Küresel finans sisteminde doların özel bir yeri bulunuyor. En yaygın kullanılan para birimi olması, birçok avantaj getirirken aynı zamanda belirli zayıflıklar barındırıyor. Bu asimetrik üstünlük, ulusal bir para biriminin küresel muamele görmesi şeklinde tanımlanıyor ve sonsuza kadar devam etmesi mümkün görünmüyor.

ABD'nin Venezuela politikaları, doların geleceği tartışmalarında örnek olarak ele alınıyor. Resmi gerekçe kokain ticaretini engellemek olsa da, genel görüş petrol kaynaklarına erişim olduğu yönünde. Ancak bu eylemler, doların Çin Yuan'ı karşısındaki konumunu kaybetme riskiyle doğrudan bağlantılı görülmüyor. Yazarlara göre, asıl mesele doların küresel egemenliğinin yarattığı yapısal sorunlar.

Doların küresel para olması, ABD'ye senyoraj rantı sağlıyor. Bu, başka ülkelere dolaylı vergi salma imkanı anlamına geliyor. Küresel para tedavülden kalkmıyor, yastık altında saklanabiliyor ve merkez bankaları rezervlerini bu para biriminde tutuyor. En önemli avantaj ise, ABD'nin dövizsiz kalma riski olmaması ve sınırsız cari açık verebilmesi.

1970 yılına kadar cari fazla veren ABD ekonomisi, o tarihten itibaren kendi parasıyla ithalat yapma imkanını geniş ölçüde kullandı. 1980'lerden sonra cari açık anormal seviylere ulaştı ve 2024 yılında 1,19 trilyon dolara yükseldi. Bu durum, döviz açığı yaratmadan ithalat yapılmasını sağladı ancak endüstriyel gücü kısmen erozyona uğrattı.

Çin ise ucuz emek ve düşük fiyat politikasıyla ihracatını artırarak hem iktisadi hem teknolojik gelişme kaydetti. Bu süreç, küresel dengeleri değiştirdi ve doların üstünlüğünü sorgulanır hale getirdi. Trump dönemi politikaları, doları devalüe etme girişimi olarak yorumlandı ancak misilleme riski nedeniyle gümrük tarifeleriyle yerli üretim korundu. Bu yaklaşım kısmen başarılı olsa da kalıcı çözüm olarak görülmüyor.

Uzman görüşlerine göre, gerçek çözüm doların kontrollü değer kaybetmesi. Aksi takdirde, sistemden düzensiz bir çıkış yaşanabilir. Bu senaryo, 1929 Büyük Buhranı'ndan daha şiddetli bir kriz yaratma potansiyeli taşıyor ve tüm dünyayı etkileyebilir. Doların egemenliği, şu an büyük ölçüde kriz korkusuyla sürdürülüyor.

Değerli para biriminin katma değer yaratamayan ekonomi ürettiği eleştirisi de gündemde. ABD'nin cari açık suistimali, uzun vadede kendi aleyhine işledi. Küresel para statüsü, kısa vadeli avantajlar sunsa da sürdürülemez hale geliyor. Dünya finans sisteminin bu durumdan düzenli bir geçiş yapması gerektiği vurgulanıyor.

Doların geleceğine dair bu analizler, ekonomik dengelerin kırılganlığını ortaya koyuyor. Küresel hegemonyanın temel taşlarından biri olan bu para birimi, yapısal değişimlere ihtiyaç duyuyor. Önümüzdeki dönemde, kontrollü devalüasyon gibi adımlar tartışılmaya devam edecek.

Bu tür tartışmalar, yatırımcıların ve ekonomi takipçilerinin dikkatini çekiyor. Doların konumundaki olası zayıflamalar, alternatif para birimlerinin yükselişini hızlandırabilir. Çin'in Yuan hamleleri de bu bağlamda önemli bir faktör olarak izleniyor.

Geçim Garantili Emekli Maaşı Talebi: Meclis'te Nöbet Devam Ediyor
Geçim Garantili Emekli Maaşı Talebi: Meclis'te Nöbet Devam Ediyor
İçeriği Görüntüle

Küresel ekonomi, dolar merkezli sistemin sınırlarını test ediyor. Venezuela gibi olaylar, bu tartışmalara fon oluşturuyor ancak asıl sorun sistemik. Senyoraj rantının uzun vadeli etkileri, ABD'nin kendi ekonomisini nasıl şekillendirdiğiyle ilgili derin sorular doğuruyor.

Sonuç olarak, doların bugünkü üstünlüğü kriz korkusuyla ayakta tutuluyor. Kontrollü bir geçiş sağlanmazsa, kontrolsüz değer kaybı büyük riskler barındırıyor. Ekonomistler, bu dinamikleri Venezuela operasyonları bağlamında değil, daha geniş bir perspektiften değerlendirmeyi öneriyor.

Dolar kuru geleceği ve küresel para tartışmaları, önümüzdeki yıllarda daha da yoğunlaşacak. Bu gelişmeler, dünya ekonomisinin yeni dengelerini belirleyecek nitelikte. Takip edenler için, yapısal değişim sinyalleri dikkatle izlenmeli.