Sosyal medya ve internet üzerinden satışı yapılan zayıflama ürünleri, sağlık açısından ciddi tehlikeler barındırıyor. Son günlerde yaşanan bir olay, bu tür ürünlerin ne kadar riskli olabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
32 yaşındaki üç çocuk annesi bir kadın, kilo vermek amacıyla internetten aldığı zayıflama kahvesini kullanmaya başladıktan sonra hayatının en büyük sağlık kriziyle karşı karşıya kaldı. İki ay boyunca düzenli olarak tükettiği ürün, beklenmedik ve dramatik sonuçlara yol açtı. Doktor kontrolü olmadan başlanan bu süreç, genç kadının hayatını tehlikeye sokacak boyutlara ulaştı.
Ödemiş ilçesinde yaşayan kadın, çalıştığı fabrikada aniden fenalaştı. O ana kadar normal bir şekilde işini yapmakta olan genç anne, bir anda yaşadığı rahatsızlık nedeniyle yere yığıldı. İş arkadaşlarının fark etmesiyle hemen müdahale edildi ve acil servise kaldırılma sürecı başlatıldı. Ancak olay yerinde bile durumun ciddiyeti anlaşılmıştı.
Ödemiş Devlet Hastanesi acil servisine getirilen kadının kalbi durmuş durumdaydı. Acil servis ekipleri hemen müdahale ederek kalbi yeniden çalıştırmayı başardı. Ancak bu sadece uzun ve zorlu bir tedavi sürecinin başlangıcıydı. İlk müdahalenin ardından hastanın durumunun kritik olduğu anlaşıldı ve daha donanımlı bir sağlık merkezine sevk edilmesi gerektiği belirlendi.
Hasta öncelikle Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine sevk edildi. Burada yapılan ilk değerlendirmelerin ardından, yoğun bakım ihtiyacının devam etmesi nedeniyle Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesine nakledildi. Her iki hastane arasındaki bu sevk süreci boyunca kadının hayati tehlikesi devam etti ve sürekli müdahale altında tutulması gerekti.
Doktorlar, genç kadının kalbinin neden durduğunu anlamak için kapsamlı araştırmalar yaptı. Yapılan tüm testler ve muayeneler sonucunda net bir kalp hastalığı veya başka bir organik sorun tespit edilemedi. Bu durum, sağlık ekiplerini farklı bir neden aramaya yöneltti. Hastanın yakınlarıyla yapılan görüşmeler sırasında kritik bir bilgi ortaya çıktı.
Aile üyelerinden biri, kadının yaklaşık iki ay önce internetten zayıflama kahvesi aldığını ve düzenli olarak kullanmaya başladığını doktorlara iletti. Bu bilgi, tüm tabloyu açıklayan anahtar oldu. Doktorlar hemen bu yönde araştırmalarını yoğunlaştırdı ve kadının vücudunda biriken toksik maddelerin kalp durmasına neden olduğunu tespit etti.
Tedavi süreci son derece zorlu ve uzun bir maraton oldu. Kadının vücudundaki toksik maddelerin atılması için özel bir tedavi protokolü uygulandı. Hastane kadrosunda yer alan Anestezi ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı uzmanları, gecesini gündüzüne katarak hasta üzerinde çalıştı. On beş gün boyunca hasta entübe edilmiş durumda, solunum cihazına bağlı kaldı.
Solunum cihazına bağlı kalınan süre boyunca, hastanın tüm vital bulgları sürekli izlendi. Kalbin kasılma gücü oldukça düşmüştü ve kardiyak fonksiyonları ciddi şekilde bozulmuştu. Böbrekler de bu süreçten etkilenmiş, idrar çıkarma kapasitesi dramatik şekilde azalmıştı. Tüm bu parametrelerin bozulması, tedaviyi daha da karmaşık hale getirdi.
Doktorlar başlangıçta hastayı diyalize almayı planladı. Böbrek fonksiyonlarının bu kadar düşük olması, vücuttaki zararlı maddelerin atılması için diyaliz ihtiyacını ortaya çıkarmıştı. Ancak hastanın genel durumu, diyalizi tolere edemeyeceğini gösterdi. Bu nedenle alternatif tedavi yöntemleri devreye sokuldu.
