Avrupa Birliği ile Güney Amerika Ortak Pazarı (MERCOSUR) arasında 25 yıldır süren müzakereler, nihayet bir sonuca ulaştı. Anlaşma, Paraguay'da düzenlenen törenle resmiyet kazandı.
Bu anlaşma, AB üyesi ülkeler ile MERCOSUR'a dahil Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay'ı kapsıyor. Toplamda 700 milyondan fazla nüfusu bir araya getiren bu yapı, dünyanın en büyük serbest ticaret alanlarından biri olmayı hedefliyor.
Bolivya, MERCOSUR üyesi olmasına rağmen anlaşmanın başlangıç aşamasında yer almıyor. Müzakereler boyunca Fransa ve Polonya gibi ülkelerin itirazları gündeme gelmiş olsa da, nitelikli çoğunlukla kabul edildi.
Anlaşmanın temel amacı, taraflar arasındaki malların yaklaşık yüzde 91'inde gümrük vergilerini kaldırmak. AB Komisyonu'nun tahminlerine göre, bu adım AB'nin MERCOSUR ülkelerine ihracatını yıllık yüzde 39 oranında artırabilir. Bu büyüme, yaklaşık 49 milyar euroya karşılık geliyor.
2024 verilerine göre iki taraf arasındaki mevcut ticaret hacmi ise 111 milyar euro seviyesinde bulunuyor. Anlaşma, özellikle AB'nin otomobil, kimyasal ürünler, ilaç ve makine sanayisi için önemli avantajlar sağlıyor.
MERCOSUR ülkelerine uygulanan yüksek gümrük vergilerinin, örneğin otomobillerde yüzde 35'e varan oranların kaldırılması bu fırsatları artırıyor. Buna karşılık, sığır ve tavuk eti gibi hassas tarım ürünlerinde kota ve ek koruma mekanizmaları getirildi.
Güney Amerika tarafı ise ağırlıklı olarak tarım ürünleri ve ham madde ihraç ediyor. Bu ürünler, AB pazarına daha kolay erişim sağlayacak.
Anlaşmanın üçüncü ülkeler üzerindeki etkileri de uzmanlar tarafından yakından inceleniyor. Özellikle AB ile gümrük birliği ilişkisi bulunan ülkeler, bu gelişmeden dolaylı olarak etkilenebilir.
Kocaeli Sanayi Odası ve İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, AB'nin serbest ticaret anlaşmalarının sayısının 80'e yaklaştığını, buna karşılık diğer ülkelerin daha sınırlı sayıda anlaşmaya sahip olduğunu belirtiyor.
Bu dengesizliğin, gümrük birliği partnerleri için dezavantaj yarattığını vurgulayan Zeytinoğlu, MERCOSUR anlaşmasının bu sorunu daha belirgin hale getirdiğini ifade ediyor.
AB ülkelerinin MERCOSUR pazarına engelsiz erişim sağlayacağı bir ortamda, gümrük birliği ilişkisi nedeniyle benzer haklardan yararlanamama durumu ortaya çıkıyor.
Bu durum, hem AB üzerinden dolaylı ticaret baskısı hem de AB pazarında artan rekabet anlamına geliyor. Özellikle tarım sektörü, bu rekabetten en çok etkilenecek alan olarak öne çıkıyor.
Tarım ürünlerinin gümrük birliğine doğrudan dahil olmamasına rağmen, işlenmiş tarım ürünlerinin kapsama girdiği hatırlatılıyor. Ortaklık Konseyi'nin ilgili kararıyla tarımda serbestleşmenin uzun süredir hedeflendiği belirtiliyor.
Brezilya ve Arjantin gibi ülkelerin tarım ve hayvancılıkta güçlü konumda olması, AB pazarındaki rekabeti yoğunlaştırabilir. Kanatlı eti ihracatının da yakın zamanda başladığı dikkate alındığında, bu baskı daha belirgin hale geliyor.
Etkinin kısa vadeden ziyade orta vadede hissedileceği öngörülüyor. Tahıl ve hayvancılık ürünlerinde MERCOSUR ülkelerinin güçlü ihracatı, rekabet gücünü zorlayabilir.
Meyve ve sebze ticaretinde ise olumsuz etkinin daha sınırlı kalacağı değerlendiriliyor. Burada AB'nin sıhhi ve bitki sağlığı standartlarına uyum ile pestisit oranlarının düşürülmesi belirleyici rol oynayacak.
AB içinde de anlaşmaya yönelik görüş ayrılıkları devam ediyor. Fransa gibi ülkeler, ucuz tarım ürünlerinin yerel çiftçileri zor durumda bırakacağından endişe duyuyor.
Polonya, Macaristan ve İtalya da benzer kaygılar dile getirmişti. Ancak özel imtiyazlarla ikna süreçleri sonrası anlaşma kabul edildi.
Almanya ve sanayi çevreleri ise anlaşmayı ihracat ve istihdam açısından büyük fırsat olarak görüyor. Bölgedeki hammaddelere, örneğin lityum ve bakır gibi elektrikli otomobil üretiminde kritik minerallere erişim de bu avantajlar arasında yer alıyor.
Bu gelişmeler karşısında sektörel koruma önlemlerinin acil durumlarda iç pazarı koruyabileceği belirtiliyor. Ancak kalıcı çözüm için gümrük birliğinin güncellenmesi sürecinin hızlandırılması öneriliyor.
Serbest ticaret anlaşması sorunlarının müzakere yoluyla çözülmesi, en sürdürülebilir yaklaşım olarak değerlendiriliyor. AB'nin bu anlaşmayı 25 yılda tamamlamış olması, benzer süreçlerin aciliyetini hatırlatıyor.
AB-MERCOSUR anlaşmasının imzalanması, küresel ticaret haritasında önemli bir değişime işaret ediyor. Rekabet dengelerinin yeniden şekillendiği bu dönemde, dolaylı etkiler de yakından takip ediliyor.