Son dönemde çocuk suçluluğu, toplumun en hassas gündem maddelerinden biri haline gelmiş durumda. Genç nesillerin geleceğini doğrudan etkileyen bu sorun, hem aileleri hem de yetkilileri derin bir endişeye sevk ediyor. Özellikle suça sürüklenen çocuklar konusunda ortaya çıkan veriler, konunun ne kadar karmaşık ve çok boyutlu olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
TBMM'de kurulan Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu, bu konuyu tüm yönleriyle ele almak üzere çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Komisyon Başkanı Müşerref Pervin Tuba Durgut'un öncülüğünde gerçekleştirilen toplantılarda, uzmanlar ve yetkililer tarafından paylaşılan bilgiler, kamuoyunda yaygın olan bazı algıların gerçeği yansıtmadığını ortaya koyuyor. Çocukların ceza infaz kurumlarına sık sık girip çıktığı yönündeki yaygın kanı, sunulan verilerle çürütülüyor.
Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım'ın komisyonda yaptığı açıklamalar, konuya dair önemli detaylar içeriyor. Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü çocukların ortalama kalma süresinin 404 gün, tutuklu çocukların ise 109 gün olduğu belirtiliyor. Bu süreler, çocukların cezaevlerine "gir-çık" yaptığı şeklindeki algının doğru olmadığını net bir şekilde gösteriyor. Ayrıca, ceza infaz kurumlarında toplam 4 bin 421 çocuğun bulunduğu ifade ediliyor.
Suça sürüklenen çocuklarda en yaygın suç türleri de komisyonda masaya yatırılan konular arasında yer alıyor. Yetkililer, en sık karşılaşılan suçların uyuşturucu, hırsızlık ve kasten öldürme olduğunu vurguluyor. Bu sıralama, çocuk suçluluğunun hangi alanlarda yoğunlaştığını anlamak açısından kritik öneme sahip. Öte yandan, güvenlik birimlerine gelen çocuklara ilişkin istatistikler, yaralama ve hırsızlık suçlarının başı çektiğini, uyuşturucu suçlarının ise belirgin bir artış trendinde olduğunu ortaya koyuyor.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan veriler, çocuk suçluluğundaki genel tabloyu daha da aydınlatıyor. 2020-2024 yılları arasında suça sürüklenen çocukların karıştığı olay sayısında önemli bir artış gözlemlenirken, yıllık ortalama 200 bin olayla karşılaşıldığı belirtiliyor. Yaş gruplarına göre dağılım incelendiğinde, olay sayılarının özellikle ergenlik döneminde yükseldiği görülüyor. 2023 verilerine göre, 15-17 yaş grubunda bin 297, 12-14 yaş grubunda ise 98 çocuğun hükümlü olarak ceza infaz kurumlarında bulunduğu kaydediliyor.
Komisyonda akademisyenlerin görüşleri de dikkat çekici noktalara değiniyor. Çocuk suçluluğundaki artış oranının son yıllarda yüzde 13'lere ulaştığı ifade edilirken, bu durumun tek bir nedene indirgenemeyeceği vurgulanıyor. Yoksulluk, aile yapısındaki sorunlar, eğitimden kopma ve erken yaşta risk faktörlerine maruz kalma gibi etkenler, suça sürüklenmede önemli rol oynuyor. Uzmanlar, cezaların artırılmasının tek başına çözüm olmadığını, bunun yerine sosyal hizmet modellerinin, eğitim sisteminin ve sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin daha etkili olacağını savunuyor.
Erken uyarı sistemlerinin kurulması, risk altındaki çocukların erken tespiti ve rehabilitasyon odaklı yaklaşımlar, komisyonda sıkça dile getirilen öneriler arasında yer alıyor. Ailede suça bulaşmış bireylerin bulunması, tek ebeveynli aile yapısı ve sosyoekonomik kırılganlıklar, çocuğun suça yönelme riskini önemli ölçüde artırıyor. Bu nedenle, önleyici mekanizmaların geliştirilmesi ve kurumlar arası koordinasyonun sağlanması büyük önem taşıyor.
Çocuk ceza infaz kurumlarının fiziki koşulları ve güvenlik önlemleri de toplantıda ele alınan konular arasında. Ortak alanların kamera sistemleriyle izlendiği, çocuklara yönelik infaz kurumlarının ayrı tutulduğu belirtilerek, sistemin çocuk odaklı bir yaklaşımla yönetildiği vurgusu yapılıyor. Kamuoyunda oluşan bazı olumsuz algıların, gerçek verilerle örtüşmediği bir kez daha ortaya çıkıyor.
Suça sürüklenen çocuklar konusunda yapılan bu kapsamlı çalışmalar, sadece mevcut durumu tespit etmekle kalmıyor, aynı zamanda kalıcı çözümler üretme yolunda önemli adımlar atılmasını sağlıyor. Çocukların toplumsal yaşama etkin katılımını artırmak, koruyucu ve önleyici politikaları güçlendirmek, komisyonun temel hedefleri arasında bulunuyor. Bu süreçte, bilimsel verilere dayalı politikaların hayata geçirilmesi, uzun vadede daha sağlıklı bir nesil yetiştirilmesine katkı sunacak.
Çocuk suçluluğu, biyolojik, psikolojik ve sosyal faktörlerin iç içe geçtiği karmaşık bir sorun. Dürtü kontrolü sorunları, istismar ve ihmal geçmişi, akran etkisi ve çevresel şiddet gibi unsurlar, genç bireylerin yanlış yollara yönelmesine zemin hazırlıyor. Bu nedenle, ceza odaklı yaklaşımların yanı sıra, rehabilitasyon ve yeniden toplumsallaştırma programlarının genişletilmesi gerektiği konusunda uzmanlar hemfikir.
Komisyon çalışmaları devam ederken, suça sürüklenen çocuklar konusundaki veriler ve öneriler, toplumun bu meseleye daha duyarlı yaklaşmasını sağlıyor. Erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesi, okuldan kopmanın önlenmesi ve klinik odaklı destek hizmetlerinin artırılması, önleme açısından kritik adımlar olarak öne çıkıyor. Çocukların geleceğini korumak, hepimizin ortak sorumluluğu olarak karşımıza çıkıyor.
Sonuç olarak, suça sürüklenen çocuklar konusunda yürütülen bu detaylı incelemeler, hem mevcut tabloyu anlamamızı hem de geleceğe dair umut verici adımlar atılmasını mümkün kılıyor. Komisyonun ortaya koyduğu veriler ve öneriler, çocuk suçluluğunun azaltılması yönünde önemli bir yol haritası çiziyor.





