Yaşam

İstanbul’da Sosyal Medya ve İnternet Sitelerine Büyük Soruşturma Dalgası!

Sosyal medya platformlarında beklenmedik bir fırtına kopuyor! Gizemli bir soruşturma dalgası, binlerce kullanıcının takip ettiği hesapları hedef aldı. Neler oluyor, kimler etkileniyor? Bu olay, dijital dünyanın en karanlık köşelerini aydınlatacak mı? Detaylar için okumaya devam edin, şaşırtıcı gerçekler sizi bekliyor!

Sosyal medya, günümüzün en canlı arenası haline geldi. Her gün milyonlarca paylaşım, tartışma ve etkileşimle dolup taşıyor. Ancak bu devasa ekosistem, bazen beklenmedik gölgelerle yüzleşiyor. Özellikle Türkiye'de, dijital platformlar sık sık yasal müdahalelere maruz kalıyor. Bu seferki olay, kullanıcıların merakını doruklara çıkarıyor: Bir dizi hesap aniden sessizliğe büründü, erişim yolları kapatıldı. Peki, bu hamle ne anlama geliyor? Dijital özgürlükler mi yoksa gizli tehditler mi ön planda? Heyecan verici detaylara dalmadan önce, bu tür olayların arka planını düşünelim – sosyal medya, hem bir özgürlük alanı hem de sorumluluk yükü taşıyor.

Asıl bomba, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın devreye girmesiyle patladı. Adnan Oktar suç örgütü lideri olarak bilinen figürün etrafında dönen karanlık bir çember, sosyal medya üzerinden yeniden canlanmaya çalışıyordu. Savcılık, bu çabanın peşine düştü ve "suçu ve suçluyu övmek" suçlamasıyla kapsamlı bir soruşturma başlattı. Bu soruşturma, sadece bir kişinin değil, bir ağın izlerini sürüyor; propaganda unsurları, gizli mesajlar ve organize paylaşımlar radar altında. Düşünün: Ekranlarınızda gördüğünüz o masum gibi görünen postlar, aslında derin bir stratejinin parçası olabilir mi? Bu soru, birçok kullanıcının uykusuz gecelerine neden olacak.

Soruşturmanın hızı ve ölçeği, adeta bir dijital deprem etkisi yarattı. Toplamda 450 sosyal medya hesabı ve internet sitesi, erişim engeline takıldı. Bu hesaplar, Adnan Oktar'ın ideolojisini yaymakla suçlanıyor; fotoğraflar, videolar ve metinler üzerinden bir tür kültürel baskı oluşturuyorlardı. Engelleme kararı, 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddeleri gereğince Hakimlik tarafından onaylandı. İçerikler derhal yayından kaldırıldı, hesap sahipleri ise gölgede kaldı. Bu hamle, sadece bireysel hesapları değil, bir ekosistemi sarsıyor: Takipçiler ne yapacak? Yeni hesaplar mı doğacak, yoksa bu bir son mu? Uzmanlar, bu tür engellemelerin sosyal medyada "gölge ağlar" oluşturabileceğini söylüyor – yani, yeraltına inen içerikler daha da tehlikeli hale gelebilir.

Ayrıntılara inelim: Savcılığın Basın Suçları Soruşturma Bürosu, aylardır bu konuyu izliyordu. Adnan Oktar'ın 2018'deki büyük operasyondan sonra bile, sadık bir takipçi kitlesi dijital alanda aktif kalmıştı. Bu hesaplar, örgütün eski günlerini özleyen paylaşımlar yapıyor, liderlerini "masum" göstermeye çalışıyorlardı. Soruşturma belgelerine göre, bu propaganda, gençleri etkilemek için tasarlanmıştı – lüks yaşam sahneleri, dini motifler ve popüler kültür unsurları karışımı bir taktik. Engellenen siteler arasında, forumlar, bloglar ve hatta anonim platformlar var. Her birinin trafiği, binlerce ziyaretçi çekiyordu; şimdi ise boş bir sayfa karşılıyor kullanıcıları. Bu, dijital sansür mü yoksa koruma kalkanı mı? Tartışmalar alevlendi, sosyal medya devleri bile sessiz kalmadı.

Olayın yankıları, platformlar ötesine yayılıyor. Twitter'dan Instagram'a, Facebook'tan TikTok'a kadar her yerde fısıltılar dolaşıyor. Kullanıcılar, "Neden benim hesabım değil?" diye sorarken, bazıları VPN'lere sarılıyor. Savcılık, bu engellemelerin geçici olmadığını vurguluyor: "Maddi gerçeğin her yönüyle açığa çıkarılması için işlemler titizlikle sürdürülmektedir." Bu ifade, daha büyük bir operasyonun habercisi olabilir. Adnan Oktar örgütünün mali yapısı, uluslararası bağlantıları ve hatta kripto para kullanımları yeniden masaya yatırılıyor. Düşünün: Bir zamanlar televizyon ekranlarını domine eden bu grup, şimdi algoritmaların derinliklerinde mi saklanıyor? Araştırmacılar, bu soruşturmanın yapay zeka destekli izleme araçlarını devreye soktuğunu belirtiyor – yani, gelecekteki benzer vakalar için bir emsal.

Bu gelişme, Türkiye'nin sosyal medya politikalarını da yeniden gündeme taşıdı. Son yıllarda, dezenformasyonla mücadele yasaları sıkılaştı; engelleme kararları rekor seviyelere ulaştı. 2025'te alone, binlerce hesap bu yolla susturuldu. Ancak Adnan Oktar vakası, diğerlerinden farklı: Örgütsel bir boyut taşıyor, kültürel ve psikolojik etkileri derin. Mağdurların hikayeleri, soruşturmayı daha da karmaşık kılıyor – zorla tutulan kadınlar, beyin yıkama taktikleri ve milyonlarca liralık vurgunlar. Engellenen hesaplar arasında, eski üyelerin itirafları paylaşan profiller de var; bunlar, örgütün iç yüzünü ifşa ediyordu. Savcılık, bu delilleri toplarken, uluslararası işbirliği arayışında. Interpol'ün radarında mı? Bu, spekülasyonları körüklüyor.

Peki, bireysel kullanıcılar ne yapmalı? Uzmanlar, şüpheli içeriklere karşı dikkatli olmayı öneriyor. Propaganda, bazen en beklenmedik yerlerde gizleniyor: Bir meme, bir hikaye veya bir canlı yayın. Bu soruşturma, dijital okuryazarlığı bir kez daha hatırlatıyor – paylaşmadan önce iki kez düşünün. Öte yandan, ifade özgürlüğü savunucuları ayağa kalktı: "Engellemeler, sansürü artırır mı?" diye soruyorlar. Hakimlik kararları, temyiz yolunu açık tutsa da, pratikte hızlı müdahaleler galip geliyor. Adnan Oktar'ın mirası, bu engellerle silinecek mi, yoksa mutasyona uğrayıp geri mi dönecek? Gelecek aylarda göreceğiz.

Sonuç olarak, bu olay sosyal medyanın kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. 450 hesaplık bir sessizlik, binlerce soru işareti doğurdu. Soruşturma devam ederken, kamuoyu nefesini tutmuş bekliyor. Dijital dünyanın bu karanlık yüzü, hepimizi etkiliyor – belki yarın sizin timeline'ınızda da bir boşluk fark edersiniz. Heyecan dorukta: Bu fırtına, daha ne sırlar açığa çıkaracak? Takipte kalın, çünkü hikaye burada bitmiyor.