Gerçek Gündem Haberleri

Küresel Dengeleri Sarsan Karar ve Ankara'daki Genel Af Söylentisi

ABD'den gelen o şok karar bölgedeki tüm dengeleri değiştirecek. Türkiye'yi yakından ilgilendiren bu hamlenin gölgesinde, Ankara'da konuşulan "60 bin kişilik liste" ve af hazırlığı ne anlama geliyor? İşte detaylar...

Dünya siyasetinde kartlar yeniden karılırken, okyanus ötesinden gelen son dakika haberleri Türkiye'nin de içinde bulunduğu coğrafyada taşları yerinden oynatacak cinsten. Küresel güçlerin Ortadoğu üzerindeki stratejilerini güncellediği bu günlerde, alınan radikal kararlar ve perde arkasındaki pazarlıklar, Ankara'nın hem dış politikasını hem de iç siyasi dengelerini derinden etkilemeye aday. Özellikle ABD'deki yeni yönetimin, bölgedeki bazı köklü yapıları ve hareketleri "terör örgütü" listesine alma kararı, yıllardır süregelen ittifakları ve siyasi akrabalıkları bir anda boşa düşürebilir. Bu hamle, sadece bir dış politika manevrası değil, aynı zamanda bölgesel liderlik hayalleri kuran aktörler için de ciddi bir uyarı niteliği taşıyor.

ABD'nin, Müslüman Kardeşler (İhvan) hareketini ve bağlantılı yapıları terör örgütü ilan etme hazırlığı, bu hareketle tarihsel ve ideolojik yakınlığı bulunan siyasi iktidarlar için soğuk duş etkisi yarattı. Bu karar, bölgedeki krallıkların ve emirliklerin iktidarını koruma refleksiyle ABD ile yaptıkları devasa ekonomik anlaşmaların bir diyeti olarak görülüyor. Hamas ve İhvan üzerinden Türkiye'ye yönelik geliştirilebilecek yeni baskı mekanizmaları ve kumpas planları, önümüzdeki dönemin en sıcak başlıklarından biri olmaya aday. Dışarıda bu fırtınalar koparken, içeride ise yargı paketleri ve af tartışmalarıyla bambaşka bir gündem pişiriliyor.

Ankara kulislerinde, TBMM'ye sunulması beklenen yeni yargı paketiyle birlikte örtülü bir "genel af" hazırlığının yapıldığı yüksek sesle konuşulmaya başlandı. Yaklaşık 60 bin kişiyi kapsayacağı öne sürülen bu düzenlemenin, "kader mahkumu" adı altında sunulsa da, asıl amacın siyasi atmosferi yumuşatmak ve belirli kesimlere mesaj vermek olduğu iddia ediliyor. Terör suçlarının kapsam dışı bırakılacağı söylense de, geçmişteki "Rahşan Affı" örneğinde olduğu gibi, Anayasa Mahkemesi'nin "eşitlik ilkesi" kararıyla kapsamın genişlemesi ve planlanandan çok daha farklı bir noktaya evrilmesi ihtimali, hukukçuları ve siyasetçileri tedirgin ediyor.

Bu af söylentilerinin, İmralı ile yürütülen görüşme trafiği ve yeni anayasa tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gündeme gelmesi ise tesadüf olarak görülmüyor. Planın, siyasi yasaklı bazı isimlerin önünü açmak, yeni kurulması muhtemel siyasi oluşumlara zemin hazırlamak ve toplumsal bir "temiz sayfa" algısı yaratmak üzerine kurgulandığı belirtiliyor. İçerideki bu hukuki düzenlemeler, dışarıdaki jeopolitik sıkışmışlıkla birleştiğinde, iktidarın hem kendi tabanını konsolide etme hem de uluslararası baskıları hafifletme arayışında olduğu yorumlarını güçlendiriyor.

Ayrıca, medyada yankı uyandıran bazı gazetecilere verilen hapis cezaları da bu büyük resmin bir parçası olarak okunuyor. Yargı kararlarının, hukuki gerekçelerden ziyade, siyasi tabana verilen bir "rövanş" ve "hesap sorma" mesajı taşıdığı, muhafazakar seçmeni konsolide etme amacı güttüğü ifade ediliyor. Türkiye, dışarıda terör listeleri ve ambargo tehditleri, içeride ise af paketleri ve yargı sopası arasında sıkışmış bir halde, tarihinin en kritik virajlarından birini dönmeye çalışıyor. Önümüzdeki günler, bu "Büyük Plan"ın ne kadarının hayata geçeceğini gösterecek.