Son günlerde Ankara siyasetinin en hareketli ve gerilimli saatleri yaşanıyor. Başkentte esen soğuk rüzgarların ardında, kamuoyundan sır gibi saklanan ancak son yapılan açıklamalarla gün yüzüne çıkan çok kritik bir görüşme trafiği yatıyor. Siyasi dengeleri altüst edecek nitelikteki bu gelişmeler, iktidar ve muhalefet kanadında tansiyonu yükseltirken, olayların merkezindeki "gizlilik" vurgusu akıllarda binbir türlü soru işareti bıraktı. Kulislerde konuşulanlar, sıradan bir siyasi manevranın çok ötesinde, devletin zirvesini ve gelecekteki stratejik yol haritasını ilgilendiren tarihi bir kırılma noktasına işaret ediyor.
Bu siyasi fırtınanın fitilini ateşleyen gelişme, ana muhalefet partisi liderinin yaptığı çarpıcı ifşaatlar oldu. İddialara göre, iktidar kanadından üst düzey bir heyet veya temsilciler, muhalefet liderine ulaşarak çok hassas bir konuda "birlikte hareket etme" teklifinde bulundu. Ancak bu teklifin en can alıcı noktası, sunuluş biçimi ve içeriğindeki "gizlilik" şartıydı. Teklifin, kameraların, basının ve hatta kamuoyunun ruhunun bile duymayacağı şekilde, kayıt dışı bir ziyaret ve görüşme trafiği içerdiği belirtiliyor. "İsterseniz görüntü kaydı almayız, kimseye söylemeyiz, kimsenin ruhu duymaz" denilerek sunulan bu teklif, siyasi şeffaflık tartışmalarını da beraberinde getirdi.
Muhalefet liderinin "Eğer gizli olacaksa ben neden gideyim?" diyerek reddettiği belirtilen bu teklifin, Türkiye'nin en hassas meselelerinden biri olan ve bir ada hapishanesinde tutulan örgüt lideriyle yapılacak görüşmeleri kapsadığı öne sürülüyor. İktidar kanadından gelen bu "gizli ziyaret" talebinin reddedilmesi üzerine, siyasi arenada sert rüzgarlar esmeye başladı. İktidar yetkilileri bu iddiaları yalanlasa da, olayın detaylarına inildiğinde, meclisten bir heyetin söz konusu adaya gitmesi ve görüşmeler yapması planının masada olduğu anlaşılıyor. Bu durum, sadece basit bir ziyaret değil, devletin en üst yasama organı olan Meclis ile örgüt lideri arasında bir "denklik" ve "muhataplık" kurulması anlamına gelebileceği için büyük tepki çekiyor.
Analistlere göre, Meclis'ten bir heyetin örgüt liderini ziyaret etmesi, yıllardır süren mücadele sürecinde çok farklı bir evreye geçildiğini gösteriyor. Bu ziyaretin gerçekleşmesi halinde, örgüt liderinin devlet nezdinde meşrulaştırıldığı, Meclis ile eşit bir statüde müzakere yürüten bir aktör konumuna yükseltildiği yorumları yapılıyor. Adadaki görüşmelerden sızan notlar ise sürecin boyutunun çok daha derin olduğunu gözler önüne seriyor. İddialara göre, içerideki görüşmelerde Suriye'deki yapılanmalar, İsrail'in bölgedeki faaliyetleri ve örgütün silah bırakma süreçleri gibi stratejik konular en ince detayına kadar masaya yatırılıyor.
Özellikle görüşme notlarında yer aldığı iddia edilen "Suriye meselesini ben çözerim, oradaki güçler beni dinler" şeklindeki ifadeler ve devletin Suriye'deki yapılanmalara "hamilik" yapması yönündeki talepler, yeni bir çözüm sürecinin veya stratejik ortaklığın sinyallerini veriyor. Ancak bu sürecin kapalı kapılar ardında, "gizli teklifler" ve "kayıt dışı görüşmelerle" yürütülmek istenmesi, toplumun ve siyasetin diğer aktörlerinin tepkisini çekiyor. Ankara'da sular durulmazken, bu ifşaatların önümüzdeki günlerde hangi yeni belgelerle veya açıklamalarla destekleneceği merak konusu. Siyasetin bu gizli ajandası, Türkiye'nin geleceğinde belirleyici bir rol oynayacak gibi görünüyor.