Spor

12 Dev Adam'dan Elemelerde Şok Edici Başlangıç

12 Dev Adam, Bosna Hersek’i 93-71’le adeta sahadan sildi! Biberovic şov yaptı, salon yıkıldı, fark 22 sayıya çıktı. Elemelerdeki efsane başlangıcın tüm çarpıcı detayları ve kahramanları burada!

A Milli Erkek Basketbol Takımı'nın 2027 FIBA Dünya Kupası yolundaki ilk adımı, basketbolseverlerin tüylerini diken diken eden bir mücadeleyle atıldı. Salonun her köşesinden yükselen tezahüratlar, adeta bir deprem etkisi yaratırken, ay-yıldızlılar rakiplerini adeta ezercesine sahayı domine etti. Bu galibiyet, sadece üç sayıdan ibaret değil; yılların özlemini dindiren, geleceğe umut tohumları eken bir zaferin habercisi. Peki, bu muhteşem geri dönüşün perde arkasında neler yaşandı? Skor tablosunun ötesinde, hangi kahramanlar parladı ve hangi anlar nefesleri kesti? Bu soruların cevapları, basketbol tarihine kazınacak detaylarla dolu.

Maç, 27 Kasım 2025'te, İstanbul'un kalbinde yer alan Turkcell Basketbol Gelişim Merkezi'nde start aldı. 2027 FIBA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 1. Tur C Grubu'nun açılış randevusu olarak Bosna Hersek'i konuk eden 12 Dev Adam, hakemler Wojciech Liszka, Lorenzo Baldini ve Ritvars Helmsteins'in düdüğüyle sahaya indi. Karşılıklı basketlerin yağmur gibi yağdığı açılış dakikalarında, tribünler adeta bir volkan gibi patladı. İlk üç dakikayı 6-5'lik üstünlükle geçen milliler, Tarık Biberovic'in liderliğinde hücumda fırtına gibi esti. Ömer Faruk Yurtseven ve Şehmus Hazer'in katkılarıyla yedinci dakikada fark dokuz sayıya zıpladı: 20-11. Bu an, seyircilerin ayağa kalkıp "Türkiye!" diye haykırdığı, salonun duvarlarının titrediği bir andı. Kalan bölümde savunma duvarını hiç indirmeyen ay-yıldızlılar, ilk periyodu 29-20 önde kapattı – bir uyarı ateşi gibi, rakiplere "Daha bitmedi" mesajı verdi.

İkinci çeyreğe girerken, hava iyice gerildi. Onuralp Bitim'in on ikinci dakikada turnikeden kaydettiği basket, skoru 31-20'ye taşıyarak farkı çift hanelere çıkardı ve tribünler coşku seline kapıldı. Bosna Hersek, altı oyuncusundan gelen skor katkısıyla toparlanmaya çalıştı; adeta bir geri dönüş filmi gibi, ikinci periyodun sonuna doğru farkı bire indirdi: 46-45. Bu dakikalar, maçın kaderini belirleyecek bir dönemeçti – nefesler tutuldu, koçlar kenarda ter döktü. Milli takım, soyunma odasına bu kıl payı üstünlükle girdiğinde, herkesin aklında tek soru vardı: Acaba bu momentumu koruyabilecekler mi? Devre arası molası, sadece skor değil, mental bir savaşın molasıydı; oyuncular, su şişelerini sıkıca kavrayıp, bir sonraki çeyrek için zihinlerini sıfırladı. Bu gerilim, basketbolun en saf haliydi – her topun bir hikaye, her faulün bir drama taşıdığı.

Üçüncü çeyrek, 12 Dev Adam'ın asıl yüzünü gösterdi. Sertaç Şanlı ve Tarık Biberovic'in kazandırdığı basketlerle hücumda adeta bir orkestra şefi gibi hareket eden milliler, yirmi dokuzuncu dakikada Şanlı'nın serbest atışıyla farkı yeniden çift hanelere fırlattı: 67-57. Bu bölümde savunma, bir kale gibi dimdik durdu; rakip şutlar havada sönüp gitti, top kayıpları minimize edildi. Son çeyreğe 67-58 önde giren Türkiye, artık sadece kazanmıyordu; domine ediyordu. Üçüncü periyodun bu patlaması, elemelerin en unutulmaz anlarından biri olarak hafızalara kazındı – çünkü burada, sadece sayı değil, takım ruhu sahaya yansıyordu. Oyuncular birbirine pas verirken göz göze bakıyor, her ribaundda "Biz buradayız" diye bağırıyordu içten içe.

