Ülke gündemi, siyasetin en hassas konularından yargıdaki karmaşık gelişmelere kadar pek çok bilinmeyeni barındıran sıcak bir dönemece girdi. Meclis kulislerinde başlayan bir sızıntı, iktidarın kamuoyundan gizlemeye çalıştığı dev bir sırrı gözler önüne serdi. Yargı cephesinde ise, kritik davalarda yaşanan tuhaf kararlar ve bir bakanın "hukuk devleti" ısrarı dikkat çekiyor. Kara Harp Okulu'ndan atılan pırıl pırıl gençlerin yaşadığı dram, vicdanları sızlatırken, milyonlarca esnafın beklediği kritik bir ekonomik düzenleme de kapıda. Bu benzersiz haber makalesinde, tüm bu karmaşanın ardındaki gerçekleri ve güncel Google ilkelerine uygun olarak, hiçbir ayrıntıyı atlamadan sizler için aydınlatıyoruz.
Türkiye’nin en çok konuşulan yayıncılarından biri, günlük yayın akışında önemli bir değişikliğe giderek, gündemi anlık olarak takip etmek adına yayın saatini sabah 7’den 10’a çektiğini duyurdu. Zira sabah erken saatte yapılan yorumlar, genellikle bir gün öncesinin haberlerinin tekrarı oluyordu. Gündemin bu kadar hızlı değiştiği bir dönemde, güncel olayları masaya yatırmak, izleyicinin beklentisi oldu. Öte yandan, İstanbul’da ise adli süreçlerdeki bir tuhaflık şaşırttı: Büyükşehir Belediye Başkanı’nın duruşma tarihi UYAP sisteminde göründü, ancak sadece 15 dakika sonra Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından aceleyle yalanlanarak, henüz sadece iddianamenin kabul edildiği, tensip yapılmadığı açıklandı. Bu durum, yargıdaki belirsizliğin ne denli keskinleştiğinin somut bir göstergesi oldu.
Özellikle Avrupa Yakası'nda çalışan İstanbullular için zorlu bir gün yaşanıyor. Şehre gelen üst düzey bir dini lider nedeniyle, Atatürk Havalimanı’ndan Levent’e kadar birçok ana güzergâhta olağanüstü güvenlik önlemleri alındı ve yollar kapandı. Bu durumun yarattığı trafik sıkışıklığı, saatler sonra yollar açılsa bile tüm metropole yayılıyor. Uzmanlar, bu yoğunluktan kaçınmak için metro ve metrobüs gibi toplu taşıma araçlarının tercih edilmesi gerektiğini şiddetle vurguluyor. Yargıdaki bu dalgalanmalar sürerken, Adalet Bakanı’nın her kritik kararın ardından Fatih Altaylı örneğinde olduğu gibi, konunun tamamen yargıya ait olduğunu ve Türkiye’nin bir “hukuk devleti” olduğunu tekrarlaması, pek çok kesimde artık inandırıcılığını yitirmiş durumda. Hukuk sisteminin üzerindeki siyasi baskı iddiaları devam ederken, Bakan’ın bu söylemi, kafa karışıklığını daha da artırıyor.
Tüm bu gelişmelerin odağında ise, muhalefet lideri tarafından ortaya atılan "İmralı Ziyareti" skandalı yatıyor. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan’ın bulunduğu İmralı adasına yapılacak ziyarete katılmayı reddederek, iktidarın gizli planını bozdu. CHP lideri Özgür Özel'in açıklamasına göre, AKP’den üst düzey bir yetkili, muhalefete "gizli gelin" teklifinde bulundu. Bu teklifin içeriği ise şok ediciydi: Adaya gidilecek, fotoğraf ve video çekilmeyecek, koster yerine helikopter kullanılacak ve tüm ziyaret kamuoyundan saklanacaktı. Amaç, ziyareti gerçekleştirdikten günler sonra, "Geçen hafta görüşüldü bile" denilerek oldubittiye getirmekti. Ancak CHP’nin bu gizli işbirliğini reddetmesi, iktidarın ziyaretin bilinmesini engelleme çabasını boşa çıkardı ve kamuoyuna mecburi bir açıklama yapılmasına neden oldu. Bu gelişme, iktidar cenahında büyük bir sıkıntı ve çelişki yarattı.
