Siyasi gündem, son günlerde Meclis'teki hararetli tartışmalarla dolup taşıyor. Özellikle dış politika konuları, iç siyasetin de önemli bir parçası haline gelirken, milletvekillerinin ifadeleri sıkça kamuoyunun dikkatini çekiyor. Suriye'deki gelişmeler, bu tartışmaların merkezinde yer alırken, kullanılan kelimeler bazen beklenmedik yankılar uyandırıyor.
Suriye'de SDG olarak bilinen PKK/YPG örgütünün Halep kentinde 6 Aralık 2025'ten itibaren düzenlediği saldırılarda 9 kişi hayatını kaybetmiş, 55 kişi yaralanmıştı. Suriye ordusunun, örgütün kontrolündeki Şeyh Maksud ve Eşrefiyye mahallelerine yönelik operasyonları, bölgedeki gerilimi daha da artırmıştı. Bu gelişmeler, Meclis Genel Kurulu'nda da geniş yer bulurken, muhalefet milletvekilleri Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerdeki kayıplara dikkat çekmişti.
AKP Ankara Milletvekili Leyla Şahin Usta, bu tartışmalar sırasında muhalefetin itirazlarına yanıt verirken dikkat çeken ifadeler kullandı. Usta, "Suriye'de Müslümanlar ölürken sesiniz çıkmıyordu, Aleviler ölünce ortalığı ayağa kaldırıyorsunuz" şeklinde konuşarak, muhalefetin tutumunu eleştirdi. Bu sözler, Alevileri Müslüman kimliğinin dışında gösteren bir yaklaşım olarak algılandı ve kısa sürede büyük tepki topladı.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Usta'nın ifadelerine anında yanıt verdi. Günaydın, bu sözlerin milletvekilinin gerçek düşüncesini yansıtıp yansıtmadığını sorgulayarak, "Eğer bu söz gerçek fikrinizse, 'Ben böyle düşünüyorum' deyin. Gerçek fikriniz değilse –ben öyle olmadığını umuyorum– 'Bu benim ağzımdan irademin dışında, kastımın dışında çıkmış bir laftır' diye düzeltin" çağrısında bulundu. Bu uyarı, Meclis kürsüsünde tansiyonun yükselmesine neden oldu.
Söz konusu ifadeler, sosyal medyada ve siyasi çevrelerde hızla yayıldı. Birçok kullanıcı ve yorumcu, bu yaklaşımın toplumsal birlikteliğe zarar verebileceğini vurguladı. Özellikle Alevi vatandaşların Müslüman kimliğinin tartışmaya açılması, hassas bir konu olarak öne çıktı. Siyasi partiler arasında zaten gergin olan ilişkiler, bu tür ifadelerle daha da derinleşebiliyor.
Meclis'teki bu tartışma, Suriye'deki sectarian gerilimlerin iç politikaya yansımasını bir kez daha gözler önüne serdi. Bölgedeki çatışmalar, farklı mezhep ve etnik grupları etkilemeye devam ederken, Türkiye'deki siyasi aktörlerin dil kullanımı büyük önem taşıyor. Muhalefet, hükümetin dış politika tutumunu eleştirirken, iktidar kanadı da muhalefetin çifte standart uyguladığını savunuyor.
Alevilerle ilgili bu tür ifadeler, geçmişte de benzer tartışmalara yol açmıştı. Toplumsal barışın korunması açısından, siyasetçilerin kelime seçimleri sıkça mercek altında tutuluyor. Günaydın'ın düzeltme çağrısı, bu bağlamda önemli bir adım olarak değerlendirildi. Usta'nın sözleri,是否 iradi olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirdi.
Siyasi gözlemciler, bu olayın önümüzdeki günlerde daha geniş platformlarda tartışılacağını öngörüyor. Meclis tutanakları ve kaydedilen konuşmalar, konunun takipçileri tarafından detaylı şekilde inceleniyor. Özellikle muhalefet cephesi, bu ifadelerin parti politikasıyla örtüşüp örtüşmediğini sorgulamaya devam ediyor.
Suriye'deki gelişmelerin iç politikaya etkisi, uzun süredir gündemde olan bir konu. Halep'teki operasyonlar ve kayıplar, insani boyutuyla da dikkat çekerken, siyasi yorumlar bazen beklenmedik yönlere evrilebiliyor. Bu tartışma, mezhepsel ayrımların siyaset diline yansımasını bir kez daha ortaya koydu.
Sonuç olarak, Leyla Şahin Usta'nın Meclis kürsüsündeki sözleri, geniş bir tepki dalgası yarattı. CHP'nin sert yanıtı ve çağrısı, konunun kapanmayacağını gösteriyor. Siyasi arena'da dilin gücü ve sorumluluğu, bu olayla bir kez daha vurgulandı. Gelişmeler, yakından izlenmeye devam edecek.