Her gün hastanın kandaki oksijen ve karbondioksit değerleri ölçüldü. Bu değerlere göre solunum cihazının ayarları sürekli optimize edildi. Böbrek destek tedavisi de aralıksız devam etti. Haftalarca süren bu yoğun tedavi süreci boyunca hasta, ölüm kalım mücadelesi verdi. Ailesi hastane koridorlarında sabırla bekledi, umutlarını hiç kaybetmedi.
Tam bir buçuk ay süren tedavinin ardından kadın, sonunda sağlığına kavuştu. On beş günü entübe geçen bu uzun ve acı dolu süreç, nihayet mutlu sonla tamamlandı. Doktorlar, hastanın artık taburcu edilebileceğini açıkladı. Bu haber, hem aile hem de tedavi ekibi için büyük bir sevinç kaynağı oldu.
Yaşadıklarını anlatan genç anne, kendini çok şanslı hissettiğini belirtti. Kilo vermek amacıyla internetten aldığı ürünü iki ay önce kullanmaya başladığını söyleyen kadın, ürünü fazla kullandığını ve bunun sonucunda kalbinin aniden durduğunu ifade etti. İnternetten aldığı bu ürünün doktor kontrolünde olmadığını vurgulayan hasta, bu hatanın bedelini neredeyse hayatıyla ödeyeceğini söyledi.
Ürünün kullanım şekli hakkında detaylar veren kadın, aç karnına içildiğini ve akşama kadar başka bir şey yeme isteği bırakmadığını anlattı. Bu durum, aslında ürünün içeriğindeki maddelerin iştahı bastırıcı ve potansiyel olarak tehlikeli özellikler taşıdığını gösteriyordu. Vücudun doğal ihtiyaçlarını bastıran bu tür ürünlerin ne kadar riskli olduğu bir kez daha ortaya çıkmış oldu.
Kendisine yeni bir şans ve yeni bir hayat verildiğini söyleyen genç anne, bir daha asla böyle bir şey yapmayacağını kesin bir dille ifade etti. Kimsenin bu tür ürünleri kullanmaması gerektiğini vurgulayan kadın, sonunun çok kötü olabileceğini belirtti. Ölüm de dahil olmak üzere her türlü kötü sonucun yaşanabileceğini söyleyen hasta, çocuklarını bir daha görememe ve hayata devam edememe ihtimalinin olduğunu düşündüğünde korkunç hissettiğini dile getirdi.
Hiç kimseye bu tür ürünleri tavsiye etmediğini belirten kadın, bilinçsiz bir şekilde hiçbir şey kullanılmaması gerektiğini vurguladı. Sağlıklı bir şekilde diyet yapılmasını öğütleyen genç anne, çocuklarıyla vakit geçirmeyi ne kadar özlediğini ve bunun için yaşadığı mücadelenin her saniyesinin değdiğini ifade etti. Üç çocuğunun annesiz kalma tehlikesi yaşaması, en büyük korkusuydu.
Hastanın tedavisini yürüten Anestezi ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Sorumlu Hekimi, kadının hastaneye geldiğinde hayati tehlikesinin olduğunu kaydetti. Ödemiş'ten hastaneye gelene kadar birçok kez kalbinin durduğunu ve her seferinde müdahaleyle tekrar çalıştırıldığını anlatan uzman doktor, durumun ciddiyetini bir kez daha vurguladı.
Hastanın solunum cihazına bağlı olduğunu ve bütün kardiyak fonksiyon testlerinin düştüğünü belirten doktor, kalbin kasılma gücünün ve böbreğinin idrar çıkarma özelliğinin çok azaldığını söyledi. Bütün parametrelerin bozulmuş olduğunu ifade eden uzman, öncelikle hastayı diyalize almayı düşündüklerini ancak tolere edemeyeceğini fark ettiklerini anlattı.
