Döviz kurları ve ekonomik öngörüler, yeni yılın ilk günlerinde en çok merak edilen konuların başında geliyor. Özellikle 2026 yılı için yapılan uzman tahminleri, hem yatırımcıları hem de günlük hayatını döviz hareketlerinden etkilenen milyonları yakından ilgilendiriyor. Küresel faktörler ile yerel ekonomik politikalar, para birimlerinin geleceğini belirliyor. Peki, önümüzdeki yıl dolar ve euro hangi seviyelerde seyredecek? Çarpıcı tahminler, dikkat çekici detaylarla ortaya çıkıyor.
Uzman görüşüne göre, 2026 yılı ekonomik açıdan 2025'ten büyük bir farklılık göstermeyecek. Enflasyon verilerinin 5 Ocak'ta açıklanması beklenirken, Ocak ayı enflasyon oranının yüzde 1'in biraz altında gerçekleşeceği öngörülüyor. Aralık ayı enflasyonu, döviz kuru artışları ve yönetilen fiyat ayarlamalarının etkisi altında kalmış durumda. Son çeyrekte aylık enflasyon yüzde 1 civarında stabilize olmuş olsa da, ücretli çalışanlar için vergi yükü artmaya devam ediyor.
Büyüme oranı yüzde 4 olarak tahmin edilirken, resmi enflasyon hedefi yüzde 16'da tutulacak ancak gerçek enflasyonun yüzde 24-25 bandında gerçekleşeceği belirtiliyor. Merkez Bankası faiz politikasında önemli değişiklikler bekleniyor; Ocak ayında 1,5 puanlık indirimle başlanacağı ve yıl içinde 8 toplantıda toplam 9 puanlık düşüşle politika faizinin yüzde 38'den yüzde 29'a gerileyeceği öngörüsü yapılıyor.
Döviz kuru tahminleri ise en çok dikkat çeken bölüm. Kontrollü bir artış politikası izlendiği vurgulanarak, dolar/TL kurunun yıl sonunda 52-53 TL aralığında kapanacağı ifade ediliyor. Euro/TL kuru ise 64-65 TL seviyelerine ulaşabilir. Euro/dolar paritesinin 1,20-1,23 bandına yükselmesi beklentisi, ABD'nin faiz indirimlerine devam edeceği varsayımına dayanıyor.
Gelir ve ücretler konusunda önemli tespitler paylaşılıyor. İşçilerin yüzde 87'sinin asgari ücretin yaklaşık iki katı gelir elde ettiği ancak yoksulluk sınırı altında milyonlarca kişinin bulunduğu vurgulanıyor. Asgari ücretin yoksulluk sınırının altında kaldığı, 4,5 milyon emeklinin en düşük maaşlarının asgari ücret seviyesine yükseltilmesi gerektiği savunuluyor.
Enflasyonun düşüş trendi fiyat artış hızını yavaşlatacak olsa da, mevcut fiyat seviyelerinde gerileme olmayacağı ve satın alma gücünde anlamlı bir iyileşme beklenmemesi net bir şekilde dile getiriliyor. Ekonomik politika eksiklikleri eleştirilirken, "seçim yok zam yok" ifadesiyle ücretlerde ek iyileşme olasılığının düşük olduğu ima ediliyor.
Bu öngörüler, 2026'nın özellikle ücretli kesim için zorlayıcı bir yıl olabileceğini gösteriyor. Olumlu bir dönüşüm beklenmediği vurgusu, piyasalarda tedbirli bir duruşu teşvik ediyor.
Dolar tahmini 53 TL bandı ve euro tahmini 65 TL seviyesi, döviz yatırımcılarını yakından düşündürüyor. Faiz indirimlerinin döviz kuru üzerindeki etkisi, kontrollü yükseliş politikasını destekleyen bir faktör olarak öne çıkıyor. Yüksek enflasyon seyri ise günlük yaşam maliyetlerini etkilemeye devam edecek.
Sonuç olarak, 2026 döviz kuru tahminleri oldukça dikkat çekici. Dolar 53 TL euro 65 TL öngörüleri, enflasyon ve faiz detaylarıyla birleşince yılın ekonomik görünümünü netleştiriyor. Bu kapsamlı tahminler, önümüzdeki aylardaki gelişmeleri izlemek isteyenler için önemli bir rehber niteliği taşıyor. Piyasa hareketleri, bu öngörülerin ne ölçüde gerçekleşeceğini belirleyecek.
1. Giriş: Geleceğe Dair Ekonomik Merak
İçinde bulunduğumuz ekonomik belirsizlikler, hepimizi geleceğe dair endişeli bir bekleyişe sürüklüyor. Kur, enflasyon ve alım gücü üçgeninde sıkışan milyonlarca kişi için "yarın ne olacak?" sorusu hiç bu kadar hayati olmamıştı. Ekonomist Evren Bolgün'ün SÖZCÜ Televizyonu'nda paylaştığı 2026 yılı tahminleri, bu belirsizlik perdesini aralayan ve önümüzdeki döneme ışık tutan önemli ipuçları sunuyor. Bu yazıda, Bolgün'ün analizleri arasındaki en çarpıcı ve şaşırtıcı 5 noktayı sizler için özetledik.
