Toplumsal dayanışma etkinlikleri, son dönemde geniş kesimlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Özellikle hukuksuzluk iddialarına karşı bir araya gelen gruplar, düzenli buluşmalarla seslerini duyururken, bu tür gathering'ler umut ve direniş sembolü haline geliyor. Kalabalıkların katılımıyla gerçekleşen etkinlikler, toplumsal vicdanın nabzını tutuyor.
Aile Dayanışma Ağı'nın 20. buluşması, Saraçhane Parkı'nda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. 19 Mart operasyonu mağdurlarının yakınları tarafından kurulan ağ, bir yıldır haftalık buluşmalarını sürdürüyor. Bu etkinlik, 2026 yılının ilk buluşması olarak soğuk hava, yağmur ve çamur koşullarına rağmen kalabalık bir topluluğun desteğiyle düzenlendi. Katılımcılar arasında CHP'li milletvekilleri, belediye başkanları ve çok sayıda vatandaş yer aldı.
Etkinlikte basın açıklamasını Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dr. Dilek Kaya İmamoğlu okudu. İmamoğlu, konuşmasına "2026 yılının ilk Aile Dayanışma Ağı buluşmasında yine omuz omuzayız, yine yan yanayız" diyerek başladı. Takvimlerin değiştiğini ancak haksızlıklar, hukuksuzluklar ve eşitsizliklerin değişmediğini vurguladı. Bir yıldır yüzlerce insanın mağduriyetlerini dile getirdiklerini, ayrı düşen sofraların, yarım kalan bayramların ve hasretle beklenen kapı seslerinin tanığı olduklarını ifade etti.
İmamoğlu, her hafta bıkmadan mağduriyetleri anlattıklarını, unutturulmak istenenleri hatırlattıklarını ve görmezden gelinen acıları görünür kıldıklarını belirtti. Sağır kulaklara ses olmaya, görmeyen gözlere gerçeği göstermeye çalıştıklarını söylerken, vicdanında adaleti taşımayanların yüreğine adalet tohumları ekmeye gayret ettiklerini ekledi. Bu çabaların nedenini "Çünkü biz susarsak, haksızlık normalleşir. Biz vazgeçersek, zulüm sıradanlaşır. Biz geri çekilirsek, adaletsizlik kalıcı hale gelir" sözleriyle açıkladı.
Konuşmasında bir avuç insanın yüzlerce aileye reva gördüğü zulmü kabul etmediklerini vurgulayan İmamoğlu, boyun eğmedikleri ve alışmadıkları için orada olduklarını söyledi. Sadece sevdikleri için değil, demokrasi, özgürlük ve çocuklarının yarınları için mücadele ettiklerini dile getirdi. Herkes için eşit işleyen bir hukuk düzeni talep ederken, yaşanan adaletsizliğin yarın hepimizin kapısını çalabileceğini uyarısında bulundu.
Hukuksuzluğun toplumun her hücresine sızdığını belirten İmamoğlu, bu çürümenin en ağır bedelini kadınların ödediğini vurguladı. 2025 yılında en az 391 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü, yarısından fazlasının kendi evlerinde en güvendikleri kişilerce katledildiğini hatırlattı. Kadına yönelik şiddeti ve cinayetleri hukuktan bağımsız düşünemeyeceklerini, cezasızlığın şiddeti büyüttüğünü ve adaletsizliğin ölüm getirdiğini ifade etti.
İmamoğlu, kadınlar, çocuklar, gençler, emekçiler ve geleceğimiz için adalet istediklerini söyleyerek, adaletin kişiye göre işlemesini istemediklerini, yargının siyasetin gölgesinden çıkmasını talep ettiklerini belirtti. Demokratik hukuk devletlerinde iktidarın meşruiyetinin sandıkta olduğunu hatırlatarak, "Seçimle gelen, ancak seçimle gider" ilkesini vurguladı. Halkın oylarıyla seçilmiş insanların algı operasyonları, yargı oyunları, baskı ve iftirayla tasfiye edilmek istendiğini eleştirdi.
Konuşmasında doğrudan iktidara seslenen İmamoğlu, Ekrem İmamoğlu'nun 31 yıllık diplomasının iptal edilebileceğini, resminin yasaklanabileceğini, sesinin kısılmaya çalışılabileceğini örnek verdi. Sabah baskınları, itibar suikastları, masumların özgürlüklerinden koparılması, yalan dolu iddianameler ve sosyal medya hesaplarının kapatılması gibi uygulamaları sıralayarak, "Ama gittiğiniz yol, yol değil. Bu yoldan geri dönün. Adaleti tesis edin. Ülkemizin huzurlu yarınlarını daha fazla geciktirmeyin" çağrısında bulundu.
Milletin her şeyi gördüğünü ve bildiğini vurgulayan İmamoğlu, iddianamelere güvenilmediği için mahkemelerin canlı yayınlanamadığını, sandıkta yenilemedikleri için tutuklu yargılama yapıldığını, masumiyet karinesinin yerle bir edildiğini ve iradeye uzanan eli fark ettiğini söyledi. Milletin son sözü sandıkta söyleyeceğini belirterek, Türkiye'yi adalet, demokrasi, eşitlik, barış ve bereketle buluşturacağını ifade etti.
Taleplerini netleştiren İmamoğlu, bağımsız mahkemelerde adil ve tutuksuz yargılama, mahkemelerin canlı yayınlanması, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının korunmasını istedi. Bunların lütuf değil, temel haklar olduğunu vurgulayarak, iddianame kabul edildiyse hukukun işlemesini ve adaletin yerini bulmasını talep etti.
Açıklamanın ardından İmamoğlu'nun yakın koruması Mustafa Akın'ın oğlu Yağız Berk Akın ve 19 Mart eylemleri sürecinde tutuklanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Bilge Kağan Şarbat söz aldı. Yaşadıkları hukuksuz süreçleri paylaşan gençler, etkinliğe duygusal bir boyut kattı.
Katılımcılar arasında CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gökhan Zeybek, CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, milletvekilleri ve İmamoğlu'nun kız kardeşi Neslihan Yakupçebioğlu yer aldı. Soğuk havaya rağmen gelen kalabalık, vicdanların sesi olarak nitelendirildi.
İmamoğlu, destek verenlere teşekkür ederek, bedenlerin üşüse de vicdanların hepimizi ısıttığını söyledi. Mücadeleyi büyütmeye devam edeceklerini, birlikte güçlendiklerini ve ülkenin vicdanı olduklarını vurguladı. Hak, hukuk ve adalet arayışına güç katmak isteyenleri gelecek buluşmalara davet etti.
Bu etkinlik, adalet mücadelesinin kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. Haksızlıklara karşı susmama çağrısı, geniş kesimlerde yankı bulurken, dayanışmanın gücü ön plana çıktı. Önümüzdeki haftalarda benzer buluşmaların devam etmesi bekleniyor.
Sonuç olarak, Saraçhane'deki 20. buluşma güçlü mesajlarla tamamlandı. Adalet, demokrasi ve eşitlik talepleri, katılımcıların ortak sesi oldu. Bu karanlık dönemin geçici olduğu inancı, umutları yeşertmeye devam ediyor. Dayanışma ağı, sesini duyurmaktan vazgeçmeyecek.