Türkiye'nin siyasi arenasında hareketli günler yaşanıyor. Ana muhalefet partisi, uzun süredir beklenen bir yenilenme sürecine girdi. Parti içindeki dinamikler, hem üyeleri hem de kamuoyunu yakından ilgilendiriyor. Bu süreç, sadece iç dinamiklerle sınırlı kalmıyor; ekonomik baskılar, hukuki engeller ve dış politika meseleleri gibi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Özellikle son kongre, partinin geleceğini şekillendiren kritik bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor. Peki, bu yenilenme tam olarak ne anlama geliyor ve önümüzdeki aylarda neler bekleniyor?
İkinci olarak, yeni lider Özgür Özel'in elde ettiği başarı, partinin tarihinde nadir görülen bir boyuta ulaştı. Kongrede tam 1333 oy alarak seçilen Özel, en yüksek oy rekorunu kırdı. Üstelik, anahtar liste hiç değişmeden, yani scratchesiz bir şekilde onaylandı. Bu durum, İsmet İnönü'nün genel başkanlığı ve Bülent Ecevit'in genel sekreterliği dönemine kadar uzanan bir gelenek açısından olağanüstü. O dönemlerde bile kongrelerde ufak değişiklikler olurdu, ancak bu sefer tam bir birliktelik sağlandı. Özel, bu zaferi değerlendirirken, partiye yönelik baskılara karşı mücadelede kararlı olduklarını vurguladı. Özellikle belediyelere yönelik soruşturmalar ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na uygulanan hukuki süreçler, öncelikli mücadele alanları olarak belirlendi. Özel, iktidara giden yolda halkın sorunlarına somut çözümler sunarak ilerleyeceklerini ifade etti. Medya kısıtlamalarının yarattığı zorluklara rağmen, partinin 2 milyon üyesini harekete geçireceklerini belirtti. Bu üyeler aracılığıyla, 185 bin sandık görevlisine propaganda ve organizasyon görevleri verilecek. Sandık bölgelerindeki her vatandaşı ziyaret etmek, parti yöneticileriyle toplantılar düzenlemek gibi adımlar, kampanyanın temelini oluşturacak.
Bu stratejik planlama, CHP'nin tarihindeki en büyük seçim kampanyasını vaat ediyor. Özel'e göre, bu kampanya sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en geniş kapsamlısı olacak. Hedef, bir sonraki kongreyi iktidar olarak gerçekleştirmek. Bu iddialı hedef, partinin içindeki motivasyonu artırırken, dışardan da dikkat çekiyor. Örneğin, eski lider Kemal Kılıçdaroğlu'na davet gönderildi, ancak katılmadı. Buna rağmen, Özel'in eşi, Kılıçdaroğlu'nun eşinin ameliyat sonrası iyileşme sürecinde ziyaret ederek iyi dileklerini iletti. Bu jest, parti içindeki geçişin ne kadar nazik yönetildiğini gösteriyor. Yeni yönetimde, ekonomi, hukuk, dış politika ve güvenlik gibi alanlara odaklanılacak. Partiye dışarıdan diplomatlar gibi yetkin isimler dahil edilecek, bu da ekibin gücünü artıracak. Zeyrek'in gözlemleri, Özel'in ses tonunda bile bir değişim olduğunu ortaya koyuyor: Artık yorgunluk yok, yerine neşe ve iktidar heyecanı hakim. Bu değişim, 19 Mart'tan beri süren yoğun çalışmalara dayanıyor. Anketlerde CHP'nin yükselişi net görülüyor; iktidar partisi hâlâ önde olsa da, seçim yokken büyük bir baskı altında değiller.
Peki, bu yenilenme pratikte nasıl işleyecek? CHP, TRT'nin tarafsızlığı için meclise önerge vermeyi planlıyor. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin bu konuda olumlu sinyaller verdiğini söyleyen Özel, AK Parti'nin ise destek vermesinin zor olduğunu düşünüyor. Hukuki değişiklikler gerekecek; mahkeme kayıtlarının yayınlanması için yasal düzenleme şart. Bu, özellikle İmamoğlu davası gibi süreçlerde adaleti güçlendirecek bir adım. Parti, bu tür hamlelerle hem iç hem dış kamuoyunda güven kazanmayı hedefliyor. Son dönemde artan ekonomik sıkıntılar, CHP'nin ajandasının merkezinde yer alıyor. Enflasyonun yarattığı baskı, emeklilerin ve asgari ücretlilerin alım gücünü eritiyor. Özel, bu sorunlara yönelik somut vaatlerle halka ulaşacaklarını söylüyor. Örneğin, sandık görevlilerinin ev ziyaretleri sırasında, ailelerin günlük harcamalarını dinleyip çözüm önerileri sunacaklar. Bu, geleneksel propaganda yöntemlerini aşan bir yaklaşım; doğrudan halkın nabzını tutmak anlamına geliyor.
CHP'nin bu yeni dalgası, Türkiye'nin genel siyasi iklimini de etkileyecek. Anketlerdeki yükseliş, sadece sayısal bir veri değil; halkın değişim talebinin bir yansıması. Partinin 2 milyon üyesi, adeta bir ordu gibi organize edilecek. Her sandık görevlisinin %90'ı propaganda odaklı çalışacak; kalan kısım ise lojistikle uğraşacak. Bu yapı, yerel seçimlerden ulusal kampanyalara kadar her alanda etkili olacak. Özel'in vaat ettiği "dünyanın en büyük kampanyası", dijital araçlar ve saha çalışmalarıyla desteklenecek. Parti içindeki birlik, scratchesiz listenin bir simgesi olarak, dış rakiplere güçlü bir mesaj veriyor. Eski dönemlerin yorgunluğunu geride bırakan CHP, şimdi iktidar yürüyüşüne odaklanmış durumda. Bu süreçte, ekonomik reform önerileri ön planda: Vergi adaletsizliği, sosyal yardımların yetersizliği ve istihdam sorunları masaya yatırılacak. Özel, bu konularda uzman ekiplerle çalışacaklarını belirtiyor. Dış politika alanında ise, Avrupa Birliği ilişkileri ve Orta Doğu'daki gerilimler, CHP'nin gündeminde. Güvenlik politikaları için ise, deneyimli isimler devreye girecek.
Sonuç olarak, CHP'nin bu yeni dönemi, Türkiye siyasetinde bir dönüm noktası. Özgür Özel'in liderliğinde, parti hem iç dinamiklerini güçlendiriyor hem de halka umut aşılıyor. Anketlerdeki ivme, bu stratejinin meyvesini vermeye başladı bile. İktidara giden yol, adım adım döşeniyor; peki, bu yolda en büyük engeller neler olacak? Gelecek haftalarda, bu soruların yanıtları daha netleşecek. Parti üyelerinin motivasyonu, kampanyanın başarısının anahtarı. 185 bin sandık görevlisinin sahaya inmesiyle, her mahallede değişim hissedilecek. Bu, sadece bir parti meselesi değil; Türkiye'nin geleceğini şekillendiren bir hareket.