Orta Doğu'da tansiyon her geçen gün yükseliyor. Bölgedeki aktörler arasında uzun süredir devam eden çekişmeler, yeni gelişmelerle daha da karmaşık hale geliyor. Üst düzey diplomatik temaslar ve medya raporları, potansiyel çatışma senaryolarını ön plana çıkarırken, milyonlarca insan olası sonuçları endişeyle izliyor.

ABD Ticaret Bakanından Konut Krizine Çözüm İçin Kritik Adım
ABD Ticaret Bakanından Konut Krizine Çözüm İçin Kritik Adım
İçeriği Görüntüle

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu arasında cumartesi günü gerçekleştirilen telefon görüşmesi, dikkatleri yeniden İran'a çevirdi. Görüşmenin ardından İsrail'in üst düzey alarma geçtiği iddia edildi. Bu alarm durumu, ABD'nin İran'a yönelik olası bir askeri operasyon ihtimalinden kaynaklanıyor. Görüşmeyi doğrulayan ABD'li yetkililer, konuşulan konular hakkında detay vermese de, bölgesel güvenlik meselelerinin ele alındığı belirtiliyor.

New York Times gazetesinin ABD'li bürokratlara dayandırdığı haberlere göre, Başkan Donald Trump son günlerde İran'a yönelik yeni askeri müdahale seçenekleri hakkında bilgilendirildi. Trump'ın Tahran yönetimine yönelik tehditlerini hayata geçirmeyi ciddi biçimde değerlendirdiği ifade ediliyor. Wall Street Journal ise daha ileri giderek, İran'a nasıl bir saldırı düzenlenebileceğine dair ilk görüşmelerin başladığını ve seçenekler arasında askeri tesislere yönelik geniş çaplı hava saldırılarının da yer aldığını bildirdi.

Geçen yıl haziran ayında İsrail ile İran arasında yaşanan 12 günlük savaş, bu gerilimin en somut örneklerinden biriydi. O dönemde ABD'nin hava saldırılarıyla İsrail'i desteklediği çatışmalar, bölgede derin izler bırakmıştı. Netanyahu, yakın zamanda verdiği bir mülakatta, İsrail'e saldırması halinde İran için korkunç sonuçlar doğacağını tekrar vurguladı. Bu açıklamalar, mevcut tehdit algısını daha da pekiştirdi.

İran tarafında ise karşılıklı tehditler eksik olmuyor. İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD'nin ülkesine yönelik herhangi bir saldırısının, İsrail'i ve bölgedeki ABD askeri üslerini meşru hedef haline getireceğini açıkladı. Bu sert çıkış, olası bir operasyona karşı misilleme hazırlığını gösteriyor. Tahran yönetimi, ezeli düşmanları olarak gördüğü İsrail ve ABD'ye karşı kararlı bir duruş sergiliyor.

Donald Trump ise sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, İran halkının özgürlük istediğini ve ABD'nin yardıma hazır olduğunu belirtti. Bu mesaj, iç dinamikleri de etkileyecek bir destek sinyali olarak yorumlanıyor. İran'daki kitlesel protestolar, ekonomik kökenli olsa da hızla rejim karşıtı bir harekete dönüştü.

İnsan hakları örgütlerinin verilerine göre, yaklaşık iki haftadır süren gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısı 192'ye ulaştı. Gözaltına alınanların sayısı ise 2 bin 600'ü aştı. Ülkenin 185 şehrinde eylemler devam ederken, internet erişimi neredeyse tamamen kesildi. İnternet kesintisinin 60 saati geçtiği belirtiliyor. Bu kısıtlama, göstericiler arasındaki iletişimi zorlaştırmayı ve şiddet görüntülerinin yayılmasını engellemeyi amaçlıyor. Geçmiş deneyimlere bakıldığında, benzer kesintiler kanlı bastırma operasyonlarının habercisi olabiliyor.

İran parlamentosu üyeleri, göstericileri "terörist" olarak nitelendirerek topluca kınadı. Dini lider Ayetullah Ali Hamaney ise protestocuları "ülkeye zarar veren fitneciler" olarak tanımladı ve sert müdahale sinyali verdi. Gösteriler, yerel para birimi riyaldeki değer kaybına öfkelenen Tahran esnafının sokağa çıkmasıyla başladı. Ekonomik kriz kısa sürede rejim karşıtlığına evrildi.

Muhalefet cephesinde ise farklı sesler yükseliyor. ABD'li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, İran halkına uzun kabusun biteceğini söylerken, 1979'da devrilen Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi grev ve meydan işgali çağrıları yapıyor. Pehlevi yanlısı sloganlar, bazı eylemcilerin eski monarşiye umut bağladığını gösteriyor. Hükümet ise protestocuları İsrail ajanı olmakla suçluyor. Geçen yılki çatışmalar sonrası onlarca kişi bu suçlamayla idam edilmişti.

İsrail tarafında da ayrı bir hamle var. Avrupa Birliği'ne çağrı yapılarak İran Devrim Muhafızları'nın terör örgütü listesine alınması talep edildi. Bu talep, bölgesel ittifakları güçlendirme çabası olarak görülüyor.

Orta Doğu'daki bu gelişmeler, sadece yerel değil küresel dengeleri de etkileyecek potansiyele sahip. Askeri operasyon seçeneklerinin masada olması, diplomatik çözümleri zorlaştırırken, iç protestoların şiddetlenmesi rejim için ciddi bir sınav yaratıyor. İnternet kesintileri ve gözaltılar, baskı politikalarının indicatorsı olarak değerlendiriliyor.

Uzmanlar, olası bir ABD operasyonunun geniş çaplı hava saldırılarını içerebileceğini ve bunun zincirleme reaksiyonlara yol açabileceğini öngörüyor. Misilleme tehditleri ise çatışmanın yayılma riskini artırıyor. Trump'ın destek mesajları, muhalefeti cesaretlendirirken, Hamaney'in sert tutumu iç baskıyı yoğunlaştırıyor.

Bölgedeki gerilim, enerji piyasalarından güvenlik ittifaklarına kadar geniş bir yelpazede etkiler yaratabilir. Gösterilerin rejim değişikliğiyle sonuçlanma ihtimali düşük olsa da, ekonomik reform vaatleri yetersiz kalıyor. Uluslararası toplumun tutumu, gelişmelerin seyrini belirleyecek faktörler arasında yer alıyor.

Sonuç olarak, İsrail'in alarm durumu ve üst düzey görüşmeler, İran'a yönelik askeri senaryoların ciddiyetini ortaya koyuyor. Protestoların şiddeti ve misilleme tehditleri, bölgede kırılgan bir dengeyi işaret ediyor. Gelişmeler yakından izlenirken, diplomatik kanalların devreye girmesi umudu sürüyor. Önümüzdeki günlerde yeni açıklamalar ve adımlar gündemi daha da ısıtacak gibi görünüyor.