Kamu çalışanları, yeni yılın ilk günlerinde enflasyon rakamlarının yol açtığı gelişmeleri yakından izliyor. Zam oranlarının belirlenmesinde etkili olan bu veriler, geniş kesimlerde farklı değerlendirmelere neden oluyor.

Diyarbakır'da KESK üyeleri, TÜİK binası önünde bir araya gelerek enflasyon verilerine sert tepki gösterdi. Eylemde, maaş artışlarının sahte verilerle sınırlı tutulduğu vurgusu öne çıktı. Katılımcılar, resmi rakamların gerçek yaşam maliyetlerini yansıtmadığını savunarak, bu durumun alım gücünü daha da erittiğini ifade etti.

Açıklanan enflasyon oranları, Aralık ayı için düşük seviyelerde kalırken yıllık bazda belirli bir gerileme gösterdi. Ancak kamu emekçileri, bu verilerin piyasa gerçekleriyle uyuşmadığını belirtiyor. Özellikle günlük ihtiyaçlardaki hızlı fiyat artışları, resmi hesaplamaların güvenilirliğini sorgulatıyor.

Eylemde yapılan açıklamalarda, zam oranlarının enflasyon farkıyla sınırlı kalmasının emekçileri yoksulluğa sürüklediği vurgulandı. SSK ve Bağ-Kur emeklilerine uygulanan yüzde 12 civarındaki artış, memur tarafındaki oranlarla karşılaştırıldığında eşitsizlik eleştirilerini artırıyor. Bu fark, farklı gruplar arasında memnuniyetsizliği derinleştiriyor.

KESK temsilcileri, TÜİK'in açıkladığı rakamların gerçek enflasyonu gizlediğini iddia etti. Bağımsız hesaplamalara göre enflasyonun çok daha yüksek seviyelerde seyrettiği görüşü, eylemin temel gerekçesini oluşturuyor. Katılımcılar, sahte veri olarak nitelendirdikleri bu rakamların maaş iyileştirmelerini yapay olarak düşük tuttuğunu dile getirdi.

Güncel Döviz Kurları: Dolar ve Euro Dalgalanıyor
Güncel Döviz Kurları: Dolar ve Euro Dalgalanıyor
İçeriği Görüntüle

Ülke genelinde benzer tepkiler de dikkat çekiyor. KESK'in çağrısıyla çeşitli illerde TÜİK binaları önünde eylemler düzenlendi. Eş başkanlar, yüzde 30'un üzerindeki gerçek enflasyonun resmi verilerde görünmez kılındığını savunuyor. Bu durum, 2026 yılı maaş zamlarının ortalama yüzde 12-13 bandında kalmasına yol açıyor.

Yoksulluk sınırı, dört kişilik bir aile için 98 bin liranın üzerine çıkarken açlık sınırı 30 bin lirayı aşmış durumda. En düşük memur ve emekli maaşları, bu sınırların oldukça altında seyrediyor. Eylemde, bu açığın sahte enflasyon hesaplarıyla büyütüldüğü vurgusu yapıldı.

Günlük harcamalardaki yükseliş, zamların etkisini büyük ölçüde ortadan kaldırıyor. Gıda, enerji, barınma ve ulaşım giderleri, aile bütçelerini zorlamaya devam ediyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan kamu emekçileri, bu baskıyı daha yoğun hissediyor.

Eylem katılımcıları, insanca yaşanabilir ücret taleplerini öne çıkardı. Sahte verilere dayalı zam politikalarının durdurulması çağrısı yapılırken, gerçek enflasyona uygun iyileştirmeler istendi. Bu talepler, geçmiş kayıpların da telafisini içeriyor.

Gelecek dönemde ek zam veya refah payı gibi düzenlemelerin gündeme gelmesi bekleniyor. Kulislerde, tepkilerin büyümesi halinde yeni adımların atılabileceği konuşuluyor. Kamu emekçileri, bu süreçte örgütlü mücadelelerini sürdürme kararlılığını gösteriyor.

Enflasyon hesaplamalarındaki metodoloji tartışmaları da eylemin bir parçası oldu. Resmi kurumların verileri düşük göstererek bütçe dengelerini koruma çabası, emekçiler tarafından eleştiriliyor. Bağımsız araştırmalar, resmi rakamlarla çelişen sonuçlar ortaya koyuyor.

Sonuç olarak, Diyarbakır'daki KESK eylemi, enflasyon verilerine yönelik yaygın tepkilerin bir yansıması oldu. Sahte veri iddiaları ve sınırlı maaş artışları, kamu emekçilerinin ana gündemi haline geldi. Bu tartışmalar, ekonomik politikaların yeniden gözden geçirilmesini gerektiriyor. Geniş kesimler, daha adil düzenlemeler için tepkilerini sürdürecek.