Kolombiya’da siyasi gündem, Devlet Başkanı Gustavo Petro’nun şeffaflık adına attığı bir adımın beklenmedik bir skandala dönüşmesiyle sarsıldı. Ülkenin lideri, kendisine yöneltilen ağır suçlamaları çürütmek ve mali dürüstlüğünü kanıtlamak amacıyla kredi kartı ekstrelerini kamuoyuyla paylaşma kararı aldı. Ancak bu hamle, halkın ve muhalefetin dikkatini bambaşka bir noktaya, başkanın özel harcamalarına çekti. Özellikle ekstrelerde göze çarpan bazı lüks mağaza alışverişleri ve gece hayatına dair detaylar, ülkede geniş çaplı bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Olayın perde arkasında uluslararası bir gerilim yatıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Kolombiya liderini hedef alarak kendisini "uyuşturucu lideri" olmakla suçlaması, Petro’yu harekete geçiren ana etken oldu. Bu ağır itham karşısında sessiz kalmayan ve mali sicilinin temiz olduğunu ispatlamak isteyen devlet başkanı, Kolombiya Mali Bilgi ve Analiz Birimi’ne talimat vererek banka kayıtlarının incelenmesini ve yayınlanmasını istedi. 2022 yılından 2024’ün Haziran ayına kadar olan süreci kapsayan bu belgeler, suçlamaları çürütmeyi amaçlarken başkanın yaşam tarzını mercek altına aldırdı.
Yayınlanan yaklaşık 30 sayfalık detaylı dökümanlarda, Gustavo Petro’nun son üç yıl içerisindeki toplam gelirinin 270 bin sterlin, yani yaklaşık 352 bin dolar olduğu görüldü. İlk bakışta mali kayıtlarda yasa dışı veya şüpheli bir para akışına rastlanmadı. Ancak harcama kalemlerinin içeriği, özellikle bir sosyalist liderin profiliyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiri oklarının hedefi oldu. Belgeler, başkanın sadece temel ihtiyaçlar için değil, dünyaca ünlü lüks markalar için de ciddi harcamalar yaptığını ortaya koydu.
Ekstrelerin en çok konuşulan bölümlerinden biri, 2023 yılında Portekiz’de yapılan alışverişler oldu. Kayıtlara göre Petro, Portekiz’deki bir Gucci mağazasından tek seferde 1.250 Euro’luk bir harcama yapmıştı. Lüks tüketim bununla da sınırlı kalmadı; ekstrelerde Casa dei Tessuti, Ralph Lauren ve Apple gibi yüksek fiyatlı ürünleriyle bilinen markalara ait ödemeler de yer aldı. Bu durum, ekonomik zorluklarla mücadele eden halkın bir kesiminde tepkiye neden olurken, muhalefet kanadı durumu siyasi bir koz olarak kullanmakta gecikmedi.
Ancak asıl bomba etkisi yaratan detay, yine Portekiz seyahati sırasında yapılan çok daha küçük ama anlamı büyük bir ödemeydi. Başkent Lizbon’daki "Ménage Strip Club" isimli bir gece kulübünde kredi kartından 40 Euro’luk bir çekim yapıldığı görüldü. Bir devlet başkanının resmi kredi kartı ekstresinde bir striptiz kulübünün adının geçmesi, ülke gündemine bomba gibi düştü. Muhalefet bu harcamayı "utanç verici" olarak nitelendirirken, sosyal medyada ve basın organlarında olay günlerce manşetlerden inmedi.
Konunun muhatabı Gustavo Petro ise söz konusu harcamayı reddetme yoluna gitmedi. İlginç bir savunma stratejisi izleyen lider, "Bir gün neden orada 40 euro harcadığımı açıklayacağım" diyerek detaya girmekten kaçındı. Kendisine yöneltilen ahlaki eleştirilere ise "Para karşılığı ilişkiye ihtiyaç duymuyorum" şeklinde yanıt vererek, harcamanın niteliğinin sanıldığı gibi olmadığını ima etti. Bu açıklama tartışmaları dindirmek bir yana, merakı daha da artırdı.
Eleştirilerin bir diğer boyutu ise ideolojik temeldeydi. Kendisini sosyalist bir lider olarak tanımlayan Petro’nun lüks markalara olan ilgisi sorgulandı. Sosyal medya platformu X üzerinden kendisine yöneltilen "sosyalist ama lüks yaşıyor" eleştirilerine sert çıkan Petro, "Analiziniz oldukça olgunlaşmamış. Bu, sosyalist olursanız aç kalacağınızı ima ediyor, çünkü kapitalizmde tüm gıda ürünleri satın alınır" ifadelerini kullandı. Lider, harcamalarının kendi kazancıyla yapıldığını ve bunun ideolojisiyle çelişmediğini savundu.
Siyasi atmosferin halihazırda gergin olduğu Kolombiya’da bu ifşaatların zamanlaması da oldukça manidar bulundu. Ülke, 2026 yılının Mart ve Mayıs aylarında yapılacak yeni Kongre ve devlet başkanlığı seçimlerine hazırlanıyor. Petro yasalar gereği yeniden aday olamasa da, sol kanadın iktidarda kalması için aktif bir rol üstleniyor. Ancak bu "şeffaflık kazası"nın, partisinin ve desteklediği adayların geleceğini nasıl etkileyeceği şimdiden büyük bir soru işareti oluşturmuş durumda.