2. 2026 Yılı İçin 5 Çarpıcı Ekonomik Öngörü
2.1. Dolar 53 TL, Euro 65 TL: Kontrollü Kur Politikası ve Sonuçları
Ekonomist Evren Bolgün'ün öngörülerine göre, 2026 yılı sonunda Dolar/TL kurunun 52-53 TL bandına, Euro/TL kurunun ise 64-65 TL seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu tahmin, hükümetin mevcut "kontrollü sıkı kur politikası" ile Amerika'nın faiz indirimlerine devam edeceği beklentisine dayanıyor. Kurdaki bu öngörülen artış, ithal ürünlerden temel tüketim maddelerine kadar geniş bir yelpazede fiyatların yükselmeye devam edeceğini ve alım gücünün daha da zayıflayabileceğini gösteriyor.
2.2. Toplumun Gizli Gerçeği: Çalışanların %87'si Asgari Ücretin İki Katından Az Kazanıyor
Analizdeki en sarsıcı verilerden biri, gelir dağılımındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor. Türkiye'deki çalışanların %87'si, asgari ücretin iki katına kadar olan bir maaş aralığında yer alıyor. Bu, çalışanların sadece %13'lük küçük bir kesiminin bu seviyenin üzerinde bir gelire sahip olduğu anlamına geliyor. Bu istatistik, toplumun büyük bir kesiminin yoksullaşma ile yüz yüze olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Bu çok kritik bir veri yani hani yoksulluk sınırının 100.000 liraya dayandığı bir ülkede çok zor ya gerçekten.
2.3. Enflasyonun Düşmesi Ne Anlama Geliyor? Fiyatlar Ucuzlamayacak!
Kamuoyunda sıkça yanlış anlaşılan bir konuya açıklık getiren Bolgün, enflasyonun düşmesinin fiyatların gerilemesi anlamına gelmediğini vurguluyor. Enflasyonun düşüşü, aslında "fiyat artış hızındaki yavaşlama" demektir. Yani, ürün ve hizmetlerin fiyatları artmaya devam edecek ancak geçmişe kıyasla daha yavaş bir oranda artacak. Dolayısıyla, gelirlerde anlamlı bir artış olmadığı sürece mevcut hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısı devam edecek.
Enflasyonun düşmesi demek fiyat artış hızındaki azalma demek. Yani mevcut fiyatlar geriye gitmiyor.
2.4. Milyonlarca Emeklinin Göz Ardı Edilen Durumu
Analizde dikkat çekilen bir diğer kritik grup ise en düşük emekli aylığı alan yaklaşık 4.5 milyon emekli. Bu emeklilerin maaşları, asgari ücretin "epeyce altında" kalıyor ve milyonlarca insan, açlık sınırının dahi çok altında bir gelirle yaşam mücadelesi veriyor. Bu durum, en düşük emekli aylığının acilen asgari ücret seviyesine yükseltilmesi gerektiği yönündeki çağrıların ne kadar haklı olduğunu gösteriyor.
2.5. Değişen Bir Şey Yok: 2026, 2025'in Bir Kopyası Mı Olacak?
Evren Bolgün'ün analizinin ana tezi oldukça net: "2026, 25'ten pek farklı olmayacak." Ekonomik büyümenin %4 civarında seyretmesi beklenirken, enflasyonun hedeflenen %16 seviyesinin oldukça üzerinde, %24-25 bandında kalacağı öngörülüyor. Bolgün'e göre bu hedeften sapmanın ardındaki temel nedenlerden biri, Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine devam etmesi beklentisidir. Uzman, politika faizinin yıl içinde %38'lerden %29'lar seviyesine kadar gerilemesini öngörüyor ki bu durum, enflasyonist baskıları canlı tutarak hedefe ulaşmayı zorlaştıracaktır. Bu tablo, özellikle çalışanlar ve sabit gelirliler için mevcut ekonomik zorlukların devam edeceği anlamına geliyor.
3. Sonuç: Ufukta Bir Işık Var Mı?
Özetle, Evren Bolgün'ün 2026 projeksiyonları; kontrollü de olsa artmaya devam edecek bir kur, gelir dağılımında derinleşen bir adaletsizlik, düşse bile yüksek kalacak bir enflasyon ve milyonlarca emekli ile çalışanın devam eden geçim mücadelesini ortaya koyuyor. Ekonomik tablonun, özellikle sabit gelirliler için zorlu olmaya devam edeceği anlaşılıyor.
Peki bu ekonomik tabloda, bireyler olarak kendi finansal geleceğimizi korumak için hangi adımları atabiliriz?