Ekonomik göstergeler, yeni yılın başlangıcında geniş kesimlerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Enflasyon verilerinin açıklanmasıyla birlikte maaş artışları netleşti ve bu durum çeşitli kesimlerden farklı yorumlar aldı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, enflasyon rakamlarıyla ilgili sert bir eleştiri getirdi. Temelli, rakamlarla oynanarak yaratılan tahribatın yoksulluğu daha da derinleştirdiğini vurguladı. Bu yaklaşımın, gerçek ekonomik koşulları yansıtmadığını belirten Temelli, resmi verilerin halkın yaşadığı sıkıntıları gizlediğini ifade etti.
Açıklanan verilere göre Aralık ayı enflasyonu düşük seviyelerde kalırken yıllık oran belirli bir düşüş gösterdi. Ancak bağımsız araştırmalar ve günlük yaşam maliyetleri, bu rakamların gerçek enflasyonu tam olarak yansıtmadığını ortaya koyuyor. Özellikle gıda, enerji ve barınma giderlerindeki hızlı yükseliş, alım gücünü ciddi şekilde eritiyor.
Yoksulluk sınırı, dört kişilik bir aile için 98 bin liranın üzerine çıkmış durumda. Açlık sınırı ise 30 bin lirayı aşarak rekor seviyeye ulaştı. Bu rakamlar, milyonlarca kişinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını gösteriyor. Memur maaşlarındaki artışlar ise bu sınırların oldukça altında kalıyor.
Temelli'nin açıklamalarında öne çıkan nokta, enflasyon hesaplamalarındaki manipülasyon iddiası. Resmi kurumların verileri düşük göstererek maaş zamlarını sınırlı tuttuğunu savunan Temelli, bu politikanın emekçileri yoksulluğa mahkum ettiğini belirtti. Özellikle sabit gelirlilerin durumu, bu tahribatın en somut örneği olarak vurgulanıyor.
Memur ve emekli maaşlarına uygulanan zam oranları da tartışma konusu. Toplu sözleşme kapsamında belirlenen artışlar, enflasyon farkıyla desteklense de gerçek hayatla uyuşmuyor. En düşük emekli aylığı ve memur maaşı, yoksulluk sınırının yarısından az seviyede kalıyor. Bu fark, geçim sıkıntısını giderek artırıyor.
Diğer siyasi partiler ve sendikalar da benzer eleştiriler getiriyor. Enflasyonun düşük gösterilmesinin, zam oranlarını yapay olarak sınırladığı görüşü yaygınlaşıyor. Bağımsız enflasyon hesaplamaları, resmi rakamların iki katına yakın seviyelerde enflasyon gösterdiğini ortaya koyuyor.
Günlük harcamalardaki artışlar, aile bütçelerini zorluyor. Market fiyatları, faturalar ve kira giderleri, maaş iyileştirmelerini büyük ölçüde nötrleştiriyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar, bu baskıyı daha yoğun hissediyor. Çocuklu aileler için durum daha da kritik hale geliyor.
Temelli, bu politikaların toplumsal tahribata yol açtığını vurguluyor. Yoksulluğun derinleşmesi, sadece ekonomik değil sosyal bir sorun haline geliyor. Eğitim, sağlık ve barınma gibi temel haklar, alım gücü erimesiyle tehdit altında kalıyor.
Gelecek dönemde enflasyonun seyri de merak ediliyor. Resmi tahminler düşüş yönünde olsa da piyasa beklentileri daha yüksek seviyeleri işaret ediyor. Merkez Bankası ve hükümetin politikaları, bu beklentileri karşılayabilecek mi, önümüzdeki aylar belirleyecek.
Kamuoyu, daha şeffaf ve gerçekçi veri açıklamaları bekliyor. Enflasyon hesaplamalarındaki değişiklikler ve metodoloji tartışmaları, güven sorununu artırıyor. Bağımsız kurumların verileri, resmi rakamlarla çelişmeye devam ediyor.
Sonuç olarak, 2026 enflasyon rakamları memnuniyet yaratmadı. DEM Parti'nin başını çektiği eleştiriler, rakamların oynandığı iddiasını gündeme taşıyor. Yoksulluk sınırındaki rekor artış, zamların yetersizliğini gözler önüne seriyor. Bu tartışma, ekonomik politikaların yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Geniş kesimler, daha adil bir düzenleme için seslerini yükseltmeye devam edecek.




