Son dönemde köprü ve otoyol geçiş ücretlerine gelen zamlar, herkesin gündeminde yerini aldı. Özellikle yeni yıl itibarıyla uygulanmaya başlanan artışlar, sürücüleri alternatif arayışlara yöneltirken, büyük altyapı projelerinin gerçek maliyeti tartışma konusu oldu. Bu zamlar sadece cepleri değil, günlük seyahat alışkanlıklarını da derinden etkiliyor.

İstanbul-İzmir otoyolu, bu tartışmanın tam merkezinde yer alıyor. Toplam uzunluğu 475 kilometre olan bu hat, bir zamanlar büyük hizmet olarak sunulan projelerden biriydi. Ancak güncel geçiş ücretleri incelendiğinde, ortaya çıkan tablo oldukça düşündürücü. Bir otomobilin bu otoyolu kullanarak yaptığı seyahat maliyeti, birçok gün içi uçak bileti fiyatını geride bırakıyor. Özellikle ailelerle yapılan yolculuklarda bu fark daha da belirginleşiyor; otoyol geçişi adeta lüks bir seçenek haline gelmiş durumda.

Eski dönemlerde bayramlarda köprü ve otoyollar ücretsizdi, vatandaşlar rahatça seyahat edebiliyordu. O zamanlar yollar karalar bağlanarak eleştirilse de, erişim herkes için daha ulaşılırdı. Yeni dönemde ise bu büyük yatırımların bedeli, sürekli artan ücretlerle sürücülere geri dönüyor. "Büyük hizmet" diye tanıtılan otoyollar, artık günlük kullanım için cazip olmaktan çıkmış görünüyor.

Köprü geçişlerindeki zamlar da benzer bir tablo çiziyor. Osmangazi Köprüsü gibi yapılar, geçiş garantileri ve döviz bazlı sözleşmelerle dikkat çekerken, vatandaşın ödediği ücretler katlanarak artıyor. Bu durum, "ama yol yaptılar" savunmasının artık pek bir anlam ifade etmediğini gösteriyor. Yatırımların maliyeti, enflasyon ve kur dalgalanmalarıyla birleşince, otoyol kullanmak birçok kişi için hayal olmaktan öteye gidemiyor.

İstanbul-İzmir arası bir yolculuğu düşünelim: Uçakla gitmek bazen daha ekonomik hale geliyor. Pegasus veya benzeri havayollarının gün içi biletleri, otoyol geçiş ücretiyle kıyaslandığında daha uygun fiyatlar sunabiliyor. Bu karşılaştırma, eski dönemdeki ücretsiz veya düşük maliyetli yolların ne kadar değerli olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Yeni dönemde ise her geçiş, her kilometre ayrı bir yük getiriyor.

Emekli 2026 Maaş Zammı: Refah Payı Seyyanen Gelecek mi?
Emekli 2026 Maaş Zammı: Refah Payı Seyyanen Gelecek mi?
İçeriği Görüntüle

Bu farklar sadece rakamlarla sınırlı kalmıyor; günlük hayatı da değiştiriyor. Aileler tatil planlarını yeniden gözden geçiriyor, iş seyahatleri alternatif rotalara kayıyor. Otoyolların boş kalması, bu projelerin beklenen faydayı sağlayıp sağlamadığı sorusunu gündeme getiriyor. Eski dönem eleştirileri ne kadar sert olsa da, erişim özgürlüğü açısından daha dengeli bir tablo sunuyordu.

Zamların ardından ortaya çıkan bu gerçekler, altyapı yatırımlarının sürdürülebilirliğini sorgulatıyor. Garantili geçişler, yap-işlet-devret modelleri derken, yük sonunda vatandaşın sırtına biniyor. İstanbul-İzmir otoyolu gibi mega projeler, bir yandan modernleşme sembolü olurken, diğer yandan erişim engeli yaratıyor.

Bayram dönemleri bu farkı en net şekilde ortaya koyuyor. Eski dönemde milyonlarca araç ücretsiz geçiş yapar, yollar dolup taşardı. Yeni dönemde ise ücretler devreye girince, tercihler değişiyor. Bu durum, "yeni Türkiye"nin getirdiği değişikliklerin olumlu mu olumsuz mu olduğu tartışmasını alevlendiriyor.

Sonuç olarak, köprü ve otoyol zamları sadece bir fiyat artışı değil; eski ile yeni dönem arasındaki derin uçurumu gözler önüne seren bir ayna gibi. Uçak biletleriyle yarışan otoyol ücretleri, ücretsiz bayram yollarının özlemini artırıyor. Bu karşılaştırma, herkesin kendi deneyimleriyle yorumlayacağı bir gerçeklik sunuyor. Gelecek zamlar nelere yol açacak, hep birlikte göreceğiz.