Van, son yıllarda turizm ve ticaretin kesişim noktası olarak Türkiye'nin doğu kapılarından biri haline geldi. Özellikle İran sınırındaki bu şehir, komşu ülkeden gelen ziyaretçilerle adeta bir köprü görevi görüyor. Ancak bu yıl, Orta Doğu'daki gerilimler Van esnafını zor günlere sürüklemişti. İsrail-İran savaşı, sınır ticaretini ve turizmi ciddi şekilde etkilemiş, kış aylarında gelen turist sayısını dramatik biçimde düşürmüştü. Yüzde 70'e varan kayıplar yaşayan işletmeler, ayakta kalmak için indirim kampanyalarına sarılmıştı. Tam bu sıkıntılı dönemde, İran'da kutlanan "Kara Cuma" tatili, Van'a beklenmedik bir canlanma getirdi. Son 5 günde Kapıköy Sınır Kapısı'ndan tam 150 bin kişi giriş yaparak, şehri hareketlendirdi. Bu akın, sadece alışveriş çılgınlığı değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma olarak da dikkat çekiyor. İranlı ziyaretçiler, Van'ın misafirperverliğini, tarihi zenginliğini ve lezzetli mutfağını öve öve bitiremiyor.
Kara Cuma, İran'da sadece bir alışveriş festivali değil, aynı zamanda üç günlük resmi bir tatil dönemi. Bu tatil, Tahran, Tebriz gibi büyük şehirlerden kalkan grupları Türkiye'ye, özellikle Van'a yönlendiriyor. Van'ın coğrafi yakınlığı ve dil benzerliği, burayı tercih sebebi yapıyor. Sınırdan geçen kalabalık, gümrük kapısında uzun kuyruklar oluşturuyor. Aileler, arkadaş grupları ve hatta eğitim amaçlı gelen ekipler, valizlerini doldurup şehre akıyor. Bu yılki yoğunluk, önceki yıllara kıyasla daha da çarpıcı çünkü savaşın yaraları henüz tam sarılmamıştı. Esnaf, stoklarını yenilemek için gece gündüz çalışıyor; mağazalar indirim etiketleriyle dolup taşıyor. Ancak bu hareketlilik, sadece ticari bir patlama değil; Van'ın sosyal dokusunu da renklendiriyor. Kafeler, restoranlar ve eğlence mekanları, Farsça konuşan misafirlerle şenleniyor.
Bu akının en canlı tanıkları, doğrudan İran'dan gelen ziyaretçiler. Tahranlı Shamimgast Nehimzade, sınırdan geçer geçmez heyecanını dile getiriyor: *Tahran'dan geldim. Kara cuma tatili için geldim. Zaten burada indirimler var. Buraya alışveriş yapmaya, gezmeye geldim. 3-4 gün kalıp döneceğim. Van'ı çok seviyorum. Kafeleri, yemekleri, nargileyi, her şeyi çok seviyorum. Çok misafirperver insanlar var. Yılda bir kaç kere geliyorum. Kaleyi çok seviyorum. Akdamar Adası çok güzel, çok tarihi yerleri ve mekanları çok var. 4-5 kişi geldik. Van'ı çok seviyorum.* Nehimzade'nin sözleri, Van'ın çekiciliğini özetliyor. Şehir, sadece ucuz alışveriş için değil, Akdamar Kilisesi'nin mistik manzarası, Hoşap Kalesi'nin tarihi dokusu ve Van Gölü'nün büyüleyici suları için de tercih ediliyor. Bu ziyaretçi, grubundaki 4-5 kişiyle birlikte, tatilini hem dinlenerek hem de keşfederek geçirmeyi planlıyor. Yılda birkaç kez gelmesi, Van'ın sadık bir hayran kitlesi olduğunu gösteriyor.
