Yerel

Mersin'de Korkunç Kaza: Ölümcül Çarpışma!

Mersin Pozantı-Tarsus Otoyolu’nda yürek dağlayan bir facia! Hafif ticari araç, park halindeki kamyona arkadan çarptı; aynı aileden 3 kişi hayatını kaybetti, çocuklar ağır yaralı... Korkunç kazanın perde arkası, ihmaller zinciri ve canlı tanık anlatımlarıyla ortaya çıkıyor. Detaylar kan donduruyor!

Yolculuklar bazen beklenmedik anlarda kabusa döner, değil mi? Özellikle yoğun trafikte, bir anlık dalgınlık veya yol koşulları, hayatları sonsuza dek değiştirebilir. Mersin'in hareketli otoyolunda yaşanan trajik bir olay, sürücüleri ve aileleri derinden sarsarken, güvenlik önlemlerini yeniden gündeme getirdi. Bu tür facialar, hepimizi "Ya biz olsaydık?" diye düşündürtürken, detaylara inmek yürek burkuyor.

Olay, Pozantı-Tarsus Otoyolu'nun Çamalan mevkiinde, saatler henüz netleşmemiş bir zamanda patlak verdi. Hafif ticari bir araç, plakası 46 NK 038 olan o araç, Mıstık Ali Gönen'in (64) direksiyonunda hızla ilerliyordu. Yolun kenarında hareketsiz duran bir kamyon, adeta görünmez bir tuzak gibi bekliyordu. Sürücüsünün kimliği henüz belirlenemeyen bu kamyon, park halinde olmasına rağmen felaketin tetikleyicisi oldu. Hafif ticari araç, tam arkadan şiddetle çarptı ve çarpışmanın şiddetiyle metal parçaları etrafa saçıldı. Bu an, otoyoldaki diğer sürücülerin nefesini kesti, çünkü ses ve duman bulutları kilometrelerce öteye yayıldı.

Kazanın hemen ardından, ihbar hattını arayan tanıklar panik içinde yardım istedi. Dakikalar içinde bölgeye 112 Acil Sağlık ekipleri, itfaiye birimleri ve jandarma timleri intikal etti. Kurtarma çalışmaları, adeta bir savaş alanını andırıyordu; araç enkazı altında sıkışan yolcular, acil müdahale için seferber edilen personelin elinden geldiğince kurtarılmaya çalışıldı. Ancak trajedi, ekiplerin çabalarına rağmen derin bir yara açtı. Sürücü Mıstık Ali Gönen, çarpışmanın şiddetiyle anında hayatını kaybetti. Yanında bulunan Mustafa Gönen (43) ve eşi Hüsne Gönen (41) de, olay yerinde yapılan ilk müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Bu üç can kaybı, ailenin bir arada yolculuk ettiği o sıradan günü, unutulmaz bir acıya dönüştürdü.

Yaralılar arasında ise en küçüğü 2 yaşındaki A.L.Y., 12 yaşındaki M.G. ve 24 yaşındaki S.Y. vardı. Bu genç ve masum hayatlar, çarpışmanın şiddetiyle yaralandı; acil sağlık ekipleri tarafından hızla Tarsus Devlet Hastanesi'ne sevk edildiler. Hastane kaynakları, yaralıların durumunun ciddiyetini vurgularken, küçüklerin hayatta kalma mücadelesi tüm ülkeyi ayağa kaldırdı. Tedavi süreçleri devam ederken, doktorlar organ hasarları ve travmatik yaralanmalarla uğraşıyor; her saat başı gelen güncellemeler, umut ve endişeyi bir arada barındırıyor.

Peki, bu korkunç kazanın arkasında ne yatıyor? İlk incelemeler, sürücünün yorgunluk veya dikkat dağınıklığı nedeniyle park halindeki kamyonu fark edemediğini işaret ediyor. Otoyolun Çamalan mevkiinde, gece karanlığı ve muhtemel sis tabakası, görüş mesafesini iyice kısaltmış olabilir. Park halindeki kamyonun uyarı işaretleri eksikliği veya yetersiz aydınlatma, soruşturmanın odak noktalarından biri haline geldi. Jandarma ekipleri, olay yeri incelemesini titizlikle sürdürüyor; araçların teknik muayeneleri, sürücü kayıtları ve hatta hava durumu verileri taranıyor. Bu facialar, genellikle basit ihmallerden doğar ve her seferinde "Önlenebilir miydi?" sorusunu akıllara getirir.

Mersin gibi bir liman kenti, trafiğin en yoğun olduğu bölgelerden biri. Pozantı-Tarsus Otoyolu, günlük binlerce aracı taşıyan bir damar; kamyonlar, ticari araçlar ve aile minibüsleri iç içe. Bu kaza, sadece bir çarpışma değil, aynı zamanda yol güvenliğinin kırılganlığını ortaya koyan bir uyarı. Uzmanlar, otoyollarda park yasağına daha sıkı denetimler, akıllı uyarı sistemleri ve sürücü eğitim programlarının şart olduğunu vurguluyor. Hatırlarsanız, benzer kazalar ülke genelinde yüzlerce can alıyor; istatistikler, arkadan çarpışmaların yüzde 30'unu yorgunluk kaynaklı gösteriyor. Bu olay, yetkilileri harekete geçirecek mi, yoksa bir sonraki faciaya kadar unutulacak mı?

Aile üyelerinin acısı ise kelimelerle tarif edilemez. Mıstık Ali, Mustafa ve Hüsne'nin arkalarında bıraktığı sevdikleri, hastane koridorlarında gözyaşlarına boğuldu. Küçük A.L.Y.'nin annesi veya babası aralarında mıydı? Bu soru, yürekleri dağlıyor. Yaralı çocukların iyileşme süreci, psikolojik destekle taçlandırılmalı; travma sonrası stres, bu yaştaki miniklerin geleceğini şekillendirebilir. Toplum olarak, bu tür kayıplarda kenetlenmek zorundayız; yardım kampanyaları, anma törenleri ve farkındalık etkinlikleri, yaraları sarmaya yardımcı olur.

Sonuç olarak, Mersin'deki bu feci kaza, hepimize bir ders niteliğinde. Yolculuklar keyifli başlasa da, her virajda tehlike gizli olabilir. Sürücüler, emniyet kemerlerini sıkı tutsun; yetkililer, altyapıyı güçlendirsin. Umarız, bu trajedi son olur ve otoyollarımız daha güvenli yarınlara evrilir. Sizce, yol güvenliği için ne yapılmalı? Yorumlarınızı paylaşın, çünkü her ses, değişimin parçası olabilir.