Emeklilerin maaş düzenlemelerine dair beklentileri her geçen gün yükseliyor. Enflasyon karşısında eriyen alım gücü, milyonlarca kişiyi etkilemeye devam ediyor. Son komisyon görüşmeleri, bu konuda yeni umutlar doğuruyor.
Plan ve Bütçe Komisyonu'nda gerçekleştirilen önemli bir toplantıda, emekli maaşlarındaki adaletsizlikler detaylı şekilde ele alındı. İYİ Parti Milletvekili Erhan Usta'nın da katıldığı görüşmelerde, en düşük emekli maaşı ile asgari ücret arasındaki farkın büyümesi en çok vurgulanan sorunlardan biri oldu.
Geçmiş dönemlerde en düşük emekli maaşı ile ortalama maaş arasındaki denge daha iyi korunurken, bugün bu oran ciddi şekilde bozulmuş durumda. Örneğin 2009 yılında en düşük maaş 100 birimken ortalama maaş 209 birim seviyesindeydi. Bu değişim, emeklilik sisteminin uzun vadeli sürdürülebilirliğini tehlikeye atıyor ve prim ödeme isteğini azaltıyor.
Komisyonda muhalefet tarafından getirilen kritik teklifler arasında en düşük emekli maaşının 25 bin TL'ye yükseltilmesi ve bu artışın tüm emeklilere uygulanması yer aldı. Ancak bu öneriler iktidar partileri tarafından reddedildi. Memurlara verilen seyyanen zamların emeklilere de yansıtılması talebi de kabul edilmedi.
Bağ-Kur prim gün sayısının 9 bin günden 7 bin 200 güne düşürülmesi gibi uzun süredir talep edilen düzenlemeler de komisyonda görüşüldü ancak hayata geçirilmedi. 3600 ek gösterge uygulamasının kapsamının sınırlı tutulması da eleştirilere neden oldu ve birçok emeklinin beklentilerini karşılamadı.
MHP'nin komisyondaki tutumu dikkat çekti. Parti lideri Devlet Bahçeli'nin geçmişte emeklileri sefalet ücretlerinden kurtarma yönünde açıklamaları olmasına rağmen, muhalefet tekliflerine AK Parti ile birlikte ret oyu verildi. Bu durum emekliler arasında büyük hayal kırıklığı yarattı.
Erhan Usta görüşmelerde hükümetin kısa vadeli çözümler ürettiğini ve günü kurtarma politikaları izlediğini belirtti. Emeklilerin yıllarca verdikleri katkılar karşılığında hak ettikleri refah payının sağlanmadığını vurguladı. Sistemin herkesin düşük maaş alacağı bir yapıya evrildiğini ve bunun sosyal güvenlik kurumunu zorlayacağını ifade etti.
Buna rağmen umutlar tamamen kaybolmuş değil. Komisyonda reddedilen tekliflerin TBMM Genel Kurulu'nda yeniden gündeme gelmesi mümkün görülüyor. Kamuoyu baskısının artması halinde hükümetin seçim endişeleriyle hareket ederek adım atabileceği değerlendiriliyor. Özellikle 1000-2000 TL arasında ek zam olasılığı konuşuluyor.
Emeklilerin haklarını savunmak için tepkilerini daha güçlü şekilde göstermesi gerektiği belirtiliyor. Anayasal haklar doğrultusunda seslerini duyurmaları değişim için önemli bir adım olabilir. Seçim sürecinin de bu gelişmeleri etkileyeceği ve erken seçim riskinin hükümeti harekete geçirebileceği öngörülüyor.
Temmuz ayı zamlarının yeterli olmayabileceği, asıl kapsamlı düzenlemelerin seçim sonrasına bırakılmak istenebileceği de tartışılıyor. Emekliler adil maaş artışı için birlik çağrısı alıyor. Güncel gelişmeleri yakından izlemek bu süreçte büyük önem taşıyor.
Emeklilerin karşılaştığı ekonomik zorluklar artık bireysel olmaktan çıkıp toplumsal bir mesele haline geldi. Adil bir emeklilik sistemi için yapılacak iyileştirmeler milyonlarca kişinin yaşamını doğrudan etkileyecek. Kamuoyu baskısı güçlendikçe olumlu adımların gelmesi bekleniyor.