Siyaset sahnesinde taşları yerinden oynatacak, toplumun her kesiminde büyük bir merak uyandıran yeni bir dönemin kapıları aralanıyor. Vatandaşların geçim derdiyle boğuştuğu, gelecek kaygısının arttığı bu günlerde, umudu yeniden yeşertecek adımların hazırlığı yapılıyor. Halkın sesine kulak veren, sorunlara çözüm üretmeyi merkeze alan bu yeni yaklaşım, sadece bir siyasi partinin değil, tüm toplumun ortak geleceğini şekillendirmeyi hedefliyor. Beklenen büyük değişimin temelleri, kararlı ve emin adımlarla atılırken, bu yolculuğun nasıl bir sonuç doğuracağı şimdiden en çok konuşulan konular arasında yer alıyor.
Özgür Özel tarafından ilan edilen 2026 yılı, yeni bir siyasetin miladı olarak tanımlanıyor. Bu milat ile birlikte, mevcut yönetim anlayışının halkın halinden anlamayan, sadece kendini düşünen ve baskıcı yapısının tamamen değiştirilmesi hedefleniyor. Bu büyük değişim için muhalefet partileriyle el ele, omuz omuza bir dayanışma sergileneceği ve bu ceberrut iktidarın gönderilmesi için tüm güçlerin birleştirileceği vurgulanıyor. Hedeflenen bu milat, sadece bir yönetim değişikliği değil, toplumun her kesimini kapsayan demokratik bir dönüşümü temsil ediyor.
Bu siyasi yol haritasının en dikkat çekici noktalarından biri, iktidarın oluşturduğu kutuplaşma ortamına rağmen AK Parti ve MHP seçmenleriyle kucaklaşma iradesidir. Tayyip Erdoğan'ın talebi olan kutuplaşmaya karşı çıkılarak, halkın suni kavgalarla bölünmesine izin verilmeyeceği belirtiliyor. 2026 yılında gerçekleşecek bu dönüşümle birlikte, geçmişte mevcut iktidara oy vermiş ancak şimdi yoksulluk, işsizlik ve ekonomik sıkıntı çeken milyonlarla en samimi diyalogların kurulması planlanıyor. Amaç, kavgadan beslenen siyaset yerine, halka yoksulluktan ve işsizlikten birlikte kurtulmanın yollarını anlatmaktır.
Yeni dönemde izlenecek strateji, barıştan refah, refahtan huzur ve huzurdan da hep birlikte kalkınma inşa etmek üzerine kuruludur. Belirlenen hedeflere göre, 2026 yılı kimsenin kaybetmediği bir yıl olacak ve seçim kazanıldığında her görüşten vatandaş kendini güvende ve kucaklanmış hissedecektir. Mevcut yönetimin kavgayı büyüterek milletin ekmeğini küçültmesine karşılık, bu yeni siyasi milatla birlikte sofradaki eksiklerin tamamlanması ve toplumsal barışın sağlanması esas alınmaktadır. Bu süreçte zulme boyun eğilmeyeceği, "baş eğmek yerine baş vermenin" göze alındığı cesur bir duruş sergileneceği ifade ediliyor.
Bu yürüyüşün başarıya ulaşması için halkın desteğine ve aktif katılımına büyük önem veriliyor. Kapı kapı gezilerek partinin programının ve vaatlerinin anlatılması, bu toplumsal hareketin merkezinde yer alıyor. Ayrıca, Ekrem Başkan’ın ismi ve Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile somutlaşan bu kararlı yolculukta, tüm engellere rağmen geri adım atılmayacağı net bir şekilde ortaya konuluyor. Eğer bir adım geri atılırsa toplumun yüz yıl geri gideceği, sessiz kalınırsa milletin susturulacağı bilinciyle, 2026 yılına kadar aralıksız bir mücadele verilmesi hedefleniyor.
Siyasi atmosferdeki bu değişim, bir ormanın yangından sonra yeniden yeşermesine benzer; eski ve kuruyan dallar yerini, toprağın her köşesini saran ve birlikte büyüyen yeni filizlere bırakır.




