Gerçek Gündem Haberleri

Cizre'de Tarihi Buluşma: Barış Adımları ve Sokaklardaki Coşku

Güneydoğu Anadolu'nun kültürel zenginlikleri, uluslararası sempozyumlarla yeniden canlanıyor. Bölgedeki siyasi figürlerin ziyaretleri, barış süreçlerini ve yerel dinamikleri nasıl etkiliyor? Katılımcıların duygusal anları, afişler ve kalabalıklar, bu etkinliklerin yarattığı heyecanı yansıtıyor, izleyenleri geleceğe dair umutlarla dolduruyor.

Güneydoğu Anadolu'nun tarihi dokusu, son yıllarda kültürel etkinliklerle adeta yeniden nefes alıyor. Şırnak gibi sınır bölgelerinde düzenlenen sempozyumlar, sadece akademik tartışmalarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda siyasi ve toplumsal mesajlarla dolu bir arena haline geliyor. Yerel halkın katılımı, afişlerle süslenen sokaklar ve konvoyların eşlik ettiği ziyaretler, bu etkinlikleri unutulmaz kılıyor. Kasım ayının son günlerinde, hava soğuk olsa da atmosfer sıcacık bir beklentiyle dolu. Katılımcılar, otellerin önünde toplanırken, konuşmaların yankılanacağı salonlar merakla bekleniyor. Bu tür buluşmalar, bölgenin kültürel mirasını kutlarken, barış ve diyalog temalarını da ön plana çıkarıyor, zira her detay, yarınların anahtarını taşıyor gibi görünüyor.

30 Kasım 2025'te Şırnak'ın Cizre ilçesinde düzenlenen "4'üncü Uluslararası Melaye Ciziri Sempozyumu", uluslararası bir konuk ağırladı ve etkinlik, Irak Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) lideri Mesud Barzani'nin katılımıyla taçlandı. Barzani, Şırnak Üniversitesi'nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu sempozyuma katılmak üzere Türkiye'ye geldi. Habur Sınır Kapısı'nda yapılan karşılama törenine, AKP ve DEM Parti Şırnak milletvekilleri, Şırnak Valisi, Şırnak Belediye Başkanı ile kentin ileri gelenleri eşlik etti. Bu resmi karşılama, sempozyumun sadece kültürel bir etkinlik olmadığını, aynı zamanda diplomatik bir boyut taşıdığını ortaya koydu. Barzani'nin gelişi, bölge halkı arasında yıllardır beklenen bir buluşmayı simgeliyor ve sokaklardaki afişler, bu ziyaretin önemi hakkında ipuçları veriyor. Etkinlik, Melaye Ciziri gibi tarihi bir şairin mirasını onurlandırırken, güncel siyasi dinamikleri de masaya yatırıyor.

Sempozyumun düzenlendiği otelin dış cephesine yerleştirilen "Cizre'ye Hoş Geldiniz" yazılı dev afiş, ziyaretin coşkusunu yansıtıyordu. İlçe genelinde ise, Barzani ile Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın daha önce birlikte çekildiği fotoğrafların bulunduğu afişler, farklı noktalara asıldı. Bu afişler, sadece dekoratif unsurlar değil, yeni bir açılım sürecinin simgeleri olarak algılandı. Barzani, sempozyumdaki konuşmasında, bu sürecin başlamasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Bu süreç başladığı için çok mutlu olduk. Gördüğünüz gibi bu sefer süreç çok daha düzenli başladı. Barışa kapı açtıkları için buradan Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Türkiye devletine, Türkiye Meclisi’ne, Türkiye halkına teşekkürü borç biliyorum. Bizden ne istenirse ve elimizden ne gelirse yapmaya hazırız" ifadelerini kullandı. Bu sözler, salonda uzun süre alkışlandı ve katılımcılara, diyalog kapılarının aralandığına dair umut aşıladı. Barzani'nin teşekkürleri, barış sürecinin ne kadar hassas bir denge üzerine kurulu olduğunu vurguluyor, zira her ifade, gelecekteki adımların temelini oluşturuyor.

Etkinliğin en dikkat çekici anlarından biri, AKP Şırnak Milletvekili Arslan Tatar'ın Barzani'ye hitaben yaptığı konuşmaydı. Tatar, duygusal bir üslupla, "Sen bizim gözümüzün nurusun. Biz senin anıların ile büyüdük. Biz Kürtlüğü senden öğrendik" diyerek, Barzani'yi övdü. Bu ifadeler, sosyal medyada hızla yayıldı ve gündem yarattı. Konuşma, sempozyumun kültürel temalarını aşarak, kişisel ve tarihi bağları öne çıkardı. Tatar'ın sözleri, bölge halkının Barzani'ye duyduğu saygıyı yansıtırken, aynı zamanda siyasi ittifakların derinliğini de gözler önüne serdi. Sosyal medya kullanıcıları, bu anı paylaşırken, yorumlarında barış umudunu ve duygusal bağları vurguladı; bazıları bunu "tarihi bir an" olarak nitelendirdi. Bu tür hitaplar, sempozyumun sadece akademik bir platform olmadığını, aynı zamanda duygusal bir köprü kurduğunu kanıtlıyor.