Son periyot, tam bir şölen oldu. Taraftar desteğini sırtına alan ay-yıldızlılar, Tarık Biberovic, Kenan Sipahi ve Şehmus Hazer'in üçlükleriyle farkı açtı – her bir üç sayı, salonu ayağa kaldıran bir füze gibiydi. Maçın bitimine yirmi üç saniye kala Yiğit Arslan'ın dış atıştan kaydettiği basket, skoru 93-71'e taşıdı ve fark yirmi ikiye ulaştı. Bu final düdüğü, sadece bir galibiyet değil; bir milletin basketbol tutkusunu yeniden alevlendiren bir zafer marşıydı. Rakip Bosna Hersek'in direnci kırılmıştı; Castaneda 11, Alibegovic 18, Sulejmanovic 12 sayıyla çabalasa da, milli takımın kolektif gücü ağır bastı. Maç sonrası soyunma odasında sarılmalar, gözyaşları ve kahkahalar iç içe – bu, elemelerin sadece başlangıcı, ama unutulmaz bir başlangıçtı.

Peki, bu zaferin mimarları kimlerdi? Tarık Biberovic, 20 sayıyla maçın yıldızı olarak parladı; her hareketi, bir sanat eseri gibiydi, topu eline aldığında rakip savunmalar eridi. Şehmus Hazer 18 sayı, Sertaç Şanlı 14 sayı ile skora damga vururken, Kenan Sipahi'nin 12 sayılık katkısı orta sahada bir general gibiydi. Ömer Faruk Yurtseven 5, Yiğitcan Saybir 6, Ercan Osmani 7, Berk Uğurlu 3, Furkan Korkmaz, Yiğit Arslan 3 ve Erkan Yılmaz'ın dokunuşları, takımın derinliğini gösterdi. Ne yazık ki, Onuralp Bitim 5 sayı sonrası otuz birinci dakikada sağ ayak bileği sakatlığıyla oyundan çıktı – bu an, salonu bir anda sessizliğe gömdü, ama takım arkadaşları onun boşluğunu doldurmak için daha da kenetlendi. Bosna tarafında Vrabac 9, Penava 11, Hrelja ve Maric gibi isimler çabaladı, ama Türkiye'nin ritmi bozulmadı. Periyot skorları da hikayeyi anlatıyor: İlk çeyrek 29-20, devre 46-45, üçüncü 67-58 ve final 93-71. Her çeyrek, bir basamak gibi yükselerek zaferi inşa etti.

Bu galibiyetin ötesinde, 12 Dev Adam için ufukta yeni ufuklar var. Elemelerdeki ikinci sınav, 30 Kasım 2025 Pazar günü İsviçre deplasmanında. Fribourg kentindeki Saint-Leonard Spor Salonu'nda, TSİ 19.00'da başlayacak bu maç, grubun kaderini etkileyecek. İsviçre'nin sert savunması ve hızlı kontraları karşısında, millilerin bu momentumu sürdürmesi şart. Sakatlıklara rağmen, bu kadro derinlik ve yetenek dolu – Biberovic gibi yıldızlar, Hazer'in enerjisi, Şanlı'nın tecrübesiyle, Dünya Kupası hayali gerçek olabilir. Basketbolseverler, bu elemeleri bir macera gibi izleyecek; her maç, bir bölüm, her galibiyet bir zafer. Türkiye'de basketbolun ateşi yeniden yanıyor ve bu alev, Avrupa'yı aydınlatmaya hazır.

Ama durun, bu zaferin tadını çıkarmak için biraz daha derine inelim. İlk periyottaki o dokuz sayılık fark, sadece şans değildi; koçun taktiksel hamleleri, oyuncuların birebir eşleşmelerdeki üstünlüğüyle şekillendi. Biberovic'in penetreleri, Yurtseven'in pota altındaki hakimiyeti, rakibi şaşkına çevirdi. İkinci çeyrekteki geri dönüş korkusu ise, takımı daha da birleştirdi – o bire yakılan fark, adeta bir uyarı ziliydi, millileri ateşledi. Üçüncü çeyrekte Şanlı'nın serbest atışları, sadece sayı değil; özgüven enjeksiyonuydu. Son periyottaki üçlük yağmuruysa, taraftarın enerjisiyle beslendi – her basket, bir tezahürat dalgası yarattı. Bu maç, istatistiklerin ötesinde bir ruh haliydi; genç yetenekler gibi Yiğit Arslan'ın son dakika şutu, tecrübeliler gibi Sipahi'nin asistleri, geleceğin yıldızlarını müjdeledi.

Basketbolun büyüsü tam da burada: Beklenmedik anlar, kahramanlık hikayeleri ve o sonsuz heyecan. 12 Dev Adam, bu galibiyetle sadece üç puan almadı; bir ulusun hayallerini sırtlandı. Sakatlık gibi engellere rağmen, Onuralp'in boşluğunu dolduran ekip ruhu, asıl zaferdi. Şimdi gözler İsviçre maçında – orada da benzer bir fırtına esecek mi? Seyirciler, televizyon başındaki milyonlar, bu sorunun cevabını sabırsızlıkla bekliyor. Türkiye'de basketbol, yeniden doğuyor; ve bu doğum, elemelerin her adımında daha da güçlenecek. Eğer siz de bu heyecana ortak olmak istiyorsanız, topun peşinden koşmaya hazır olun – çünkü 12 Dev Adam, durmak bilmeyecek