Dünya

İran'da Protestolara İdam Tehdidi Son Gelişmeler

İran'da ekonomik krizle başlayan protestolar ülke geneline yayılırken yetkililerden sert açıklamalar geliyor. İdam cezası tehdidi, Hamaney'in uyarıları ve can kaybı rakamları büyük dikkat çekiyor. Protestoların seyri ve olası sonuçları merakla izleniyor.

Ülke genelinde son dönemde yaşanan huzursuzluk, milyonlarca kişinin günlük yaşamını doğrudan etkileyen gelişmelerle birlikte giderek büyüyen bir sürece dönüşmüş durumda. Ekonomik zorlukların tetiklediği bu olaylar, yetkililerin tepkisini de beraberinde getirerek dikkatleri üzerine çekiyor.

Protestolar, İran para biriminin rekor düşük seviyelere gerilemesi ve yaptırımların etkisiyle derinleşen yaşam maliyeti kriziyle bağlantılı olarak ortaya çıktı. 28 Aralık'ta Tahran'daki Büyük Çarşı'da başlayan gösteriler, kısa sürede ülke çapına yayıldı. Bu durum, 2022'deki geniş çaplı ayaklanmadan bu yana yönetim için en ciddi meydan okumalardan biri olarak değerlendiriliyor.

Yetkililer, protestolara karşı baskıyı artırarak sert bir tutum sergiliyor. Tahran Başsavcılığı, kamu malına zarar veren eylemcilerin idam cezasıyla karşı karşıya kalacağını açıkça duyurdu. Bu açıklama, gösterilere katılanları doğrudan hedef alan bir uyarı niteliği taşıyor.

İran'ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney, vandallık yapanlara veya yabancı güçler adına paralı askerlik yapan kişilere asla müsamaha gösterilmeyeceğini vurguladı. Bu sözler, protestoların şiddetlenmesi durumunda daha ağır yaptırımların devreye girebileceği yönünde yorumlanıyor.

Devrim Muhafızları Ordusu da bir bildiri yayınlayarak durumun devamının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bildiride, terör eylemleri olarak nitelendirilen faaliyetlere karşı intikam alma hakkına sahip oldukları ifade edildi. Bu yaklaşım, güvenlik güçlerinin olası müdahalelerini işaret ediyor.

Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise farklı bir çizgide kalarak protestocuların ekonomik şikayetlerini meşru bulduğunu açıkladı. Güvenlik güçlerine itidal çağrısı yapan Pezeşkiyan'ın bu tutumu, yönetim içindeki görüş ayrılıklarını da gözler önüne seriyor.

Olaylarda can kaybı yaşanması ise gelişmeleri daha da kritik hale getiriyor. ABD merkezli İnsan Hakları Haber Ajansı'na göre ölenlerin sayısı 42'ye ulaşırken, BBC bağımsız kaynaklarla en az 21 ölümü doğruladı. Bu rakamlar, protestoların şiddet boyutunu ortaya koyuyor.

Protestolar sırasında sosyal medyada paylaşılan görüntüler dikkat çekici sahneler içeriyor. Tahran'da kalabalıkların "diktatöre ölüm" sloganı attığı videolar, İsfahan'da devlet televizyonu binasına yönelik eylemler ve alevler gibi unsurlar yaygın olarak dolaşıma girdi.

Ekonomik faktörler arasında yolsuzluk iddiaları ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar ön plana çıkıyor. OPEC üyesi olan ülkede Brent petrol varil fiyatı son dönemde yaklaşık yüzde 4 artarak 62 doların üzerine çıksa da genel ekonomik tablo hala zorlayıcı nitelikte.

Gösterilerin etkisi günlük hayata da yansıdı. İnternet bağlantılarında ülke genelinde kesintiler yaşandı. Netblocks'un tespitlerine göre Perşembe günü internet erişimi büyük ölçüde kısıtlandı. Bu uygulama, geçmişte sıkça kullanılan bir yöntem olarak sivillere yönelik görüntülerin yayılmasını engellemeye yönelik görülüyor.

Ulaşım alanında da aksaklıklar meydana geldi. İranlı olmayan hava yolu şirketleri Tahran-İstanbul seferlerini iptal ederken, Dubai yönünde ek gecikmeler ve iptaller bildirildi. Telefon görüşmeleri ve SMS hizmetlerinde ciddi sorunlar yaşandığı yönünde bilgiler geliyor.

Uluslararası alanda da gelişmeler yakından takip ediliyor. ABD Başkanı Donald Trump, protestocuların öldürülmemesi yönünde uyarıda bulunarak ağır bedel ödenebileceğini belirtti. Bu açıklamalar, olayların küresel boyuta taşınabileceğine işaret ediyor.

Hamaney ise Trump'a yanıt vererek kendi ülkesini yönetmeye odaklanmasını önerdi. Geçmişteki hava saldırılarına atıfta bulunan Hamaney, sert bir üslup kullandı.

Eski Şah'ın oğlu Rıza Pehlevi de sosyal medya üzerinden çağrıda bulunarak kalabalıkların büyümesini teşvik etti. Protestolarda duyulan "Şah çok yaşa" sloganları, 1979 devrimine gönderme yaparak tarihi bir bağlam yaratıyor.

Bu gelişmeler, ekonomik temelli başlayan protestoların siyasi boyut kazanabileceğine dair endişeleri artırıyor. Yetkililerin idam cezası tehdidi gibi ağır yaptırımları gündeme getirmesi, olayların seyrini daha da belirsiz kılıyor.

Protestoların devam etmesi durumunda güvenlik güçlerinin müdahalesi ve olası yeni yaptırımlar bekleniyor. Ekonomik şikayetlerin çözümü için atılacak adımlar ise kritik önem taşıyor.

Sonuç olarak, İran'daki bu süreç milyonlarca kişiyi doğrudan ilgilendirirken uluslararası toplumun da dikkatini çekmeye devam ediyor. İdam tehdidi içeren açıklamalar, protestoların geleceği konusunda büyük soru işaretleri yaratıyor. Olayların nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki günlerde netlik kazanacak nitelikte.