'nin iç dinamiklerini de sarsacaktı; Demirağ, Akşener'in "gizli pazarlıklarını" ima ederek, erken seçimlerin bu planın parçası olduğunu savundu. Sunucu, bu noktada araya girerek doğrulama sordu, ama Demirağ, *Görün ve inan,* diye yanıt verdi, emin bir tonla.
Siyasi İslamcıların "ümmet" projesi, röportajın en derin katmanını oluşturuyordu. Demirağ, radikal grupların ulus devleti ve cumhuriyeti yok etmek için çalıştığını iddia etti. *Amaçları Anadolu'da İslami federasyon kurmak,* diye haykırdı, parmağını kameraya sallayarak. Bu plana göre, Barzani'nin ziyaretleri ve Şırnak'taki gizli toplantılar, Kürt-İslam ittifakını güçlendiriyordu. Demirağ, din kisvesi altında ilerleyen bu komployu eleştirdi: *Dini kesimi kandırıyorlar, ümmet diye federasyon kuracaklar.* İmralı ziyaretleri, bu projenin bir parçasıydı; Öcalan'a "sekreter" atanması, gizli çıkış planları, hepsi "devlet bekası" yalanıyla örtülüyordu. Demirağ, CHP'nin komisyona girmesini ama ziyareti bozmasını savundu: *Gizlilik devam ederse, çekilsinler.* Röportaj sırasında, Barzani-Erdoğan kucaklaşması görüntüleri gösterildi; Demirağ, *Bu ümmet kardeşliği, ama cumhuriyetin sonu,* diye yorumladı. Bu bölüm, dini ve milliyetçi kesimleri ayağa kaldırdı; sosyal medyada "Ümmet tuzağı" tartışmaları patladı.
MHP içindeki "darbe" söylentileri ise Demirağ'ı güldürdü. Şamil Tayyar'ın Bahçeli'ye darbe uyarısını hatırlatarak, *MHP'de darbe yapacak ekip yok,* diye alay etti. İsmail Özdemir'in yalanlamasını onayladı, ama partinin milliyetçi ruhunun öldüğünü vurguladı. *Darbe kelimesi istismar ediliyor, Mehmet Metiner gibi isimler kaos yaratıyor.* Demirağ, MHP'nin sadece "isim" kaldığını, idealistlerin sustuğunu anlattı. Bu analiz, MHP tabanını derinden yaraladı; röportaj sonrası, parti içinde sessiz bir isyan dalgası başladı. Demirağ, Ayyüce Türkeş ve Sercan Taşçı gibi isimleri överek, meclisteki ordu hakaretlerine sessiz kalanları kınadı: *Askerlere küfür edilirken sadece ikisi itiraz etti.*
Röportajın yankıları, yayınlanır yayınlanmaz sokaklara taştı. SÖZCÜ TV'nin YouTube videosu, saatler içinde milyonlara ulaştı; #AkşenerHain etiketiyle paylaşımlar yağdı. Muhalif gazeteciler, Demirağ'ı "gerçeğin bekçisi" diye övdü; iktidar medyası ise "eski hesaplar" diye geçiştirdi. Bu iddialar, 2026 seçimlerine dair spekülasyonları alevlendirdi: Akşener'in AKP'ye geçişi, ittifakı güçlendirir mi? İmralı süreci, Erdoğan'ı "kandırır" mı? Demirağ'ın uyarıları, CHP'yi harekete geçirebilir; komisyon çekilmesi gündeme gelebilir. MHP'de iç hesaplaşma, Bahçeli'nin koltuğunu sarsabilir. Siyasi İslamcıların ümmet hayali, ulusalcıları birleştirebilir. Bu röportaj, sadece bir sohbet değil; bir siyasi deprem.
Yavuz Selim Demirağ, röportajda ailesini de andı; kardeşi Nazif'le sohbetlerini, milliyetçi geleneği vurguladı. Köşe yazarlığı ve kitaplarıyla tanınan Demirağ, bu platformda sesini yükseltti. SÖZCÜ'nün cesur yayıncılığı, tartışmayı domine etti; kanal, abone rekorları kırdı. Demirağ'ın "Emin olun" diye bitirdiği cümleler, izleyicileri düşündürdü: Erdoğan ne yapacak? Akşener nerede duracak? Bu sorular, Türkiye'yi haftalarca meşgul edecek.
Sonuçta, Demirağ'ın şok iddiaları, iktidarın temellerini sarsıyor. Bahçeli'nin kurbanlığı, Akşener'in ihaneti, ümmet tuzağı – hepsi birer uyarı. Erdoğan'ın "kandırıldık" deme ihtimali, tarihi değiştirebilir. Bu röportaj, cumhuriyetin savunucularına çağrı: Uyanın! Gelecek seçimler, bu sözlerin meyvesini verecek; Türkiye, kaderini kendisi yazmalı.