Son dönemde medya dünyasında yaşanan gelişmeler, geniş kesimlerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Özellikle dindar kimlikleriyle öne çıkan gazetecilerin adının karıştığı iddialar, kamuoyunda yoğun tartışmalara yol açıyor. Bu tür olaylar, geçmişteki bazı vaaz ve yorumları da yeniden gündeme getirirken, sessiz kalan kesimlerin tutumu merak konusu haline geliyor.
Mütedeyyin gazetecilerin maceraları yakından izleniyor. Kimisi Diyanet'te görev yapmış, kimisi imam hatip veya ilahiyat mezunu, bazıları ise din dersi öğretmeni kökenli. Bu isimler, dindar nesil medyası olarak ekranlara çıkarılırken, şimdi kokain, fuhuş, toplu seks ve şantaj gibi ağır skandallarla anılıyor. İnsanlar doğal olarak merak ediyor; bu gelişmeler karşısında neden sessizlik hakim?
Geçmişte ketçap şehvet uyandırır diyen iktidar yandaşı ulemalardan ses çıkmıyor. Vatandaşın damak tadına günah diyerek ketçap, baharat, kahve ve gazlı içecekleri yasaklamaya çalışan vaazlar verenler, şimdi benzer yorumlar yapmıyor. Bu unsurların şehvet duygularını tetiklediğini iddia eden açıklamalar, bir dönem geniş yer bulmuştu.
Battaniye erkeği gıdıklamamalı, battaniye ve yorgan cinsel dürtüleri rahatsız eden yapıda olmamalı diye akıl verenler de ortada yok. Milletin battaniyesine kafayı takanlar, yorgana adeta porno muamelesi yapanlar, mevcut skandallar karşısında cinsel dürtü vaazı vermiyor. Bu tür detaylı öğütler, günlük hayatın en sıradan unsurlarını bile hedef alıyordu.
Bir erkekle bir kadın asansöre binerse halvet olurlar diyenler suskun. Asansörde olmadığı sürece toplu sekste halvet olunmuyor mu sorusu akıllara geliyor. Kahkaha atan kadınlar iffetsizdir diyen AKP'li meclis başkanı gibi isimlerin görüşleri hatırlanırken, bugünkü olaylara yorum yapılmaması dikkat çekiyor.
Topuklu ayakkabı giymek ayete aykırıdır, parfüm haramdır, kadının saçını boyaması caiz değildir diyen yandaş profesör nerede? Kadının parfüm sıkması veya saç boyatması gibi kişisel tercihleri eleştiren bu görüşler, geniş tartışmalara yol açmıştı. Benzer şekilde, kadınla tokalaşmak ateş tutmaktan daha korkunçtur, bir kadınla bir erkeğin nikahsız ellerinin birbirine değmesi caiz değildir diyen iktidar rektörü de sus pus durumda.
Gençlere halay, horon, kızlı erkekli halk oyunları zinadır diyen milli eğitim müdürü dilini mi yuttu? Bu tür kültürel etkinlikleri günah kapsamına alan açıklamalar, eğitim camiasında yankı bulmuştu. Ayrıca, 1924'te camiler kapatıldı, Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var diyen akademisyen, fuhuş konusuna hakimse neden yorum yapmıyor?
Deve sidiği şifalıdır diyen aynı akademisyen, sidik konusuna bu kadar hakimken mütedeyyin gazetecilerin pozitif çıkan idrar örnekleri hakkında konuşmayacak mı? Bu iddialar, skandalların boyutunu daha da derinleştiriyor. Kokain kullanımı şüphesi taşıyan test sonuçları, geçmişteki şifa reçetelerini akla getiriyor.
Laikleri aşağılamak için yıllardır akıl veren, seküler yaşamı karalayan ulema arkadaşlar şimdi nerede? Her mevzuyu ulemaya soranlar, bu skandallar karşısında neden merak etmiyor? Yandaş ekranlarda ahkam kesen ulemalar ortada yok, mütedeyyin gazetecilerin maceraları hakkında ketçaplı veya baharatlı yorum yapmayacaklar mı?
Bu sessizlik, geçmişteki vaazlarla bugünkü olaylar arasındaki çelişkiyi daha da belirginleştiriyor. Seküler yaşamın en masum unsurlarını bile günah ilan eden kesim, kendi çevrelerindeki ağır iddialara karşı suskun kalıyor. Bu durum, ikiyüzlülük tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.
Mütedeyyin gazetecilerin kokain ve fuhuş skandalları, dindar nesil medyasının güvenilirliğini sorgulatıyor. Toplu seks ve şantaj gibi iddialar, bu isimlerin geçmişteki dini eğitim kökenlerini de gölgeliyor. Kamuoyu, bu çelişkilerin açıklanmasını bekliyor.
Günlük hayatta battaniye, yorgan, asansör gibi sıradan şeyleri cinsel dürtülerle ilişkilendiren vaazlar, şimdi toplu seks iddiaları karşısında anlamını yitiriyor. Kahkaha, topuklu ayakkabı, parfüm ve tokalaşma gibi konuları haram ilan edenler, fuhuş skandallarına neden sessiz?
Halk oyunlarını zina olarak nitelendirenler, milli eğitim sistemindeki pozisyonlarını hatırlatıyor. Genelev iddialarıyla tarihsel yorum yapan akademisyenler, güncel fuhuş olaylarına hakimiyetlerini göstermiyor. Deve sidiği şifası savunucuları ise idrar testlerindeki pozitif sonuçlara yorum getirmiyor.
Sonuç olarak, mütedeyyin gazeteciler skandalı geçmiş vaazları yeniden gündeme taşıyor. Ketçap şehvet uyandırır diyenlerden battaniye öğütlerine kadar uzanan yorumlar, bugünkü sessizlikle kontrast oluşturuyor. Ulemanın ikiyüzlülüğü eleştirileri artarken, bu olaylar uzun süre konuşulmaya devam edecek. Gelişmeler, toplumsal tartışmaları derinleştiriyor.





