Gerçek Gündem Haberleri

2025 Bütçe Kanunu Teklifi: Ekonomi Yol Ayrımında mı?

7 trilyon 704 milyarlık dev bütçe Meclis’te! Savunma harcamaları 1,2 trilyon, eğitim 1 trilyon, personel giderleri rekor kırıyor… Enflasyon altında ezilen emekli ve memur ne kadar zam alacak? Deprem bölgesi yine unutuldu mu? Bakan Şimşek’in perde arkası planları, muhalefetin isyanı ve en çarpıcı detaylarıyla burada!

Türkiye'nin mali geleceğini belirleyecek bütçe tartışmaları, her yıl olduğu gibi bu kez de ekonomik belirsizliklerin gölgesinde şekilleniyor. Hükümetin sunduğu teklif, hem sosyal harcamaları hem de altyapı yatırımlarını kapsarken, muhalefetin eleştirileriyle renkleniyor. Bu süreç, sadece rakamların ötesinde, ülkenin önceliklerini ve sürdürülebilirliğini sorgulatıyor; peki bu teklif, gerçekten ihtiyaçlara cevap verecek mi yoksa yeni tartışmalar mı doğuracak?

Bütçe kanunu teklifi, 2025 yılı için toplam 7 trilyon 704 milyar lira olarak TBMM'ye sunuldu ve bu rakam, önceki yıla göre yüzde 19'luk bir artışa işaret ediyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in sunumunda vurgulandığı üzere, bu bütçe, enflasyonla mücadele ve büyüme hedeflerini dengelemeyi amaçlıyor. Ancak, muhalefet partileri, özellikle CHP ve İYİ Parti, bu artışı yetersiz bulurken, harcamaların adil dağılımını sorguluyor. Teklifin detayları, savunma ve güvenlik harcamalarının 1 trilyon 200 milyar lirayı aşmasıyla dikkat çekerken, eğitim ve sağlık gibi sosyal alanlara ayrılan payın yüzde 15 civarında kalması eleştiri oklarını üzerine çekiyor. Bu dengesizlik, bütçenin kimin lehine tasarlandığını düşündürtüyor.

Sunumun açılışında, Bakan Şimşek, ekonomik büyüme tahminini yüzde 4,5 olarak revize ettiğini açıklayarak, bütçenin bu hedefe göre şekillendirildiğini belirtti. Gelir tarafında, vergi tahsilatının 6 trilyon lirayı bulması beklenirken, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergilerin ağırlığı, dar gelirli kesimleri endişelendiriyor. Muhalefet liderleri, bu vergi modelinin adaletsiz olduğunu savunarak, alternatif öneriler sunuyor: Örneğin, yüksek gelirlerden alınacak ek vergilerle sosyal yardımların artırılması. Bütçe görüşmelerinde, deprem bölgelerine ayrılan 500 milyar liralık fonun yetersizliği de gündeme geldi; uzmanlar, bu miktarın afet sonrası toparlanmayı hızlandırmak için en az iki katı olması gerektiğini ifade ediyor.

Savunma harcamalarının detaylarına inildiğinde, 1 trilyon 200 milyar liralık payın büyük kısmının yerli üretim projelerine ayrıldığı görülüyor. SİHA ve zırhlı araç alımlarına odaklanan bu bölüm, milli savunma sanayiini güçlendirmeyi hedeflese de, eleştirmenler bunu "silahlanmaya öncelik" olarak nitelendiriyor. Öte yandan, personel giderleri bütçenin yüzde 40'ını oluştururken, memur maaş zamlarının enflasyonun altında kalması riski taşıyor. Bakanlık yetkilileri, toplu sözleşme görüşmelerinin bütçeye entegre edildiğini savunsa da, sendikalar bu zammın yüzde 20'yi aşmayacağını öngörerek itiraz ediyor. Bu durum, kamu çalışanlarının alım gücünü eritecek bir tablo çiziyor.

Eğitim bütçesine ayrılan 1 trilyon lirayı aşan kaynak, sınıf mevcutlarının azaltılması ve dijital altyapı yatırımlarını kapsıyor. Ancak, öğretmen atamalarının sınırlı tutulması, atama bekleyen yüz binlerce gencin umutlarını gölgeliyor. Muhalefet, bu alanda 100 bin ek atama talep ederken, hükümetin "kaynak yetersizliği" argümanı tartışmaları alevlendiriyor. Sağlık harcamalarında ise, 800 milyar liralık payın büyük kısmı hastane inşaatlarına gidiyor; pandemi sonrası deneyimlere rağmen, önleyici tıp yatırımlarının ihmal edildiği belirtiliyor. Bu dengesizlikler, bütçenin uzun vadeli sağlık politikalarını göz ardı ettiğini düşündürtüyor.

