Son dönemde eğitim alanında yaşanan gelişmeler, velilerden öğretmenlere kadar geniş kesimleri yakından ilgilendiriyor. Okul yönetimlerinin aldığı kararlar ve uygulanan politikalar, sistemin işleyişine dair yeni soru işaretleri doğururken, bu durumların perde arkası giderek daha fazla merak ediliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı, özel okullarda ders işlenmeyen ve devamsızlıkların dikkate alınmadığı hayalet sınıflar tespit ederek sert önlemler aldı. Bu kapsamda 48 özel okulun ruhsatı iptal edilirken, birçok kuruma yaklaşık 300 milyon lira idari para cezası kesildi. Ancak bu okulların isimleri gizli tutuldu ve sektörde zincir okulların korunması şüphesi oluştu. Özel okullarda öğrenciler, kayıtlı oldukları halde dershaneye giderek üniversite sınavına hazırlanıyordu. Bu uygulama, sahte diploma iddialarını beraberinde getirirken, Bakanlık iki yıl süren incelemelerle bu sınıfları ortaya çıkardı.

Öte yandan, devlet okullarında benzer hayalet sınıf uygulamaları daha farklı bir boyut kazanıyor. Özellikle imam hatip okullarında öğrenciler, tarikat ve cemaatlere yönlendirilerek yıl boyunca okula uğramadan sınıf geçiriliyor. Bu süreç, yönetmeliklerle meşrulaştırılırken, devamsızlıklar okul yönetimleri tarafından siliniyor. Örneğin, İstanbul Ümraniye'deki bir imam hatip okulunda kayıtlı 900 öğrenciden 300'ü, yani her üç öğrenciden biri, yıl boyunca hiç okula gelmedi. Bu öğrenciler, tarikat ve cemaatler tarafından şeriat eğitimi almak üzere başka yerlere alındı.

Sorun burada bitmiyor; çünkü bu 300 öğrencinin devamsızlığı normalde sınıfta kalmalarına neden olacaktı. Ancak okul müdürü, Şube Öğretmenler Kurulu'nu toplayarak bu devamsızlıkları sildirdi. Öğretmenlere baskı yapılarak, okula gelmeyen öğrencilerin devam etmiş gibi gösterilmesi sağlandı. Böylece karnelerdeki devamsızlıklar sıfırlanarak öğrenciler üst sınıfa geçirildi. Bu uygulama, öğretmenleri karne sahtekarlığına ortak etmek anlamına geliyor.

Hayalet sınıf sorunu, sadece lise seviyesiyle sınırlı kalmıyor. İmam hatip ortaokullarında da öğrenciler, 5. sınıfta bir yıl boyunca okula gitmeden 6. sınıfa geçirilebiliyor. Bu, okulların açık öğretime çevrilmesiyle mümkün hale geliyor. Ayrıca ÇEDES projesi kapsamında imamlar okullara getirilerek değerler eğitimi verdiriliyor. Öğretmenler kenara çekilirken, bu uygulama laik eğitim ilkelerine dair tartışmaları artırıyor.

Devlet okullarındaki bu yönlendirmeler, tarikat ve cemaatlerin 1925'te kapatılmış olmasına rağmen devam eden faaliyetlerini destekler nitelikte görünüyor. Anayasal suç teşkil edebilecek bu uygulamalar, tüm imam hatip okullarında ne kadar yaygın olduğu sorusunu gündeme getiriyor. Kaç bin öğrenci, öğretmenler kurulu kararıyla okula uğramadan sınıf geçiriliyor?

Özel okullara yönelik operasyonlarda isimler gizlenirken, devlet okullarındaki hayalet sınıflar Bakanlık tarafından görmezden geliniyor. Öğrencilerin "Devlet okulunda nitelikli eğitim alamam" diyerek dershanelere yönelmesi, sistemdeki eksiklikleri işaret ediyor. Türkçe, fizik, matematik gibi ders saatlerinin azaltılması, yaklaşık 1.5 milyon öğrenciyi ek kurslara muhtaç bırakıyor.

Bu durum, milyarlarca liralık dershane pazarını beslerken, asıl sorumluluğun eğitim politikalarında aranması gerektiği görüşü ağırlık kazanıyor. Tarikatlara öğrenci yönlendirme, anayasa ihlali olarak değerlendirilirken, devlet okullarının bu şekilde hayalete çevrilmesi büyük tepki çekiyor.

Eğitimde şeffaflık beklentisi artarken, özel okullara ceza kesilip devlet okullarındaki benzer uygulamaların gizlenmesi çifte standart iddialarını güçlendiriyor. Veliler ve öğretmenler, bu skandalların boyutlarını merak ederken, sistemin kanayan yarası haline gelen hayalet sınıflar tartışılmaya devam ediyor.

Tarikat ve cemaatlerin okullara etkisi, ÇEDES gibi projelerle derinleşirken, öğrencilerin laik eğitimden uzaklaştırılması endişe yaratıyor. İmam hatip okullarındaki devamsızlık silme uygulamaları, tüm ülkede ne ölçüde yaşandığına dair veriler açıklanmalı.

20 Öğrenciye Ağır Disiplin Cezaları Verildi
20 Öğrenciye Ağır Disiplin Cezaları Verildi
İçeriği Görüntüle

Bu gelişmeler, eğitim sisteminin geleceğini doğrudan etkiliyor. Hayalet sınıf gerçeği, sadece bir yönetim sorunu değil, aynı zamanda ideolojik müdahalelerin sonucu olarak görülüyor. Önümüzdeki dönemde bu uygulamalara karşı ne tür adımlar atılacağı, herkesin yakından izlediği bir konu haline geldi.

Sonuç olarak, devlet okullarındaki hayalet sınıflar, eğitimdeki derin sorunları gözler önüne seriyor. Şeffaf denetim ve adil politikalar talep edilirken, bu skandalın boyutları kamuoyunda geniş yer bulmaya devam edecek. Konu, eğitim camiasında uzun süre tartışılacak nitelikte.