Doğanın gücü karşısında zaman zaman en sağlam yapılar ve binlerce yıllık miraslar bile çaresiz kalabiliyor. Son günlerde etkisini artıran olumsuz hava koşulları, tarih ve doğanın iç içe geçtiği eşsiz bir noktada beklenmedik görüntülere sahne oldu. Bölge sakinleri ve ziyaretçiler, her zaman görmeye alışık oldukları o manzaranın yerinde artık bambaşka bir tablonun hakim olduğunu dile getiriyor.
Söz konusu olay, Muğla’nın huzur dolu atmosferiyle bilinen Köyceğiz ilçesinde meydana geldi. Bölgede etkisini gösteren yoğun yağışlar, yaşamı olumsuz etkilemekle kalmadı, aynı zamanda coğrafi dengeleri de değiştirdi. Yağışların ardından bölgenin en önemli su kaynaklarından biri olan Köyceğiz Gölü’nde su seviyesi hızla yükselmeye başladı.
Yükselen su seviyesine bir de şiddetli lodosun eklenmesi, durumu içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Kuvvetli rüzgarın etkisiyle göl suları taşarak çevredeki alanlara yayılmaya başladı. Bu taşmanın sonucunda ise yaklaşık 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olan ve her yıl binlerce kişiyi ağırlayan Sultaniye Kaplıcaları ile meşhur çamur banyoları tamamen sular altında kaldı.
Asırlardır insanlığa sağlık ve huzur dağıtan bu özel alan, göl sularının yükselmesiyle sessizliğe büründü. Antik dönemlerden bu yana varlığını sürdüren ve tarihsel süreçte pek çok medeniyete ev sahipliği yapmış olan bu kaplıca bölgesindeki havuzlar ve dinlenme alanları görünmez hale geldi. Suların ulaştığı nokta, bölgenin alışılmış çehresini tamamen değiştirdi.
Sultaniye Kaplıcaları, sadece tarihiyle değil, içeriğindeki zengin minerallerle de dünya çapında bir öneme sahip. Yapılan araştırmalara göre, bu şifalı suların içerisinde tam 12 ayrı mineral bulunuyor. Bu özelliği sayesinde, nadir bulunan termal kaynaklar arasında gösterilen merkez, hem yerli hem de yabancı turistlerin bölgedeki bir numaralı uğrak noktası konumundaydı.
Bölgeye gelen misafirler için en büyük eğlence ve sağlık aktivitesi olan çamur banyoları da bu doğal olaydan nasibini aldı. Kapalı ve açık havuzların sularla kaplanması, turizm faaliyetlerinin geçici olarak durmasına neden oldu. Normal şartlarda şifa arayanların doldurduğu o alanlar, şimdi sadece gölün yükselen sularına ev sahipliği yapıyor.
Ulaşım noktasında da kendine has bir yöntemi olan bu merkeze, genellikle Köyceğiz ve Dalyan üzerinden hareket eden yolcu tekneleriyle gidiliyordu. Turistlerin teknelerle ulaştığı ve doğanın ortasında saklı bir cennet gibi duran bu tesis, şimdi teknelerin yanaşmakta güçlük çektiği bir su havzasına dönüşmüş durumda.
Yaşanan bu doğa olayı, bölgedeki turizmcileri ve şifa arayanları üzse de göl sularının çekilmesiyle birlikte binlerce yıllık bu mirasın tekrar gün yüzüne çıkması bekleniyor. Doğanın kendi içindeki bu döngüsü, asırlık kaplıcaların tarih boyunca benzer durumlarla ne kadar çok karşılaştığını ve her seferinde ayakta kalmayı başardığını bir kez daha hatırlatıyor.