Türkiye siyasi arenası 24 Kasım 2025 itibarıyla yeni bir çalkantı yaşıyor. Zanka TV’nin aktardığına göre MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AKP’nin geleceği, Erdoğan’ın siyasi gücü ve partinin operasyonlarla paramparça edilmesi olasılığı gibi temel konular üzerinden son derece dikkat çekici adımlar atıyor. Bahçeli, TBMM’de yaptığı grup konuşmasını izleyen günlerde, “Kimse gitmezse İmralı’ya ben giderim” diyerek gündeme bomba gibi düştü ve AKP içindeki değişim sürecini hızlandıran açık mesajlar verdi.
Programda yapılan değerlendirmelere göre, AKP lideri Recep Tayyip Erdoğan siyasi gücünü hızla yitiriyor ve parti içindeki operasyonun başladığı vurgulanıyor. Bahçeli’nin, partisini AKP’siz bir ittifaka hazırladığı ve bu hedefle adım adım ilerlediği belirtiliyor. Memduh Bayraktaroğlu söz konusu süreci, “Bahçeli kendisine verilen görevi harfiyen yapıyor. Siyasi bir ideolojik mücadele değil, devletin verdiği bir görevi yerine getiriyor.” sözleriyle özetliyor.
Yeni İttifak ve Meclis Dinamikleri
Öne çıkan diğer bir başlık, Bahçeli’nin CHP ile güçlendirilmiş bir ittifak isteyen yaklaşımı. MHP’nin, partinin içindeki Kürt siyasi hareketine uzun süredir destek veren milletvekillerinin yeni süreçte harekete geçmesini beklediği ifade ediliyor. Ayrıca, Bahçeli’nin “AKP’nin oylarıyla reddedilse de diğer tüm partilerin duruşmaların TRT’den canlı yayınlanmasını destekleyeceğini” söylemesi, mecliste kritik dengelerin değişebileceğinin işareti olarak değerlendiriliyor.
Erdoğan’a Açık Mesaj: “Ya Seninle Ya Sensiz”
Bahçeli’nin Erdoğan’a verdiği net mesajlar ise AKP içindeki krizi doruğa taşıyor. Programda şu ifadeler dikkat çekiyor: “Asla ve asla paşanı bırakmam. Senin cumhurbaşkanlığın döneminde İmralı’ya komisyon gidecek, gitmezsen ben gideceğim.” Ayrıca, Erdoğan’ın “bu işin devlet işi” olduğuna önce inanmasa da, gelinen noktada Bahçeli’nin stratejisinin siyasi sahneyi belirlediği vurgulanıyor.
Ortaklık Bozulacak mı? Bahçeli ve Erdoğan’ın Geleceği
Yayın boyunca, Bahçeli’nin Erdoğan’ı “Apo’yu affeden cumhurbaşkanı haline getirme” stratejisi üzerinde duruluyor. “Bahçeli, Erdoğan’a bir görev yüklüyor. İstese de istemese de, Erdoğan’ı siyaseten köşeye sıkıştırıyor.” cümleleriyle sürecin kaçınılmaz bir çatlağa evrilebileceği dile getirildi. Bu tablo, AKP’nin önümüzdeki dönemde içsel ayrışmalar ve yeni siyasal ittifaklarla karşı karşıya kalabileceğini gösteriyor.
MHP’nin Politika Değişimi ve İdeoloji Gerilimi
Devlet Bahçeli’nin son bir yıldaki politikası, MHP’nin klasik ideolojisinin dışına çıkıyor ve daha çok 1964’te MHP’ye yüklenen “görev”i hatırlatan bir çizgide ilerliyor. Analizde, Bahçeli’nin ideolojiden çok misyon yüklendiği ve Türkiye’nin değişen bölgesel resmine uygun hareket ettiği şu sözlerle özetleniyor: “Devlet Bey misyoner bir görev adamı. Politikası, MHP’nin bilinen ideolojisine ters ama tarihi misyonuna uygun.”
Uluslararası Dinamikler ve Bölgesel Siyaset
ABD ve İsrail’in Orta Doğu’daki konumu, yapay zekâ nedeniyle üretimde yaşanan sıçrama, siyasal İslam’ın tüketim toplumu önündeki engel olması da gündemin önemli başlıkları arasında. ABD Başkanı Trump’ın görevde olduğu sürece erken seçime gidilmeyeceği, Bahçeli’nin ise henüz görevini tamamlamadığı için bu ortaklığın bozulmayacağı yorumları öne çıkıyor.
İmamoğlu ve Yargı Gündemi
Ekrem İmamoğlu’nun yargılanmasının da gündeme taşındığı programda, bu konuda TRT’de yayın yapılması çağrısını ilk defa Bahçeli’nin yaptığına dikkat çekiliyor. Bu noktada, Erdoğan’ın siyasi kariyeri açısından İmamoğlu ve Selahattin Demirtaş davalarının kritik olduğuna işaret ediliyor.
Siyasi Analizlerin ve Yorumların Işığında Yol Haritası
Memduh Bayraktaroğlu’nun program boyunca vurguladığı gibi, Türkiye siyaset sahnesinde devlet işiyle parti işi arasındaki ayrımın netleştiği ve MHP’nin yeni siyasal süreçte anahtar bir aktör olduğu görülüyor. Bahçeli, parti içi ve dışı dengeleri yeniden biçimlendirirken, AKP ise tarihinin en büyük bölünme ve operasyon sürecine giriyor.
Sonuç: 2025’in Sonunda Siyasi Yollar Ayrılıyor
AKP’de parçalanma rüzgarları eserken, Bahçeli’nin inisiyatifiyle yeni siyasal ittifakların şekilleneceğine, Erdoğan’ın ise kritik kararlar almak zorunda kalacağına kesin gözüyle bakılıyor. Türkiye’nin siyasi ve toplumsal yapısında taşların hızla yerinden oynadığı bu günlerde, gelişmeler yakından takip edil meli.