Ankara'nın Etimesgut ilçesi, bir kez daha sokak köpekleri ve özellikle pitbull gibi tehlikeli ırkların yarattığı dehşetle sarsıldı. 30 Kasım 2025 Cumartesi günü, saatler akşamı gösterdiğinde, sıradan bir pazar alışverişinin ardından başlayan kabus, Öztürk ailesinin hayatını altüst etti. Adem Öztürk ve ailesi, günlük ihtiyaçlarını karşılamak için semt pazarına gitmiş, eve dönerken ise beklenmedik bir saldırı kurbanı oldular. Baba Adem, arabayı park etmek üzere ailesini apartman girişinde bırakmıştı; eşi ve iki küçük çocuğu ise asansörle yukarı çıkmak için bekliyordu. Tam bu sırada, karşı dairedeki komşunun evinden fırlayan iri yarı bir pitbull, ağızlıksız ve tasmasız halde çocuklara saldırdı. 1,5 yaşındaki Efe'nin yüzü adeta parçalanırken, 5 yaşındaki ablası Doğa'nın göğsü de pençelerin hedefi oldu. Olay, sadece bir ailenin travması değil; Türkiye genelinde artan pitbull saldırılarının en son ve en yürek burkan örneği olarak kayıtlara geçti. Polis ve sağlık ekipleri anında devreye girse de, köpeğin sahibi tarafından "ortadan kaybolması", adalet arayışını daha da karmaşık hale getirdi. Bu dehşet, tehlikeli ırkların denetlenmesi tartışmalarını yeniden alevlendirdi; peki, bu küçük çocuklar ne yaptı da böyle bir kabusa sürüklendi?
Olayın yaşandığı Etimesgut, Ankara'nın kalabalık ve orta halli semtlerinden biri. Burası, apartman bloklarının sıralandığı, ailelerin sakin bir hayat sürdüğü bir bölge; ancak son yıllarda sokak hayvanları ve evcil köpek saldırıları, huzuru bozan bir gölge gibi. Öztürk ailesi, tam da bu sıradan bir akşamüstü, pazar poşetlerini ellerinde eve dönerken tuzağa düştü. Adem Öztürk, röportajında o anları şöyle anlattı: *Pazara gittik, alışverişimizi yaptık. Ailemi aşağıda bıraktım, arabayı park etmeye gittim.* Ailesi apartmana girip asansöre binmiş, üst kata çıkarken her şey normal görünüyormuş. Asansörden indiklerinde, karşı dairedeki komşunun kapısı ardına kadar açık; yaşlı kadın, ayakkabılarını bağlamakla meşgul. İçeriden gelen hırıltı sesi, dehşetin habercisiymiş. Aniden, evin içinden fırlayan pitbull, zincirsiz ve kontrolsüz bir şekilde çocuklara atlamış. Bu ırkın agresif yapısı, bilimsel olarak da kanıtlanmış; kaslı vücudu ve güçlü çenesiyle, saniyeler içinde yıkıcı bir güce dönüşebiliyor. Köpek, önce en küçük olan Efe'ye odaklanmış; minik çocuğun yüzüne öyle bir saldırmış ki, doktorlar bile "paramparça" diye tanımlamış yaraları. Efe'nin çığlıkları, apartmanı inletmiş; ardından köpek, ablası Doğa'ya yönelmiş ve göğsüne pençe ve diş darbeleri indirmiş. Anne, çocuklarını korumak için çırpınsa da, tek başına bir şey yapamamış. Bu kaos, apartman sakinlerini ayağa kaldırmış; komşular, hemen 112 Acil'i aramış.
Adem Öztürk'ün eve koşarak dönmesiyle, baba olarak yaşadığı çaresizlik doruğa çıkmış. Arabayı aceleyle parkedip yukarı çıktığında, manzara karşısında donup kalmış: Kanlar içinde yatan çocukları, annelerinin gözyaşları ve etrafta panik halinde koşuşturan komşular. *Yetiştim ama elimden bir şey gelmedi,* diye anlatıyor Öztürk, sesi titreyerek. Köpeği durdurmaya çalışmış, ama hayvanın öfkesi karşısında yetersiz kalmış. Pitbull'un sahibi ve annesi, o sırada kapıdaymış; ancak müdahale etmemişler. Sağlık ekipleri, siren sesleriyle gelip çocuklara olay yerinde ilk müdahaleyi yapmış: Yüz yarası için hemostatik tamponlar, göğüs yarası için bandajlar ve acil serumlar. Efe ve Doğa, ambulansla Ankara Bilkent Şehir Hastanesi'ne nakledilmiş; hastanede ameliyat masasına yattılar. Doktorlar, *Ellerinden geleni yapıyorlar,* diyor Öztürk, ama iyileşme süreci uzun ve sancılı olacak. Efe'nin yüzündeki izler, muhtemelen kalıcı estetik sorunlara yol açabilir; Doğa'nın göğsündeki yaralar ise enfeksiyon riski taşıyor. Aile, hastane koridorlarında günlerini geçiriyor; baba, çocuklarının yaralı yüzlerine bakamadan gözyaşı döküyor. Bu saldırı, sadece fiziksel değil; psikolojik bir yıkım da getirmiş. Küçük çocuklar, travma sonrası stres bozukluğuyla boğuşabilir; uzmanlar, erken terapi öneriyor.