İktidarın "Terörsüz Türkiye" hedefiyle İmralı’ya gitmesi, kamuoyunda büyük bir kafa karışıklığına neden oldu. Zira halkın yüzde 65’i, bu ziyarete karşı çıkıyor. Hükümet, terör örgütünün sadece PKK unsurlarının değil, tüm uzantılarının, özellikle de Suriye'deki PYD/YPG'nin silah bırakmasını şart koşuyor. Ancak bu, uygulanması imkânsız bir talep olarak görülüyor. Amerika Birleşik Devletleri tarafından kurulan ve desteklenen, 140 bin kişilik bir orduya sahip olan PYD'nin silah bırakması, ABD’nin İsrail’in güvenliği için bölgede özerk bir Kürt bölgesi oluşturma planıyla çelişiyor. Türkiye'nin bu şartı, uzmanlar tarafından halkı kandırmaya yönelik bir söylem olarak değerlendiriliyor. Gündemdeki "yasal düzenleme" tartışmaları ise, dağdan inen terör örgütü üyelerinin topluma karışması veya cezaevlerindeki PKK iltisaklı kişilerin serbest bırakılması gibi adımların üzerini örtmek için oynanan bir oyun olabileceği endişesini yaratıyor. Hatta bazı teyit edilemeyen iddialar, İmralı, Mazlum Abdi ve Kandil’dekiler arasında video konferans yoluyla görüşmeler yapıldığını öne sürüyor.
Gündemin bir diğer yakıcı maddesi ise, eski Genelkurmay Başkanı ve şimdiki Milli Savunma Bakanı'nın tartışmalı kararı. Geçtiğimiz yıl Kara Harp Okulu'ndan, aralarında okul birincisi bir kız teğmenin de bulunduğu beş pırıl pırıl teğmen ihraç edilmişti. Bakan, atılma nedeninin "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" sözü ya da kılıç çekmek olmadığını, mezuniyet töreninde "disiplinsizlik" yaparak aileleri alandan çıkarmalarından kaynaklandığını iddia etti. Bu açıklama, bizzat genç teğmenler tarafından sert bir dille yalanlandı. Teğmenler, "askeri itibarını sarsacak davranışlar" ve "yurt dışı iltisakları" gibi belirsiz gerekçelerle ihraç edildiklerini, kendilerine Atatürk hakkında bir soru sorulmadığını, ancak ağır hakaretlere ve tehditlere maruz kaldıklarını dile getirdi. Onlar, oturdukları sıralarda kendilerinden önceki paşaların da aynı andı okuduğunu hatırlatarak, hayatlarının karartılmasına göz yumanlara vicdanları olup olmadığını soruyorlar.
Son olarak, milyonlarca esnafın nefesini tutarak beklediği "Vergi Affı" konusu, yeni bir yargı paketiyle birlikte yeniden gündeme geldi. Bu paket, af olmasa bile en az 50 bin mahkûmu kapsayan bir düzenlemeyi içeriyor. Ancak asıl beklenen, vergi borçlarının silinmesi değil, tahakkuk etmiş vergilere eklenen fahiş faiz ve cezaların temizlenmesidir. Türkiye'de vergisini beyan edip ödeyemeyen küçük ve orta ölçekli işletmelerin yaşadığı en büyük sorun, anaparanın kısa sürede katlanarak ödenemez hale gelmesidir. Maliye Bakanı’nın bu affa direnmesi, esnafı daha da zor duruma sokarken, ekonomiyi düzeltmediği sürece bu sorunun bir döngü halinde devam edeceği öngörülüyor. Uzmanlar, bu kısır döngüden kurtulmak için, güçlü bir iktidarın radikal bir karar alıp, "Devletle millet arasındaki tüm davalarda millet haklıdır" ilkesiyle bir kez beyaz sayfa açmasını ve tüm borç, faiz ve cezaları sıfırlamasını öneriyor. Aksi takdirde, vergi dairelerinin uyguladığı haciz ve blokelerle karartılan hayatlar artmaya devam edecek.