Benzer duyguları paylaşan bir başka İranlı, Kerec'ten gelen Parisa Golriz. O da Kara Cuma tatilini fırsat bilip Van'a yönelmiş: *Kerec'den geldik. İran'a Kara Cuma var. Biz de 4 gün gezmeye Van'a geldik. Van çok güzel bir şehir. 4-5 defadır geliyorum. Van'ı çok seviyoruz.* Golriz'in tekrar tekrar ziyaret etmesi, Van'ın sunduğu deneyimin ne kadar bağımlılık yarattığını kanıtlıyor. Şehir, İranlılar için sadece bir mola yeri değil; bir nevi ikinci ev gibi. Alışveriş caddelerinde dolaşırken, sokak lezzetlerini tadarken veya nargile keyfi yaparken, kültürel yakınlık hemen kendini hissettiriyor. Bu ziyaretler, iki ülke arasındaki bağları da güçlendiriyor; sohbetler, ortak tarih üzerinden akıp gidiyor.
Daha organize bir grupla gelen Mahsume Ferzami ise, Kara Cuma'nın ötesinde bir amaçla Van'a ayak basmış. 60 kadınlık bir ekibin parçası olarak, hem tatil hem eğitim için gelmişler: *Kara Cumaya geldik. Burada bir eğitime katılım sağladık. 60 kadın İran'dan geldik. İran'da kara cuma diyorlar. O tatilde de Tahran, Tebriz şehirleri başta olmak üzere her yerden Türkiye'ye geliyorlar. Van İran'a yakın bir şehir olduğu için hepimiz Van'ı tercih ediyoruz. Van'ın insanları iyi insanlar. Dilimiz de yakın olduğu için iyi anlaşıyoruz. Alışverişe, yemeye, içmeye, gezmeye geliyoruz. Eğitim, güzellik merkezlerine gidiyoruz.* Ferzami'nin anlattıkları, akının çeşitliliğini ortaya koyuyor. Bazıları sadece indirim avına çıkıyor, bazıları ise seminerler, güzellik bakımları veya kültürel turlar için plan yapıyor. Bu 60 kişilik grup, Tahran ve Tebriz'den kalkıp, Van'ı üs olarak seçmiş. Şehrin kozmopolit havası, böyle etkinliklere ev sahipliği yapmayı kolaylaştırıyor. Ferzami, Vanlıların sıcaklığını ve dil kolaylığını vurgulayarak, bu ziyaretlerin karşılıklı fayda sağladığını belirtiyor.
Van esnafı için bu akın, adeta bir naber. Otel işletmecisi Devran Kutaz, kışın durgunluğunu unutturan bu dönemi şöyle tarif ediyor: *İran'da 3 günlük Kara Cuma tatilleri var. Ondan dolayı Van'a gelmişler. İranlılar Van'ın olmazsa olmazımız. Kara Cuma tatili fark ettiriyor kendini, kış ayında tek tük İranlı geliyordu. Son 3 günde otelimizde doluluk oranı yüzde 100'e ulaştı. Az da olsa esnafın yüzü güldü. Elemanların yüzü güldü. İranlılar genelde geliyor, alışveriş yapıyor, buraları geziyorlar. Tarihi illeri geziyorlar. Eğlence merkezlerine gidiyorlar geceleri. Temennimiz hep gelmeleri.* Kutaz'ın sevinci, sektörün genel havasını yansıtıyor. Oteller, eskiden kışın boş odalarla boğuşurken, şimdi rezervasyonlar için yarışıyor. Yüzde 100 doluluk, personel için ekstra mesai ve bahşiş anlamına geliyor. Ziyaretçiler, gündüzleri Van Kalesi'ni tırmanırken, geceleri eğlence mekanlarında vakit geçiriyor. Bu ritim, şehrin nabzını hızlandırıyor ve ekonomiye doğrudan yansıyor.
