Kent merkezlerinde düzenlenen büyük çaplı etkinlikler, zaman zaman kamuoyunun gündemine oturuyor. Özellikle katılımın yüksek olduğu bu tür organizasyonlar, organizatörlerin kimliği ve içeriğiyle birlikte geniş kesimlerde ilgi çekiyor.
İki gün önce İzmir'de binlerce kişinin katıldığı bir miting düzenlendi. Bu etkinlik, Menzil cemaati tarafından organize edildi ve gövde gösterisi niteliği taşıdı.
Toplantıda topluca dualar edildi, ilahiler okundu ve nutuklar atıldı. Etkinliğin adı toplu tövbe seansı olarak ifade edildi.
Bu organizasyon için devlet makamlarından, örneğin İzmir Valiliği'nden izin alınıp alınmadığı sorusu gündeme geldi. İzin alınmadığı belirtildi.
Günlük hayatta birkaç kişinin bir araya gelerek masum bir basın açıklaması yapması durumunda bile güvenlik güçlerinin müdahale ettiği, katılımcıların coplandığı veya gözaltına alındığı örnekler hatırlatıldı. Bu tür durumlarda masum insanların tutuklanabildiği vurgulandı.
Menzil cemaatinin yapısı ise ayrı bir dikkat çekici unsur olarak öne çıktı. Bu oluşumun benzeri olmayan bir özellik taşıdığı ifade edildi.
Eskişehir ve Adıyaman'da cemaate ait büyük yerleşim birimleri bulunduğu aktarıldı. Bu alanlar köylerden ilçeye dönüşecek kadar büyüdü.
Ziyaretçiler için camiler, oteller, marketler, sağlık tesisleri, kafeler, mağazalar, restoranlar ve parklar inşa edildi.
Bu yerleşimleri Menzil şeyhleri yönetiyor. Şeyhler birbirlerinin yakın akrabası olsa da aralarında büyük bir miras kavgası yaşanıyor.
Bu kavga, trilyonlarca servet üzerinden dönüyor. Servetlerin, gariban ve fakir insanların, müritlerin sırtından elde edildiği belirtildi.
Konuyla ilgili detaylı bilgi veren bir kitap önerildi. Saygı Öztürk'ün "Menzil. Bir Tarikatın İki Yüzü" adlı eseri, cemaatin iç yüzünü ve kavgaları anlattığı için okunması tavsiye edildi.
Bu yerleşim birimleri uzun yıllardır devlet gözetiminde duruyor. Cemaatin hükümet desteğini arkasına aldığı, faaliyetlerini hızla sürdürdüğü ifade edildi.
Devletin bu durumu görmezden geldiği eleştirisi yapıldı. Günlük hayatta küçük toplanmalara müdahale edilirken, bu tür büyük organizasyonların göz ardı edildiği vurgulandı.
Devrim yasalarının uygulanmadığı sorusu yöneltildi. Bu tür oluşumların varlığı, yasaların tozlu raflarda kaldığı yorumuna yol açtı.
Ayrı bir bölümde ise TRT'nin haber anlayışı eleştirildi. İstanbul'un yoğun kar yağışında trafik kilitlenirken, TRT Haber'in bu olayı yalnızca İETT otobüslerini vurgulayarak haberleştirdiği belirtildi.
Haberlerde her cümlede İETT otobüslerinin yolda kaldığı ifadeleri kullanıldı. Örnekler şöyle aktarıldı: "Trafik durma noktasına geldi, sokaklar piste döndü. Birçok İETT otobüsü yolda kaldı...", "Sultangazi’de birçok İETT aracının yolda kaldığı ve ilerlemediği görüldü...", "Esenler’de araçlar ağır ilerlerken Gazi Caddesinde İETT otobüsleri yolda kaldı...", "Üsküdar’da bazı İETT otobüsleri arıza ve yağış nedeniyle yolda kaldı...".
Bu yaklaşımın amacı, İBB'ye bağlı İETT'yi yıpratmak olarak değerlendirildi. Kar yağışını siyasete alet etmekten utanç duyulması gerektiği ifade edildi.
Binlerce aracın yolda kaldığı bir olayda yalnızca İETT'nin öne çıkarılması, haberin siyasi propaganda içerdiği şeklinde yorumlandı.
Devlet kuruluşunun bu tür yozlaşmış habercilik yapmasının yakışıksız bulunduğu vurgulandı.
Sonuç olarak, Menzil cemaatinin İzmir'deki etkinliği ve yerleşimleri, devlet desteğinin alınması tartışmalarını beraberinde getirdi. TRT'nin haber sunumu ise ayrı bir eleştiri konusu oldu. Bu gelişmeler, toplumsal ve siyasi dinamikler açısından önemli soru işaretleri yaratmaya devam ediyor.