Barzani'nin Cizre ziyaretinde, peşmerge güçleri de önemli bir rol oynadı. Kürt bayraklı peşmergeler, taktik kamuflajlı üniformaları ve uzun namlulu silahlarıyla Barzani'ye eşlik etti. Cizre sokaklarında peşmergelere yönelik sevgi gösterileri düzenlendi; konvoyun arkasında yüzlerce kişi toplandı, araçların üzerine çıkmaya çalıştı, alkışlar ve ıslıklarla destek verdi. Bu görüntüler, akıllara Habur Sınır Kapısı'ndaki tarihi olayları getirdi ve sosyal medyada geniş yankı buldu. Kalabalığın coşkusu, sokakları dolduran sloganlar ve bayraklar, ziyaretin ne kadar beklenen bir olay olduğunu ortaya koydu. Peşmergelerin varlığı, güvenlik önlemlerinin yanı sıra, kültürel ve sembolik bir anlam taşıyordu; zira bu tür koruma detayları, ziyaretin resmiyetini pekiştirirken, halkın tepkisiyle birleşince unutulmaz sahneler yarattı. Sosyal medyadaki tepkiler, bu görüntüleri hem övgü hem de eleştiriyle dolu bir tartışma konusu haline getirdi.

Sempozyuma ilişkin bir başka önemli gelişme, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan'ın yaptığı açıklamalarla gündeme geldi. Doğan, İlke TV'ye verdiği röportajda, parti heyetinin programa son anda davet edildiğini, Cizre Belediyesi Eşbaşkanlarının ise otele alınmadığını belirtti. Ayrıca, Cizre Emniyet Müdürü ile eşbaşkanlar arasında gerilim yaşandığını ve müdürün eşbaşkanları tehdit ettiğini iddia etti. Doğan, yaşananları "Cizre Belediye Eşbaşkanlarına dönük tehditkâr ve şiddet eğilimli bir tutum sergilenmeye hakkı yok. Ben 'sertlik' diyerek en naif haliyle izah etmeye çalışıyorum, bu doğrudan şiddettir. Eşbaşkanlar otele girmeye çalıştıklarında 'güvenlik alıyoruz' denilerek engellendiler. Neyin güvenliği? Kimi kimden sakınıyorsunuz?" sözleriyle aktardı. Bu iddialar, sempozyumun arka planındaki gerilimleri su yüzüne çıkardı ve "yeni süreç" tartışmalarını alevlendirdi.

Doğan, açıklamalarına devam ederek, bu tutumun yeni dönem yaklaşımlarıyla çeliştiğini vurguladı: "Burada DEM Parti birinci parti. İl ve ilçe eşbaşkanlarını, belediye eşbaşkanlarını ve milletvekillerini yok sayarak Cizre'yi anlayamazsınız. Eğer yeni bir dönemden bahsediyorsak, böyle yaklaşılmamalı. Şırnak genelinde ve Cizre’de yüzde 90'a varan bir irade hedef alınıyor. Yetkililer inkar etse de elimizde kanıtlar var." Bu sözler, yerel iradenin nasıl hiçe sayıldığını sorgulatan bir eleştiriydi ve DEM Parti'nin sempozyumdaki konumunu güçlendirdi. Doğan'ın ifadeleri, sosyal medyada destek mesajlarıyla karşılandı; kullanıcılar, bu iddiaları barış sürecinin test edildiği bir fırsat olarak yorumladı. Bu gerilim, etkinliğin sadece kutlama değil, aynı zamanda hesaplaşma unsurları taşıdığını gösteriyor.

Cizre'deki sempozyum, Rudaw gibi IKBY'ye yakın medya organlarında da geniş yer buldu ve Barzani'nin ziyareti, bölgesel diyalogların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha kanıtladı. Etkinliğin düzenleyicisi Şırnak Üniversitesi, Melaye Ciziri'nin şiirlerini ve mirasını merkeze alarak, uluslararası katılımcıları bir araya getirdi. Ancak, afişler, konvoylar ve sevgi gösterileriyle dolu bu ziyaret, kültürel bir kutlamadan öteye geçti. Barzani'nin Erdoğan'a teşekkürleri, Tatar'ın duygusal hitabı ve peşmergelerin sokaklardaki varlığı, barış adımlarının somut yansımaları olarak algılandı. Öte yandan, Doğan'ın tehdit iddiaları, sürecin hala kırılganlığını hatırlatıyor ve yetkililerin bu konudaki yanıtlarını merak ettiriyor.

Bölgesel dinamikler açısından, bu sempozyum Şırnak ve Cizre gibi ilçelerin stratejik önemini vurguluyor. Habur Sınır Kapısı'ndaki karşılama, vali ve milletvekillerinin katılımıyla resmi bir hava kattı. Sosyal medyadaki görüntülerin Habur'u anımsatması, geçmişteki tarihi olaylarla paralellik kurarken, yeni bir sayfa açma umudunu da besliyor. Peşmergelerin kamuflajlı ve silahlı koruma detayları, ziyaretin güvenlik boyutunu öne çıkarırken, kalabalığın coşkusu bu önlemleri yumuşatıyor. DEM Parti'nin eleştirileri ise, yerel yönetimlerin rolünü sorgulatarak, kapsayıcı bir yaklaşımın gerekliliğini dile getiriyor.

Sonuç olarak, Cizre'deki bu buluşma, barış sürecinin nabzını tutan bir etkinlik olarak tarihe geçiyor. Barzani'nin memnuniyet ifadeleri, Tatar'ın övgüleri ve sokaklardaki sevgi gösterileri, umut verici bir tablo çizerken, tehdit iddiaları dikkatli adımlar atılması gerektiğini hatırlatıyor. Sempozyumun yarattığı momentum, Güneydoğu Anadolu'da diyalogları güçlendirebilir ve yüzde 90'lık yerel iradeyi dahil eden bir yaklaşım, sürecin başarısını belirleyecek. Bu görüntüler, sadece bir ziyaretin ötesinde, Türkiye'nin sınır ötesi ilişkilerini şekillendiren bir hikaye anlatıyor ve izleyenleri, önümüzdeki günlerin gelişmelerini merakla beklemeye sevk ediyor.