Her gün kandaki oksijen ve karbondioksit değerlerine göre solunum cihazını ayarladıklarını belirten doktor, böbrek destek tedavisine de devam ettiklerini söyledi. Bu sürecin ne kadar hassas ve dikkat gerektiren bir tedavi olduğunu vurgulayan uzman, benzer vakalarla sık karşılaştıklarını ifade etti.
Çeşitli ilaçlar ve maddeler kullanan gençlerin de geldiğini, zayıflama ilaçları, çayları ve kahveleri kullanan kadınların da sıkça hastaneye başvurduğunu belirten uzman doktor, bu maddelerin ani kalp durmasına neden olabildiğini söyledi. Kalp fonksiyonlarını yavaşlattığını ve ritim bozukluğu yapabildiğini ifade eden doktor, bu ürünlerin pek çok yan etkisinin olduğunu vurguladı.
Özellikle böbrekleri çok etkilediklerini ve böbrek yetmezliğine sokabildiğini belirten uzman, bu tür ürünlerin çok daha dikkatli ve kontrollü kullanılması gerektiğini söyledi. Bunların Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından onaylı olup olmadığının incelenmesi gerektiğini vurgulayan doktor, denetimsiz satışların önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu olay, sosyal medya ve internet üzerinden satılan zayıflama ürünlerinin ne kadar tehlikeli olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek oldu. Denetimsiz bir şekilde satışa sunulan, içeriği net olarak bilinmeyen ve sağlık otoriteleri tarafından onaylanmamış ürünler, can güvenliğini tehdit ediyor. Hızlı kilo verme vaadiyle pazarlanan bu tür ürünler, kalıcı sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabiliyor.
Uzmanlar, kilo vermek isteyenlerin mutlaka doktor kontrolünde ve uzman diyetisyen eşliğinde hareket etmesi gerektiğini vurguluyor. İnternet üzerinden satılan mucize ürünlere güvenmek yerine, sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz ile kilo vermenin en güvenli yöntem olduğu belirtiliyor. Kısa yoldan sonuç almanın bedeli, bu vakada görüldüğü gibi çok ağır olabiliyor.
Sağlık otoriteleri, bu tür ürünlerin satışına karşı daha sıkı denetimlerin yapılması gerektiğini belirtiyor. İçeriği belirsiz, ruhsatsız ve onaysız ürünlerin piyasaya sürülmesi, toplum sağlığı açısından büyük bir tehlike oluşturuyor. Özellikle genç kadınların estetik kaygılarla bu tür ürünlere yönelmesi ve bilinçsiz kullanım, benzer vakaların artmasına neden oluyor.
Bu olaydan sonra genç kadın, hayata tutunmanın değerini bir kez daha anladı. Çocuklarına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan anne, başkalarının da aynı hatayı yapmaması için sesini yükseltiyor. Yaşadığı deneyimi paylaşarak, toplumsal farkındalık oluşturmaya çalışıyor ve hiç kimsenin bilinçsiz bir şekilde bu tür ürünleri kullanmamasını istiyor.
Sağlık profesyonelleri, kilo verme sürecinin sabır gerektirdiğini ve hızlı sonuç almanın sağlıklı olmadığını sürekli vurguluyor. Dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve gerektiğinde uzman desteğiyle yürütülen bir süreç, hem güvenli hem de kalıcı sonuçlar veriyor. Mucize ürünlerin vaatlerine kapılmak yerine, bilimsel ve tıbbi yöntemlere güvenmek hayati önem taşıyor.
Bu vakadan çıkarılması gereken en önemli ders, sağlığın her şeyden değerli olduğu ve hiçbir estetik kaygının hayatı riske atmaya değmeyeceğidir. İnternet üzerinden satılan, içeriği belirsiz ürünler konusunda toplumun bilinçlendirilmesi ve gerekli yasal düzenlemelerin yapılması aciliyetini koruyor. Çünkü her geçen gün benzer vakalarla karşılaşılıyor ve bazıları bu kadar şanslı olamıyor.