Altyapı ve ulaşım projelerine ayrılan 600 milyar lira, yüksek hızlı tren hatları ve karayolu genişletmelerini içeriyor. Marmaray ve Avrasya Tüneli gibi mega projelerin devamı, istihdam yaratma potansiyeli taşısa da, maliyetlerin şişirildiği iddiaları muhalefetin elini güçlendiriyor. Çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele için ayrılan 150 milyar liralık fon ise, yeşil enerji dönüşümünü hızlandırmayı vaat ediyor. Ancak, fosil yakıt sübvansiyonlarının devam etmesi, bu çabanın samimiyetini sorgulatıyor. Uzmanlar, bütçenin karbon nötr hedeflerine uyum sağlaması için vergi teşviklerinin artırılmasını öneriyor.

Sosyal yardım ve sosyal güvenlik harcamaları, bütçenin 1,5 trilyon liralık dilimini oluştururken, yaşlılık ve engelli aylıkları öne çıkıyor. Emekli maaşlarının intibak zamları, intibak düzenlemesiyle 5 bin liraya kadar çıkabilirken, muhalefet bunu "seçim yatırımı" olarak görüyor. Tarım destekleri 300 milyar lirayı bulsa da, çiftçilerin mazot ve gübre maliyetlerindeki artışlar nedeniyle desteklerin eridiği şikayetleri artıyor. Bütçe teklifinde, kırsal kalkınma için ayrılan payın artırılması, gıda enflasyonunu frenleme stratejisinin parçası olarak sunuluyor.

Borçlanma ve faiz ödemeleri, bütçenin en tartışmalı kalemi: 2 trilyon lirayı aşan bu gider, Hazine'nin dış borç yükünü yansıtıyor. Dolar/TL kurundaki dalgalanmalar, bu kalemi şişirirken, muhalefet alternatif finansman modelleri öneriyor. Merkez Bankası rezervlerinin güçlendirilmesi, bütçenin risklerini azaltabilir; ancak, enflasyon hedeflemesi politikalarının başarısızlığı, güveni sarsıyor. Bakan Şimşek, sunumunda "disiplinli maliye" vurgusu yaparak, harcamaların sıkı kontrol altında tutulacağını taahhüt etse de, geçmiş yıllardaki sapmalar eleştiri konusu.

Bütçe görüşmelerinin TBMM'deki maratonu, komisyon aşamasında başladı ve genel kurulda uzatmalı geçecek gibi. Muhalefetin sunduğu 50'den fazla değişiklik önergesi, sosyal adalet ve şeffaflık taleplerini içeriyor. Örneğin, lüks tüketim vergilerinin artırılmasıyla elde edilecek gelirin eğitime aktarılması fikri, geniş destek buluyor. Hükümet cephesi ise, bütçenin "istikrar odaklı" olduğunu savunarak, revizyonlara mesafeli duruyor. Bu çekişme, sadece rakamların değil, siyasi iradenin de bir yansıması.

Uzman analizleri, bütçenin büyüme ve enflasyon dengesini zorlayacağını öngörüyor. Yüzde 4,5'lik büyüme hedefi, ihracata dayalı kalkınmayı merkeze alırken, iç talepteki zayıflık risk taşıyor. Enflasyonun yıl sonu yüzde 15'e inmesi beklentisi, optimist bulunurken, gıda ve enerji fiyatlarındaki artışlar bu hedefi tehdit ediyor. Bütçenin uygulanabilirliği, küresel konjonktüre bağlı; Fed'in faiz indirimleri, Türkiye'nin borçlanma maliyetlerini düşürebilir.

Sonuçta, 2025 bütçe kanunu teklifi, Türkiye'nin ekonomik rotasını çizen bir harita gibi. 7 trilyon 704 milyar liralık hacmiyle, hem umut hem de kaygı barındırıyor. Muhalefetin itirazları ve hükümetin savunmaları, sürecin demokratik zenginliğini gösterse de, asıl test uygulama aşamasında olacak. Bu bütçe, sadece devletin kasasını değil, vatandaşın cebini de doğrudan etkileyecek; izleyecek ve göreceğiz, bu yol ayrımında hangi yöne sapılacak.

2025 Bütçe Teklifi TBMM'de: Harcamalar Ne Kadar Artacak, Kim Kazanacak?

7 trilyonluk dev bütçe masada! Savunma 1,2 trilyon, eğitim 1 trilyon… Muhalefet isyan bayrağını çekti, enflasyon ve zamlar altında ezilen halk umutlu mu? Bakan Şimşek'in gizli planları, sosyal yardımlar ve borç yükü ilk kez bu kadar detaylı!