Başkentte son dönemde yaşanan su kesintileri ve sıkıntıları, kamuoyunda geniş tartışmalara yol açıyor. Özellikle günlük yaşamı etkileyen bu durum, belediye yönetiminin açıklamalarını daha da önemli hale getiriyor. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, bu eleştirilere yönelik ilk kez kapsamlı bir basın toplantısı düzenledi.

Su Krizi Tehlikesi Acil Uyarı Getirdi
Su Krizi Tehlikesi Acil Uyarı Getirdi
İçeriği Görüntüle

Yavaş, toplantıda net bir şekilde Ankara'da şu anda su problemi olmadığını vurguladı. Ancak sıkıntı yaşayan hemşerilerden özür dileyerek, bu durumun temel nedeninin ana bir kuraklık olduğunu belirtti. Devlet Su İşleri'ni (DSİ) de eleştiren Yavaş, barajların yeterli olmadığı halde bu konuyu önemsemeyen DSİ adına özür diledi.

Kuraklığın kabul edilmemesini sorgulayan Yavaş, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bile genelge çıkardığını hatırlattı. Gerede'den Çamlıca'ya gelen yıllık su miktarının ortada olduğunu ifade ederek, Haziran ayında Ankara'nın suyunun biteceği konusunda uyarı yaptıklarını ancak resmi cevap alamadıklarını aktardı.

Bu uyarıların cevapsız kalması, CHP'li belediyelerin şehri susuz bıraktığı yönündeki iddiaları da beraberinde getirdi. Yavaş, bu tür söylemlere değinerek, gerçek nedenin kuraklık olduğunu tekrarladı.

Toplantının dikkat çeken bölümlerinden biri, su tasarrufu konusunda yapılan vurguydu. Yavaş, isim vermeden eski belediye başkanı Melih Gökçek'e yönelik eleştiri getirdi. Bir siyasi figürün evinde bir ayda 37 ton su kullanıldığını belirten Yavaş, normal bir ailenin yüzde 85'inin 15 tonun altında su tükettiğini söyledi.

Bu kişinin bir ton bile tasarruf etmediğini vurgulayan Yavaş, ortalama bir ailenin aylık su tüketiminin bir buçuk katı olan 37 tonluk kullanımın örnek teşkil etmediğini ima etti. Bu açıklama, su tasarrufunun önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

Basın toplantısı, art arda gelen eleştiriler sonrası Yavaş'ın ilk kamera karşısına geçişi olarak kayıtlara geçti. Hem özür dilemesi hem de kuraklık gerçeğini öne çıkarması, başkentteki su yönetiminin tartışmalarına yeni bir boyut kattı.

DSİ'nin tutumuna yönelik eleştiriler, su kaynaklarının yönetimi konusunda merkezi kurumların sorumluluğunu hatırlattı. Yavaş'ın ifadelerine göre, baraj doluluk oranları ve gelen su miktarı, mevcut durumu açıklayan en somut veriler arasında yer alıyor.

Haziran ayındaki uyarıların dikkate alınmaması, olası sıkıntıların önceden öngörüldüğünü gösteriyor. Bu durum, planlama ve koordinasyon eksikliğinin sonuçları olarak değerlendiriliyor.

Su tasarrufu çağrısı, bireysel kullanımlardan başlayarak topluma yayılması gereken bir alışkanlık olarak öne çıkıyor. Özellikle yüksek tüketim örnekleri, bu çağrının ne kadar gerekli olduğunu ortaya koyuyor.

Ankara'da yaşanan su sıkıntılarının geçici nitelikte olduğu mesajı verilirken, kuraklığın uzun vadeli etkileri de göz ardı edilmiyor. Yavaş'ın açıklamaları, hem vatandaşlara hem de ilgili kurumlara yönelik önemli bir hatırlatma niteliği taşıyor.

Sonuç olarak, Mansur Yavaş'ın su sorunu eleştirilerine verdiği yanıt, kuraklık gerçekliğini ve tasarruf zorunluluğunu ön plana çıkardı. Basın toplantısındaki özür ve eleştiriler, başkentteki su yönetiminin geleceğine dair tartışmaları sürdürecek görünüyor. Bu gelişmeler, su kaynaklarının korunması konusunda daha fazla farkındalık yaratabilir.