Yargı süreçleri, kamuoyunun en çok dikkat ettiği konular arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle yerel yönetimlerle ilgili davalar, geniş kesimler tarafından yakından izleniyor. Son dönemde öne çıkan gelişmeler, duruşma salonlarından çıkan kararlarla yeni bir boyut kazanıyor.
Kooperatif işlerinde usulsüzlük iddialarıyla bilinen davanın dördüncü duruşmasında ara karar açıklandı. Mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ile eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya hakkında tahliye kararı verdi. Bu karar, oy çokluğuyla alınırken, her iki isim için yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol şartı getirildi.
Duruşma, Aliağa Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü'nde yoğun bir katılım eşliğinde gerçekleşti. Savcı, mütalaasında tutuklu sanıkların yargılamasının devamını talep etmişti. Ancak heyet, mevcut delil durumu ve süreçteki ilerlemeleri dikkate alarak tahliye yönünde hüküm kurdu. Yeni bir bilirkişi heyeti atanması da kararlar arasında yer aldı.
Dava kapsamında daha önce farklı sanıklar hakkında tahliye kararları verilmişti. Bu son ara kararla birlikte, kooperatif dosyası bağlamında tutuklu sanık kalmadığı belirtiliyor. İddialar, belediye iştiraki üzerinden kooperatiflerle yapılan işlerde usulsüzlükleri kapsıyor. Sanıklar, savunmalarında kamu zararı oluşmadığını ve projelerin vatandaşlara fayda sağladığını vurgulamıştı.
Tahliye kararının oy çokluğuyla alınması, heyet içindeki farklı değerlendirmeleri yansıtıyor. Avukatlar, müvekkillerinin uzun süredir tutuklu olduğunu ve delillerin toplanmış olduğunu belirterek tahliye talebinde bulunmuştu. Mahkeme, bu talepleri kısmen kabul ederek adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakma yoluna gitti.
Ayrı bir zimmet soruşturması dosyası ise dikkat çeken bir detay olarak gündemde kalmaya devam ediyor. Bu dosya kapsamında tutukluluk hali süren isimler için kooperatif davasındaki tahliye, cezaevinden çıkış anlamına gelmeyebiliyor. İki dosyanın birleşmesi veya ayrı ilerlemesi, önümüzdeki süreçte netleşecek unsurlardan biri.
Duruşmada müştekiler ve taraf avukatlarının yanı sıra aileler de hazır bulundu. Kooperatif mağdurları olarak bilinen kişiler, iddialarını dile getirirken sanıklar ise projelerin şeffaf olduğunu savundu. Bilirkişi raporlarının dava sürecine etkisi, sıkça tartışılan noktalardan biri haline geldi.
Tahliye kararının ardından gözler bir sonraki duruşmaya çevrildi. Dosyanın karmaşık yapısı nedeniyle yeni bilirkişi incelemeleri, delillerin değerlendirilmesinde belirleyici rol oynayacak. Adli kontrol şartlarının uygulanması, sanıkların yargılama sürecini dışarıda takip etmesini sağlayacak.
Bu gelişme, yerel yönetimlerin kooperatiflerle iş birliği modellerini de yeniden tartışmaya açıyor. Projelerin kentsel dönüşüm ve konut üretimi açısından önemi, savunmalarda sıkça vurgulandı. Kamu kaynaklarının kullanımı konusunda hassasiyet, dava iddialarının temelini oluşturuyor.
Sonuç olarak, kooperatif davasındaki ara karar önemli bir dönüm noktası oldu. Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya'nın tahliyesi, süreci yakından takip edenler için rahatlama kaynağı olsa da zimmet dosyası belirsizliği koruyor. Önümüzdeki duruşmalar, davanın seyrini belirleyecek nitelikte gelişmelere sahne olacak.