İşletme sahibi Mazlum Adıloğlu da, İranlıların yokluğunda Van'ın nasıl "ölmüş" gibi hissettirdiğini itiraf ediyor. Savaşın başındaki kayıplar, yüzde 70'lik bir darbe vurmuştu: *İran da olmazsa Van zaten ölmüş.* Adıloğlu, İranlıların eğlenceye olan düşkünlüğünü vurgulayarak, son 3 gündeki hareketliliği övüyor. Edindiği bilgilere göre, Kapıköy'den 150 bin giriş yapılmış. Bu rakam, sadece bir haftalık bir akın için bile rekor niteliğinde. Adıloğlu devam ediyor: *Ne kadar gelseler Van esnafına yarar. 3 gündür hareketlilik var. Edindiğimiz bilgilere göre Kapıköy Sınır Kapısı'ndan 150 bin kişi giriş yapmış. İranlılar bir hafta daha misafirlerimizdirler, bir hafta sonra gidecekler. Yılbaşında geri gelecekler.* Bu sözler, umut dolu bir geleceğe işaret ediyor. Yılbaşı dönemi için şimdiden planlar yapılıyor; ziyaretçiler, tatillerini peş peşe dizerek Van'ı sürekli bir destinasyon haline getiriyor.
Bu akının arkasında yatan istatistikler de etkileyici. Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre, bu yılın ocak-ekim döneminde Kapıköy Sınır Kapısı'ndan tam 1 milyon 456 bin 319 kişi giriş yapmış. Bu, tüm zamanların rekoru ve Van turizmini uçurmuş. Rakamlar, sadece sayısal bir başarı değil; ekonomik bir canlanma demek. Alışveriş merkezleri, restoranlar ve tur operatörleri, bu trafiğin meyvelerini topluyor. Ancak bu rekor, savaşın yarattığı dalgalanmalara rağmen elde edilmiş. Van, zorluklara rağmen direnç göstererek, turizmdeki rolünü pekiştirmiş. Kara Cuma gibi fırsatlar, bu direncin en somut örneği.
Van'ın bu cazibesi, sadece indirimlerle sınırlı değil. Şehir, Akdamar Adası'nın efsanevi hikayeleriyle, Van kedilerinin sevimliliği ile ve yöresel tatlılarla dolu pazarlarıyla gönülleri fethediyor. İranlı ziyaretçiler, burayı "sevgi dolu bir komşu" olarak görüyor. Dil yakınlığı, sohbetleri kolaylaştırıyor; Farsça ve Türkçe'nin iç içe geçtiği sokaklar, adeta bir kültürel festival alanı. Eğitim grupları, güzellik merkezleri ve aile tatilleri, Van'ı çok yönlü bir merkez yapıyor. Esnafın yüzü gülerken, yerel halk da bu etkileşimden keyif alıyor. Misafirperverlik, Van'ın imzası haline gelmiş; her ziyaretçi, ayrılırken bir dahaki seferi müjdeliyor.
Bu akın, Van ekonomisinin ne kadar kırılgan ama aynı zamanda esnek olduğunu gösteriyor. Savaş gibi jeopolitik olaylar, sınır trafiğini aniden kesebiliyor ama tatil dönemleri, hızlı bir toparlanma sağlıyor. 150 bin giriş, sadece bir başlangıç; yılbaşına kadar sürecek bu hareket, kasaları dolduracak. Otellerin doluluk oranı yüzde 100'ü aşarken, yeni yatırımlar gündeme gelebilir. Turizm acenteleri, paket turlar için çalışmalara hız vermiş. Van, bu sayede kış turizmini de canlandırmayı hedefliyor. Tarihi mekanlar, daha fazla rehberle destekleniyor; Akdamar'a feribot seferleri artıyor.
Sonuç olarak, Kara Cuma akını Van'ı yeniden canlandırdı. İranlıların sevgisi, şehrin en büyük sermayesi. Bu ziyaretler, sadece para akışı değil; dostluk köprüleri kuruyor. Gelecek tatillerde, bu kalabalıkların devam etmesi dileğiyle, Van'ın ışığı doğuya doğru parlamaya devam edecek.