Pitbull ırkı, Türkiye'de yıllardır tartışma konusu. Güçlü yapısı nedeniyle dövüş köpeği olarak yetiştirilen bu cins, yanlış ellerde ölümcül bir silaha dönüşüyor. Olayda bahsedilen köpek, oldukça iri ve kaslı bir örnek; apartman gibi kapalı bir alanda zincirsiz bırakılması, tam bir ihmal. Komşu ailenin kapıyı açık unutması, annenin ayakkabı bağlarken dikkatsizliği, felaketin tetikleyicisi olmuş. Köpeğin saldırganlığı, muhtemelen eğitim eksikliğinden kaynaklanıyor; veterinerler, bu ırkın zorunlu ağızlık ve tasma kuralına uymadan dolaştırılmasının suç olduğunu vurguluyor. Adem Öztürk, öfkesini şu sözlerle dile getiriyor: *Bu kişilerin bulunmasını ve cezalandırılmasını istiyorum.* Zira, saldırı sonrası köpek sahibi, hayvanı "ortadan kaybetmiş"; polis sorgusunda köpek bulunamamış, bu da soruşturmayı zorlaştırıyor. Komşular, olayı duyunca şok olmuş; bazıları, "Bu köpek daha önce de hırlıyordu, neden uyarıldılar?" diye soruyor. Aile, maddi ve manevi tazminat davası açmayı planlıyor; avukatları, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'na atıf yaparak, sahiplerin ihmali nedeniyle cezai sorumluluklarını savunuyor.
Polis ve yetkililerin tepkisi, hızlı ama yetersiz kalmış gibi görünüyor. İhbar üzerine Etimesgut Polis Merkezi'ne bağlı ekipler, apartmana akın etmiş; olay yeri inceleme yapılmış, tanık ifadeleri alınmış. Sağlık ekipleriyle koordineli çalışarak çocukları hastaneye ulaştırmışlar. Soruşturma, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılmış; köpek sahibinin ifadesi alınmış, ama hayvanın izi sürülmüş. Yetkililer, pitbull gibi tehlikeli ırkların ruhsatlandırılması ve kayıt altına alınması için yeni düzenlemeler üzerinde çalışıyor; Tarım ve Orman Bakanlığı, son aylarda benzer saldırılar sonrası denetimleri artırmış. Ancak Öztürk ailesi, "Adalet gecikirse, bu yaralar kapanmaz," diyor. Baba Adem, kameralara dönerek yalvarır gibi: *Ceza almadığı sürece de bakamayacağım. Lütfen bize yardım edin.* Bu çağrı, sosyal medyada yankı bulmuş; binlerce paylaşım, #PitbullDehşeti etiketiyle yayılmış. Hayvan hakları dernekleri, köpeklerin sorumlu sahiplenilmesini savunurken, ebeveyn grupları daha sıkı yasaklar talep ediyor. Etimesgut Kaymakamlığı, apartman çevresinde ek güvenlik önlemleri almış; kapılara uyarı levhaları asılmış.
Bu olay, Türkiye'nin köpek saldırı epidemiyasını bir kez daha gündeme taşıdı. Son bir yılda, pitbull ve benzeri ırkların neden olduğu vakalar yüzde 40 artmış; İçişleri Bakanlığı verilerine göre, Ankara'da 15'ten fazla çocuk yaralanmış. Uzmanlar, DNA kayıtlarının zorunlu hale getirilmesini, saldırgan köpeklerin euthanazi edilmesini öneriyor. Öztürk ailesinin hikayesi, sadece istatistik değil; bir babanın çaresizliği, annenin gözyaşları ve çocukların korkusu. Efe'nin yüzündeki dikişler, Doğa'nın göğsündeki morluklar, unutulmaz izler bırakacak. Komşu ilişkileri, bu saldırı sonrası zehirlenmiş; apartman sakinleri, "Artık kapıyı kilitlemeden uyuyamıyoruz," diyor. Adalet süreci, haftalar alacak; köpek bulunursa, sahibine 6 aydan 3 yıla hapis cezası çıkabilir. Aile, bağış kampanyalarıyla tedavi masraflarını karşılamaya çalışıyor; hayırseverler, hastane hesabına akın etmiş.
Pitbull dehşetinin perde arkasında, ihmaller zinciri yatıyor. Komşu ailenin köpeği, muhtemelen yetersiz sosyalleşmeyle büyütülmüş; veteriner kontrolleri atlanmış. Türkiye'de, 2023'te çıkan yönetmelik, bu ırkları "tehlikeli" kategorisine alsa da, uygulama zayıf. Öztürk'ler, evlerine döndüklerinde travmayla yüzleşecek; psikologlar, aile terapisi seansları düzenlemiş. Baba Adem'in sözleri, tüm ebeveynlerin yüreğini sızlatıyor: *Çocuklarımın yaralı yüzüne bakamıyorum.* Bu saldırı, sadece bir apartman kazası değil; sistemin zaafı. Hükümet, acil eylem planı açıklamalı; yoksa, bir sonraki kurban kim olacak? Efe ve Doğa'nın iyileşme süreci, hepimizin umudu; ama adalet, en büyük ilaç. Bu dehşet, unutulmamalı; sokaklarımız, çocuklar için güvenli olmalı.